Kişisel çabayla kurulan bir kültür elçiliği
Cumhuriyet · 24 Mart 1992
Paris'te sekiz yıldan beri, Türk sanat sergileri ve kültür etkinlikleriyle Türkiye'nin tanıtımına katkıda bulunan, Fransızlara yönelik Türkçe dersleri veren bir kurum var: "Centre Culturel Anatolie", Anadolu Kültür Merkezi. Söz konusu kültür merkezi, tüm varlığını, etkinliğini ve hoşluğunu; bu işe baş koymuş, kafasını, parasını seferber etmiş otuzbeş yıllık bir Türk göçmenine borçlu: Doktor Fıtrat Demir Önger.
Anadolu Kültür Merkezi, geçen perşembe günü, Paris'in en canlı caddelerinden La Fayette sokağında yeni bir lokale kavuştu. Geniş ve aydınlık içi, zevkli dekorasyonuyla yeni Anadolu Kültür Merkezi, pek çok sergi salonu sahibine parmak ısırtacak, pek çok ülke temsilciliğini kıskandıracak kadar güzel bir yer.
Yeni merkezin açılışı, bugünlerde Paris'te bulunan Turizm Bakanı Abdülkadir Ateş tarafından yapıldı.
Paris'teki Türkiye büyükelçisi Tanşuğ Bleda ve resmi Türk makamlarının hazır bulundukları, davetlilerin çoğunu Fransızların oluşturduğu açılış töreni gerçekten başarılıydı.
Ancak, tüm bu "resmi temsil" görünümüne karşın, Anadolu Kültür Merkezinin Türk devletinden gerçek bir destek gördüğü söylenemez. Yaklaşık 4 milyon franka mal olan yeni lokalin alım projesi, iki buçuk ay Ankara'daki "resmi mercilerde" bekletilip, sonunda "paramız yok", yanıtıyla geri çevrilince, yine tek bir kişinin omuzları üstünde, daha doğrusu, cebini boşaltarak yükseldi: Dr. Fıtrat Demir Önger.
Paris'teki tüm Türklerin, romatizmadan nezleye varan tüm dertlerinde başvurdukları "yetkili merci" Demir Önger, Fransız başkentinde hak edilmiş bir üne sahip, ergin ve bilgin bir kardiyolog.
Daha çok "kişisel köşeyi dönüş" politikasının geçerli olduğu günümüzde, mesleğinde ve yaşamında kendisini kanıtlamış bir Türkün, Türkiye ve Türk kültürünü yaymak için harcadığı karşılıksız çabayı açıklamak gerçekten çok güç. Ancak, durum bu ve Anadolu Kültür Merkezi'nin yeni lokali, Dr. Önger'in iki dairesini satarak ve aynı yola baş koyan karısı Françoise Önger'in 35 saat süreyle pazarlık ettiği banka kredileri sayesinde, Paris'in göbeğinde açılmış bulunuyor.
Daha önce pek çok Türk sanatçısının yapıtlarını sergileyen ve Paris'teki Yunus Emre Kollok'unun düzenlenmesine katkıda bulunan Merkez, yeni kapılarını ünlü fotoğrafçı Arthur Thevenart'ın Antik Türk Sitleri, çeşmeler ve Isparta'nın gül bahçeleri fotoğraf sergisiyle açtı. Söz konusu sergi, 18 Nisana kadar sürecek. Fakat merkezin tek etkinliği sergiler değil. Anadolu Kültür Merkezi'nin 2150 üyesi, 237 Türkçe öğrencisi, beş Türkçe öğretmeni var.
Türkçe öğrenmeye gelen öğrencilerin %85'ini, Fransızlar oluşturuyor. Kısacası bir Türkiye elçiliği, bir Türk kültür karargahı burası. Türkiye'yi tanıtmakta yaygın bir işlevi var.
Peki Türk devleti yardım ediyor mu böylesi bir kuruma?
Evet diyemiyoruz, bu soruya. Dışişleri Bakanlığının Türkçeyi yayma fonundan yılda (kimi kez gelip, kimi kez gelmeyen) 120.000 frank, yaklaşık 121 milyon Türk Lirası veriliyor Anadolu Kültür Merkezi'ne. Oysa merkezin yıllık bütçesi 1,5 milyon frank, yani 1 milyar 600 milyon TL. İşçi dernekleri gibi kuruluşlara sübvansiyon veren Fransız devletinin de bir katkısı olmayan kurum, yalnızca öğrenci gelirleri ile dönüyor ve tabii kardiyolog Önger'in dehasıyla.
Yeni lokalin açılış kunuşmasında Turizm Bakanı Abdülkadir Ateş de böyle bir merkezin varlığı karşısında duyduğu gurur ve sevince karşın, Türk devletinden maddi destekten çok manevi destek beklenmesi gerektiğini itiraf etti.
Bu kapsamda, insanın aklına ister istemez, nasıl olup da Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Türk derneklerine 2,5 milyon dolar yardım yapan Türkiye'nin böyle bir kuruluşa niçin "madden" ilgisiz kaldığı sorusu geliyor. Türkiye'nin Avrupa'daki tanıtımını üstlenen ve sayın Turgut Özal'ın oğlunun ortağı bulunduğu bir Türk şirketinin işbirliği yaptığı ünlü Fransız reklam şirketine kaç para verildiği sorusu da geliyor tabii akla. Söz konusu Avrupa'daki "Türkiye tanıtımı", bilindiği gibi iki sayfalık bir broşürle sınırlı kalmıştı. Acaba kaç para ödendi bu iki sayfalık tanıtıma?
Birinci sorunun yanıtı açık: Dr. Fıtrat Önger gibi han hamam satıp Türkiye için çabalayan bir "aslansın!" varken, Paris'teki Anadolu Kültür Merkezi'ne niye para harcasın Türk devleti? İkinci sorunun yanıtını öğrenmek içinse, oğul Özal'ın "Avrupa'daki Türkiye tanıtımı" projesinden ne kazandığına bakmak yeterli. Türkiye'nin hiç bir şey kazanmadığı kesin.
