Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1992

"Türk düşmanı değiliz"

Milliyet · 6 Temmuz 1992

ERMENİSTAN Devlet Başkanı Levon Ter Petrosyan tarafından ülkeyi terk etmeye zorlanan Ermenistan'ın en güçlü muhalefet partisi Taşnaksütyun'un "dünya lideri" Grayir Marukyan, Paris'te Milliyet gazetesine özel bir demeç verdi.

Fransa'daki Taşnaksütyun (Devrimci Ermeni Federasyonu) bürosunda, oldukça yorgun ve sıkıntılı görünen Marukyan, Ermenistan'ı terk etmesiyle sonuçlanan olayları gazetemize şöyle anlattı:

"Levon Ter Petrosyan, beni KGB ajanı olmakla, iktidardaki Ermeni Ulusal Hareketi aleyhine çalışmakla ve Ermenistan'daki felaket bölgelerine gelen yabancı yardımlarını Taşnak Partisi için kullanmakla suçluyor. Oysa, cumhurbaşkanı sıfatıyla Ter Petrosyan, parlamentonun yarısını oluşturan bir muhalefete ve bu muhalefetin itici gücünü oluşturan Taşnak Partisi'ne iftira etmemeliydi. Suçlamaların herbiri saçma ve temelsiz. Kendisinden kanıtlamasını istedim, kanıtlayamadı. Bir cumhurbaşkanına, yanıt hakkı tanımadığı bir TV programıyla kara çalmak yakışmaz. Suçlandım, hem de ağır biçimde. Ve yanıt hakkı verilmedi. Eğer günün birinde düzmece belgelerle, 'İşte kanıt' diye ortaya çıkarlarsa inceleteceğim ve uzmanların kararımı kamuoyuna açıklayacağım.

Petrosyan, demokrasi diyerek başa geldi, demokrasinin en temel kurallarına bile ters düşüyor. Tek partili bir yönetim izliyor. Ve verdiği gözdağlarından en önemlisi de, bütün muhalefet partilerini, özellikle de Taşnaksütyun'u kapatmakla tehdit etmesi."

Grayir Marukyan, "Levon Ter Petrosyan'la hangi konularda anlaşamıyorsunuz?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Petrosyan, tek başına hareket ediyor ve kararlar alıyor. Ne kendi çevresine, ne de muhalefete danışıyor. Türkiye'yi silah olarak kullanıyor. 'Benden vazgeçerseniz, Türkiye ile diyalog kuramazsınız, masaya oturamazsınız' diyor. Tüm siyasal stratejisini Batı'ya dayalı olarak kurdu. Oysa biz, bölgedeki yakınlıklarımız dolayısıyla önce Ortadoğu ve başta Türkiye olmak üzere komşularımızla birlik olmalı, ilişkilerimizi bu temele dayandırarak Batı'ya açılmalıyız görüşünü savunuyoruz."

"Peki, siz iktidara gelseniz, Türkiye ile ilişkileriniz nasıl olacak? Örneğin Taşnaksütyun'un Türkiye toprakları üstündeki iddiaları ne olacak?"

Ermeni Taşnaksütyun lideri Marukyan, şöyle konuştu: "Petrosyan, parlamentonun yarısını oluşturan bir muhalefete ve bu muhalefetin itici gücünü oluşturan Taşnak Partisi'ne iftira etmemeliydi. Suçlamaların herbiri saçma ve temelsiz. Kendisinden kanıtlamasını istedim, kanıtlayamadı."

Taşnaksütyun lideri Grayir Marukyan, "Türkiye'den somut olarak neler bekliyorsunuz?" sorusuna şöyle karşılık veriyor:

"Aramızdaki sorunların siyasal, nüfus ve tarihsel çerçevelerini iyice inceleyerek bir masaya oturmak ve karşılıklı tavizlerle, Ermeni toplumunda haksızlık duygusu uyandırmayacak biçimde toprak üstünde hak iddiaları sorununu çözmek istiyoruz. Bu iddialara dokunmadan geçiştirmek yerine, karşılıklı tavizlerle bu tarihsel sorunu kesin sonuca bağlamak önemli. Türkiye, tarihsel ve sosyal anlamda büyük bir devlet. Ermenistan da öyle. Her iki tarafta da bir Modus Vivandi (günün gerçeklerine uygun yöntem) bulmak zorunluluğu var ve bunu göstermeliyiz."

Görüşmenin bu yerinde, Marukyan'a "Örneğin" diyoruz, "Türkiye, 1915 soykırım iddialarını resmen kabul edecek olsa, siz de toprak iddialarınızdan vazgeçer misiniz?"

Marukyan, "Soykırımı tanımak bir taviz sayılmaz" diyor. "Soykırımı açıkça söylemeden de tanıyan devlet adamları var Türkiye'de."

Kendisinden Türkiye'den istediği bir tavizi örneklemesini istediğimizde ise, şunları söylüyor:

"Masaya oturmadan böyle bir taviz biçimlenemez. Ancak, bir örnek vermek gerekirse, kurulacak bir diyalog ve anlaşmanın sonucunda şu anda bulunduğu bölgeye sıkışıp kalan Ermenistan'a Karadeniz üstünden bir deniz kapısı açmak, büyük ferahlık verirdi. O zaman, kuşaktan kuşağa Ermeni tarihine geçen bazı hak iddialarından vazgeçmeyi Ermeni toplumuna kabul ettirmek daha kolay olurdu elbet. Ama bunu yalnızca bir örnek olarak söylediğimi yineliyorum."

Marukyan, kendisinin Ermenistan'dan ayrılışından sonra Levon Ter Petrosyan yönetimi hakkında ise şöyle konuşuyor:

"Türkiye ile oturup konuşmak prensibini asla reddetmedik. Örneğin, bundan uzun yıllar önce, Almanya'da İhsan Sabri Çağlayangil'le, diğer Ermeni partileri de olmak üzere bir görüşme yapmıştık. Bu görüşmeler elbette bir sonuç vermedi. Çünkü Çağlayangil o masada hiç ilgili olmayan konuları gündeme getirmişti. (Marukyan'ın görüşmeyle ilgisiz dediği konular, o sırada tüm hızıyla süren ASALA eylemleriydi) Oysa biz, Taşnaksütyun ve aynı çerçevede düşünen Ermeni örgütleri olarak, komşularımızla konuşarak anlaşmak prensibini, özellikle de Türkiye ile masaya oturmayı 1918-1920 yıllarındaki bağımsızlık döneminde bile reddetmedik. Türkiye ile sorunlarımız olduğu kesin. Ancak bu sorunları tartışarak, kesinlikle çözebiliriz."

Petrosyan'ın bundan böyle muhalefeti oluşturan ve ülkenin çoğunluğunun desteklediği güçler nezdinde güvenirliliği kalmamıştır. Ne yapmak istediği belli olmadığı gibi, ne yapabileceği de belli değildir. Çevirdiği dolaplarla tüm kredisini yitirmiş durumdadır.

Görüşmenin bitiminde Marukyan, bir noktanın üstüne tekrar dikkat çekmek istediğini belirtti. Kendisine göre, Taşnaksütyun hakkında Türk kamuoyunda oluşan kanının değişmesi gerekiyordu:

"Önemle belirtmek isterim ki, partimiz kesinlikle Türkiye düşmanı değildir. Ama iki ulus arasında sorunlar var. Bu sorunlar da konuşarak çözülebilir nitelikte. Zaten sorunların varlığını bilmezden gelerek çözmek mümkün değildir."

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1