Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1992

Cannes: Robert Altman'ın dönüşü

Milliyet · 13 Mayıs 1992

CANNES Film Festivali, sinema dünyasının önünde giderek sayıları azalan bir yıldız yağmuru ile sürüyor. Şenlik sarayının önünde, sevdikleri oyuncuları bir an görebilmek için birbirini çiğneyen kalabalıklar ve lüks otellerin yüksek katlarında o kalabalıkları “uzaktan sevmeyi” yeğleyen ünlü oyuncular, bu büyülü evrenin tabandan tavana uzanan ve biri olmayınca diğeri yok olan katmanları. Ama kimi kez, kimi cesur yönetmenler, sinemaya seyirciden ilgisiz bir açıdan, sinemanın kendi içinden bakıyorlar. Hollywood'un özgün yönetmenlerinden Robert Altman, “The Player”(Oyuncu) filmi ile yeryüzü sinemasının en pırıltılı kalesi Hollywood'un içyüzünü anlatıyor. Yedinci sanat tarihinin en çok sayıdaki “star”ını bir araya toplayan film, bu yapay dünyanın acımasız kurallarını, paranın peygamberliğini, günde “yüz elli senaryo önerisi” almazsa kendisini “yok” sayması gereken Hollywood mahkûmlarını, birbirinin önünü kesebilmek için cinayet işlemeye hazır oyuncuları, acımasız bir mizahla tırmalıyor.

Cannes Film Festivali'nin resmi bölümünde yeralan yapıt, Robert Altman'a göre “Altın Palmiye” ödülünü almamalı. “Çünkü” diyor Altman, “Yeter artık. Üç yıldır Amerikan filimlerine veriliyor ödül. Üstelik, benim filmim çevresinde çok gürültü koparıldı. Ben jürinin yerinde olsam, küçük bütçeli, yeni bir yönetmen keşfetmeye çalışırdım. Cannes'ın varoluş nedeni de bu değil mi zaten?”

Türk seyircisinin de tanıdığı “Mash”(Doktorlar Eğleniyor) filmiyle 1970 yılındaki Cannes Festivali'nde altın palmiye kazanan Robert Altman, örneğin profesyonel yaşamında değer verdiği tek festival, Cannes Şenliği. Oscar ödüllerine ateş püskürüyor. “Para dümeni” olarak tanımladığı bu ödülün kendisine verilmeyeceğini söylüyor. “Ya bir gün verirlerse?” sorusuna, “Başka işim yoksa belki gider alırım.” diye yanıtlıyor.

Gerek ABD, gerekse Cannes Film Festivali'nde olağanüstü bir ilgiyle karşılanan “Oyuncu” filminde 70 tane oyuncu, birkaç dakikalık, birkaç saniyelik roller üstlenmişler. Çok küçük paralar karşılığında. Ve bu paralar da oyunculara yönelik bir vakfa bağışlanmış. Julia Roberts'tan James Coburn'a akla gelen tüm yıldızların oynadığı “The Player”, yönetmeni Altman'a göre bu sanayide çalışan insanların imzaladığı bir çeşit bildiri, tanıklık, şikâyet dilekçesi anlamı taşıyor. “Holywood'un en iğrenç tarafı” diyor Altman, “İnsanların kendi kendilerine röntgencilik yapmak meraklarıdır. Mash filmine en çok, doktorlar bayılmıştı. Oysa yerden yere vuruluyorlardı. 'Oyuncu' filmi de böyle işte. Eğer, bu filmde benim acımasız olduğum birileri varsa, onlar da seyircilerdir. Bu rezil sinema dünyasını paralarıyla besleyen seyirciler.”

Cannes sinema şenliğinde, Fransa'yı resmi yarışma bölümünde temsil eden dört yapıt arasında “Jülyet'ler Ülkesinde” adlı filmiyle Mehdi Şerif adlı Arap kökenli bir yönetmen var. Dördüncü çalışmasıyla Cannes jürisinin karşısına çıkmayı başaran Mehdi Şerif, Fransa'da 1985 yılında yaptığı ilk filmi “Arşimed'in Haremində Bir Çay” ile dikkati çekmişti. Henüz kırk yaşındaki genç yönetmen, “Jülyet'ler Ülkesinde” adlı yarışma filminde, cinayetten mahkûm olmuş üç kadının bir hafta sonu izinini birlikte geçirmelerinin duyarlı ve ilginç öyküsü. Üç kadın oyuncudan birisi, “Paris'te Son Tango”dan tanıdığımız Maria Schneider. Kadınları hiç ama hiç tanımadığını ifade eden Mehdi Şerif'in bu kadın dünyası üstüne filmi, bakalım Cannes jürisini fethedebilecek mi? Yaşamının yirmi yılını cehenneme çevirdiği kocası yüzünden bir de yirmi yıl hapis cezası yiyen Raysa (Maria Schneider)'ın öyküsünün pek çok kadın seyirciyi duygulandıracağı kesin.

[Fotoğraf altyazısı: “Oyuncu” filmiyle Amerika'dan sonra Fransa'da da büyük ilgi çeken Robert Altman'ın filminde tam 70 yıldız oyuncu rol alıyor. Altman, Cannes'da bunlardan ikisiyle Whoopi Goldberg ve Tim Robbins...]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1