Fransızlar kadın kurtarıcı istemiyor
Cumhuriyet · 4 Nisan 1992
Bazılarının sıcak sevmediği ortamlarda, gelen zaman giden zamanın üstüne abandığında, hak edilmeyen her şey, ama her şey; layık olunmayan ün, geçici başarı, alınteriyle kazanılmayan para, iktidar, yönetim ve güç, geldiği gibi gider. Her şey, ama her şeyin birer sahibi vardır. Bir de ona layık olmadan sahipleneni. Ve gün dolunca, o her şey, sahibine döner.
İktidarların da sahipleri vardır. Hırs ve enerji değildir yalnızca tepede kalmayı sağlayan. Bunun en son örneğini, Fransa tarihinin ilk kadın Başbakanı Edith Cresson'un istifasıyla gördük.
Ne garip değil mi? Demokrasinin beşiği, kadın-erkek eşitliğinin en randımanlı olduğu ülkelerden biri Fransa, ne krallık rejimi sırasında bir kadın kraliçe görmüş ne de cumhuriyet döneminde bir kadın başbakana katlanabildi. Edith Cresson, on buçuk ay dayanabilmişti.
Edith Cresson'a bugün tüm Fransa selam veriyor. Niteliklerini öve öve bitiremiyor, yazık oldu, çok yazık diye söyleniyor tüm medyalar. İstifasının ardından boşanan ağlamaklı kalemlere şöyle bir bakınca, inanası gelmiyor insanın.
Önce, kadındı. Üstelik de François Mitterrand'ın eski sevgilisi. Hem kadın hem akıllı olunca, doğrusu bunu Fransızlar bile hoşgörmüş gibi yapsalar da bağışlayamıyorlar. Oysa yansız olarak bakıldığında, bugün herkesin hemfikir olduğu gibi, uyguladığı politikalar yanlış değildi Cresson'un. Büyük bir olasılıkla, başlattığı hiçbir reform ve yenilik hareketi durdurulmayacak, değiştirilmeyecek. Ama Mitterrand'ın sevgilisiydi... Bu büyük bir kusur.
İktidarın gerçek sahipleri, yani çirkin yüzlü ve çirkin ruhlu politikacılar, köpekbalıkları, kurtlar ve sırtlanlar; kendilerinin adam harcayarak, ikiyüzlülük ederek, yalan söyleyerek, binbir dolap çevirerek geldikleri zirveye, bir kadının, salt Cumhurbaşkanı'nın eski göz ağrısı olarak gelmiş olmasını hazmedemediler.
Ve iktidar çarkı, yine sahibine döndü. Önce devletçiliği, ardından özelleştirmeyi savunan, sermayenin ve borsanın dilini konuşan, ablak yüzlü çirkin bir ihtiyara: Pierre Beregovoy'a. O adam ki maliye bakanı olduğu Edith Cresson kabinesinde, Cresson'u darda bırakmak için elinden geleni yapmıştı.
Şimdi ne yapacak, merakla bekleniyor. Belki de Cresson'un yapmasına izin vermediği tüm önlemleri alacak, maliyenin musluklarını işsizler ve yoksullar için açacaktır. Artık iktidar onda ya...
Edith Cresson'un başını yedi Fransa devleti. Jeanne d'Arc'ı da sonunda İngilizlere satmıştı zaten Fransa Kralı Louis.
Anlaşılan bu ülke, "kadın" kurtarıcı istemiyor. İktidarın sahipleri, yeni bir emre kadar erkekler. İktidarsızlıkların da. Biri olmadan diğeri olmuyor galiba.
