Gece vardiyasında kadın-erkek eşit
Cumhuriyet · 8 Mart 1992
Eşitliğin sınırı olabilir mi? Daha az eşit ya da daha çok eşit olabilir mi kadın ve erkek? Anlamsızlığını kendi içinde taşıyan bu sorunun yanıtını tartışıyor bugünlerde Fransa.
Demokrasi ve insan haklarının beşiği bu ülke, son yıllarda feminizm konusunda verilen kavganın, kadınların sosyal ve kişisel rahatlarıyla çatıştığı noktaya vardı. Fransa, önümüzdeki iki ay içinde Avrupa Topluluğu'nun aldığı ortak kararlardan birini uygulamaya başlamak zorunda. Bu AT kararı, gece çalışan işyerlerinde artık kadın emekçilerin de gece vardiyasına kalmak koşulunu içeriyor. 1969 yılından beri, sendikal anlaşmalar sonucu kadın çalışanlar gece vardiyasına kalmaya zorlanmıyorlardı. Yeni AT uygulamasıyla bu konuda isteğe bağlılık kalkacak ve işlerinde […] eşitlik ilkesiyle çelişen kararlar... Yansız bir bakışla incelendiğinde […].
Ne Fransa ne de dünyanın başka bir yerinde çöpçü olmak, lağımcı olmak, inşaat işçisi olmak için eşit iş hakları arayan feministlere rastlanmıyor. Kuşkusuz bu yüzden, yaşamını etini satarak kazanmayı yeğleyen kadınların sayısı, aynı olanaklardan yararlanan erkeklerden fazla. Yani, zor ve pis iş koşullarıyla karşılaşınca onurunu daha ucuza satışa çıkaranlar büyük çoğunlukla kadınlar. Oysa kadın ve erkek eşitse eğer, yalnız mühendislikte, doktorlukta vb. değil gece vardiyalarında ve zorunlu askerlikte de eşitlik olmalı. Kadınlar da çöpçü, lağımcı ya da inşaat işçisi olarak yaşamını kazanmalı.
Üstelik fiziksel güç farkının günümüz teknolojisi içinde önemini yitirdiğini ve özellikle Batılı toplumlarda her iki cins arasındaki fiziksel gücün giderek dengelendiğini de biliyoruz.
Elisabeth Badinter'in söylediği gibi, her şeyin, özgürlük ve eşitliğin de bir bedeli var. Özellikle Batılı kadın için bu bedel ödenmeye başlandı. Gece vardiyaları, kendisini üstün gören bir erkekle yaşamaktansa yalnız yaşamanın ağır sorumluluğu bu bedelin birkaç diliminden başka bir şey değil. Yakında kadınların biyolojik olarak erkeklerden fazla yaşama genel ortalamasının da tarihe karışacağı. Çünkü bu ortalama alınırken yapılan araştırmalar, çoğunlukla bizden önceki kadın kuşaklarının, yani evde oturup yemek yaparak çocuk büyüten ve vergi beyannameleriyle ilgilenen hemcinslerimizin genlerindi. Evde, okulda, işte, erkeklerden daha çok koşuşturmaya başlayan bizler, pek yakında kolesterol perhizlerine girip, yorgun kalplerimizle uğraşmak zorunda kalacağız.
