Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1992

'Türkiye'den şikayetçiyim

Milliyet · 15 Haziran 1992

İSTANBUL'da 4 Haziran günü İran rejimine bağlı bir grup komando tarafından kaçırıldığı ileri sürülen Halkın Mücahitleri örgütü üyesi Mansur Amini'nin karısı Cemile İslami ile Paris'te görüştük. Cemile İslami, kocasının bulunması için çeşitli uluslararası kuruluşların yanı sıra, Fransa Cumhurbaşkanı'nın eşi ve France-Libertes adlı insan hakları vakfının başkanı Daniele Mitterrand'a başvurmuş bulunuyor. Daniele Mitterrand'a yazdığı mektupta, "Türk hükümetinin, kocasının bulunması için hiçbir çaba harcamadığını" ileri süren Cemile İslami, Daniele Mitterrand'dan kocasının kurtarılması için Türk hükümeti nezdinde girişimde bulunmasını istiyor. Asıl adı Ali Ekber Gorbani olan kocası Mansur Amini ile birlikte sekiz yıldır Fransa'da "siyasal mülteci" olarak yaşayan Cemile İslami, 33 yaşında. Tahran Üniversitesi mezunu bir sosyolog. İngilizce konuşuyor ve İran'daki rejime karşı mücadele eden Halkın Mücahitleri örgütünün aktif bir üyesi. Kocasının kaçırılması olayından çok etkilendiği görülen genç kadın, Paris'te Milliyet'e şunları anlattı:

"Olay sırasında bir görevle Almanya'da bulunuyordum. Arkadaşlar (örgüt üyeleri) Mansur belki çabuk bulunur, Türk polisi kendisini kurtarır diye, kaçırıldığını önce benden gizlemişler. Sonra, uluslararası düzeyde girişimlerde bulunabilmek için söylemek zorunda kaldılar. Örgütümüz, Süleyman Demirel başta olmak üzere Türk hükümetine, polis yetkililerine İranlı teröristlere ait bulunan ve Mansur'u izleyebilecekleri tüm yerleri bildirdi. Ayrıntılı bilgi verdi. Oysa şu ana değin Türk polisi hiçbir önlem almadı. İranlı teröristlere karşı hiçbir harekâta girişmedi. Kaçırıldığı arabayı bile bulamadı. Bir arabayı bulmak o kadar zor mu? Tüm insanlık duyguları taşıyan Türk vatandaşlarını, Türkiye'de yaşayan İranlıları kocamın bulunması için yardıma çağırıyorum.. İran'ın sizi istediği gibi kullanmasına izin vermeyin. Yetkililere yalvarıyorum, bir şeyler yapsınlar. Teröristler, kocamı sınırdan geçirebilirlerse İran'a götürüp öldürecekler. Rafsancani bu işe bilfiil karıştı, biliyorum."

Zaman zaman hıçkırıklarla kesilen konuşması sırasında Cemile İslami'ye "Rafsancani bilfiil karıştı ise, kocanız çok önemli bir kişi demektir. Türkiye'de ne yapıyordu?" diye soruyoruz. Cemile'nin yanıtına göre 36 yaşındaki Mansur Amini, 1979 ile 83 yılları arasında Türkiye'de "meteoroloji" öğrencisi olarak bulunmuş. Fransa'ya "siyasal mülteci" statüsüyle yerleştiğinden bu yana sık sık Türkiye'ye gidiyor ve İran'dan kaçan İranlı mültecilerin gerek Türkiye'ye yerleştirilmesinde, gerekse dışarı çıkartılmasında yardımcı oluyormuş. Çok güzel Türkçe konuşan Amini, yüksek düzeyde Türk yetkilileri ile sıkı işbirliği içinde bulunan, "çok tanınmış" bir örgüt elemanı olarak biliniyor.

Cemile İslami, Milliyet'le olan randevusuna Halkın Mücahitleri'nin bir yetkilisi ile bir koruma görevlisi eşliğinde geldi. Koruma görevlisi dışarıda beklerken, Cemile İslami, kısık bir sesle kısa yaşamını anlatıyor: "1979 yılında İran'dan kaçarak Türkiye üzerinden Fransa'ya iltica ettim. Türkiye'ye gidip geldim eşimle birlikte, ancak çok kalmadım. Mansur'la Paris'te tanıştık. Sekiz yıldır evliyiz. Çocuğumuz yok. (Ya da var ve güvenlik açısından gizliyor). Türkiye'ye dönersem, benim de canım tehlikede."

Halkın Mücahitleri örgütü, Mansur Amini'nin bulunması için Türk hükümetine baskı yapabilecek tüm kuruluşlara başvurmuş bulunuyor. Avrupa parlamentosu, 11 Haziran'da Mansur Amini'nin kaçırılmasını kınayan ve Türk hükümetinin kendisini bulması için gerekli çabayı göstermesini isteyen bir karar metni kabul etti. Ayrıca aynı örgüt, Fransa ve İsviçre'de tuttuğu avukat büroları aracılığıyla hukuksal girişimlere başlamış bulunuyor. Cemile İslami'ye, örgütün bu çalışmalar için nereden para sağladığını soruyoruz. Verilen yanıta göre İran'dan kaçan pek çok İranlı ve hatta henüz orada yaşayan kişiler para yardımı yapıyorlar, ayrıca Halkın Mücahitleri'nin de çeşitli "business"leri var. "Ne çeşit iş (business)?" diye soruyoruz. Yatırımlar, ithalat ve ihracat, biçiminde yanıtlanıyor bu soru. Cemile'ye son sorumuz, "Niçin İran'daki rejime karşısınız ve mücadele ediyorsunuz? Bakın, giyiminizden sizin de dindar olduğunuz anlaşılıyor. Herhalde bu başörtüsünün yerine çarşaf giymek sizin için çok rahatsız edici olmasa gerek. Sorun dinsel değilse nedir?" biçiminde.

Cemile İslami ile görüştükten sonra Paris'te Daniele Mitterrand'ın başkanı bulunduğu France-Libertes vakfını aradık ve Cumhurbaşkanı'nın eşinin, İstanbul'da kaybolan İranlı için ne gibi girişimlerde bulunacağını sorduk. Özel Kalem Müdürü, "bayan Mitterrand'ın gerekeni yapacağını, fakat bu gerekeni yaparken basına bilgi vermek gibi bir alışkanlığı olmadığını" belirtti. Zarar yok, başka yerden öğreniriz.

Cemile İslami ile görüşmekten dönerken, otobüste iki şık İranlı hanımla karşılaştık. Altın ve pırlantalara bürünmüş, başları bacakları açık, şen şakrak konuşarak yolculuk ediyorlardı. Fransa'ya "siyasal mülteci, ama işadamı" olarak yerleşik kocaları, Cemile İslami'nin eşi gibi İranlıları besliyordu.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1