'Erkek, kimliğini yitirdi'
Cumhuriyet · 19 Şubat 1992
Elisabeth Badinter, Paris'teki güzelim Luksembourg Parkı'na bakan kocaman bir evde oturuyor. Uzun boylu, açık mavi gözlü, soylu duruşlu, 3 çocuk annesi bir kadın. Üniversite öğrencisiyken, para karşılığında "kobay" olmayı kabul ettiği ve doğum kontrol hapını ilk deneyenlerden olduğu günleri geride bırakmış.
Elisabeth Badinter'e göre kadın ve erkek arasındaki fiziksel farklılık giderek azalıyor. Kadınların fiziksel güç performansı, hızla erkeğinkine yaklaşmakta. "Son 20 yıldan bu yana kadın sporcuların elde ettikleri sonuçların çıkışına bakılırsa, 2000 yılında özellikle maraton dallarında kadın sporcular erkeklere eşit bir performans gösterebilecekler." Yazara göre, hormon kullanan kadın sporcular var, ama kullanmayanlar da büyük performans içindeler.
"Fakat önemli olan, bu fiziksel eşitlik değil" diyor Badinter. "Önemli olan, Batı'da ulaşılan kadın ve erkeğin ideolojik ve hukuksal eşitliği. Artık yasal hiçbir eksikliği yok kadının. İdeolojik eşitliği ise kadın, ekonomik özerkliğinin yanısıra, gövdesi üzerinde edindiği egemenlikle sağladı. İstediği zaman çocuk yapabilme ve çocuğunun babasını özgürce seçme hakkına sahip olduğundan beri ideolojik eşitlik de gerçekleşti. Bilimsel gelişmeler, hamileliği kolay ve acısız duruma getirdiğinden bu yana, kadının çocuk yapması artık iş yaşamını da kesintiye uğratmıyor. Üç çocuklu kadınlar bile artık çalışabiliyorlar. Zaten hamileliğin ve çocuk sahibi olmanın bu denli kolaylaşmış olması, erkeğin de artık "niçin ben de doğurmayayım" sorgulamasını gündeme getirmiş bulunuyor."
Fransa'da ilk tüp bebeği gerçekleştiren ve transseksüellerin ameliyatında uzmanlaşmış Clamart Hastanesi raporlarında, cinsiyet değiştirmiş bu eski erkeklerin, hamile kalmak yolunda sürekli istekte bulundukları belirtiliyor.
"Bir erkeğin hamileliği şu an için çok riskli, ama gelecekte gerçekleştirilemeyecek bir olgu değil. Öylesine medyatik bir olay ki bu, bir gün çılgın bir ekip, reklam için mutlaka bir erkeği hamile bırakmayı deneyecek, bu kesin."
Cinsiyetlerin giderek birbirlerine yaklaşması ve kadın ile erkek arasındaki farkın azalmasının sonucu, "erkeklik" imgesinin ne kazanıp ne yitirdiği sorusuna şöyle yanıtlıyor Badinter:
"Her şeyden önce, kendisine kimlik kartı yerine geçen kadın üzerindeki haklarını ve toplumdaki iktidarını yitirdi. Babaerkil toplum biçiminin 3500 yıllık bir geçmişi var bizim bildiğimiz. Erkeklik nedir sorusu sorulmuyordu eskiden. Üstün olmak, egemen olmak, güçlü ve haklı olmaktı kimliği. Dolayısıyla, şimdi kimliğini yitirmiş bulunuyor. Kimliğini yeniden belirlemek çok acı bir işlevdir. Şimdi kadın, savaş ve terörizm dahil olmak üzere erkeğin yaptığı her şeyi yapabildiği gibi, bir de fazladan çocuk yapabildiği gibi, bir de fazladan çocuk yapıyor. Yani üstünlük kavramı karıştı."
