Paris'e sevdalı bir bulut yağdı
Milliyet · 5 Mayıs 1992
YALNIZ Fransa'nın değil, tüm Avrupa'nın en büyük kültür merkezi Georges Pompidou, 29 ve 30 Nisan günleri Türkiye ve Türk kültürü açısından görkemli bir sanat etkinliğine sahne oldu. Mehmet Ulusoy'un kendine özgü yaratıcılığıyla Nazım Hikmet'in “Sevdalı Bulut” adlı lirik masalından sahneye uyarladığı oyun, George Pompidou Kültür Merkezi'nin büyük salonunda (Grand Salle), Genco Erkal ve Dostlar Tiyatrosu topluluğu tarafından iki gece üst üste kapalı gişe oynadı.
George Pompidou Kültür Merkezi var olduğundan bu yana ilk kez, Türkçe oynanan bir tiyatro yapıtına kapılarını açmış bulunuyor. Mehmet Ulusoy'un Türk kültürünün bugüne değin yetiştirdiği (ve Türk devletinin değerini bilmediği) en büyük ozan Nazım Hikmet'in tüm dizelerine bir saygı selamı anlamını taşıyan oyunu hakkında söyleneceek çok övgü var. Özetlemek gerekirse, Nazım Hikmet'in dehası, Mehmet Ulusoy'un çarpıcı biçemi ve Genco Erkal ile “dostlar”ın inanılmaz güçteki yorumuyla birdenbire, ortaya bir başyapıt çıkılmış denilebilir.
Türk seyircisi, bu oyunu İstanbul'da yüzden fazla temsille ödüllendirdiğinden iyi tanıyor. Paris'teki kadrı ve dekor aynıydı. Ancak, Mehmet Ulusoy'un kimi kez yumuşak bir kadın göğsü, doğurgan bir ana karnı, kimi kez İstiklal Savaşı'nın üç numaralı nakliye kamyonu, ağır makineli yüklü bir sandal, fabrika, at ve toprak olarak kullandığı o altmış petrol bidonunun, bir otobüsle yaptığı Avrupa turnesi, bambaşka bir efsane doğurdu. Dostlar Tiyatrosu topluluğu, bu oyunu fiziksel güçlerinin ve yüreklerinin yetebileceği en üst sınırda oynuyor. Birisi için daha iyiydi ya da daha kötüydü demek olası değil. Böylesine içten gelen bir inanç ve güdünün ötesine geçen sanatçı fiziği karşısında ancak saygı duyulur.
George Pompidou Kültür Merkezi'nin Büyük Tiyatrosu'nu dolduran “Iğne atsan yere düşmez” kalabalığı arasında, elbette Türkler, Fransızlar, ama Nazım Hikmet'i tanıyan ve merkezde gündüz yapılan anonsları duyan İspanyollar, İtalyanlar ve Almanlar da vardı. Bu uluslararası seyirci, sahnede yaratılan o eşsiz insanlık macerasını ayakta alkışladı. Paris'teki “Sevdalı Bulut” seyircisinin duygularını, sanırım en iyi biçimiyle, oyundan çıkarken arkadaşıyla konuşan bir İspanyol seyircisinin kulağına çalınan sözleri anlatıyor: “que fuerza de corazon!”, (Ne büyük yürek gücü...)
Oyuncusuyla, teknisyeniyle, dekoru ve müziğiyle “Sevdalı Bulut”, bir yürek işi, bilek işi, kafa ile kol gücünün birbirini kucakladığı bir anma töreni Nazım Hikmet'e. Bu büyük ozan için, 90. doğum yıldönümünde Avrupa'nın en büyük kültür merkezinde böyle bir selam sunuldu yeryüzüne işte.
Mehmet Ulusoy'a gelince... Oyun boyunca salonun gözlerden ırak bir merdiven boşluğunda ayakta duran Ulusoy, bir çocuğun coşkusuyla izlediği “Sevdalı Bulut”unu seyrederken, Genco Erkal ve dostlarının bazı esprilerine yeni doğmuş bebek sesleri çıkararak gülüyordu.
Sanatta başarı, galiba çocuksu heyecanları yitirmemekten geçiyor. Genco Erkal ve Dostlar Tiyatrosu, “Sevdalı Bulut”u Paris'ten sonra Londra'da sergileyecek, sonra yine Fransa'ya dönüp Mulhouse, Metz ve Nancy'de de oynayacaklar.
Turnenin Fransa bölümünü, bu ülkedeki iki Türk işçi derneği, ATT (Türkiyeli İşçiler Derneği) ve Elele düzenlediler.
[Fotoğraf altyazısı: Dostlar Tiyatrosu, kurulduğundan bu yana ilk kez bir Türk tiyatrosunun kapılarını açan George Pompidou Kültür Merkezi'nde kapalı gişe oynadı.]
