'Kademeli rektör seçimi saçma'
Milliyet · 27 Temmuz 1992
FRANSA'nın en iyi otuz eğitim kurumundan birinin yöneticisinin bir Türk olduğunu biliyor muydunuz? Kırk iki yaşındaki Nesim Fintz, 1983 yılından bu yana Lille İktisadi Ticari İlimler Akademisi'ne bağlı olan ama Paris bölgesinde bulunan Uluslararası Bilgisayar Yüksek Okulu'nun kurucu genel müdürü. Söz konusu okul, Fransa'da bilgisayar yüksek mühendisliği diploması veren iki kurumdan biri. 540 öğrencisi bulunan bu okula önlisansı olan ya da olgunluk sınavından sonra iki yıl yüksek matematik hazırlığı okumuş gençler, bir yeterlilik sınavından geçirilerek alınıyorlar ve üç yıllık eğitimin sonunda lisansüstü (master) düzeyinde bir diploma ile mezun oluyorlar. Daha da önemlisi, okuldan çıkan her öğrenciye ortalama 6-7 iş önerisi yapılıyor ve bu çiçeği burnunda gençlerin her biri yaşama, ortalama 190 bin franklık (230 milyon TL) bir yıllık gelirle atılıyorlar. Nesim Fintz, bu gelire "190 kilo frank" diyor. Kendisiyle, Türkiye'deki rektör seçimleri, eğitim düzeni ve Fransa'daki uygulama konusunda konuştuk.
Türkiye'nin gündeminde bulunan rektör seçim biçimi hakkında şunları söylüyor Nesim Fintz:
"Rektörü ya üniversite senatosu ya YÖK gibi bir kuruluş ya da doğrudan devlet başkanı seçer. Kademeli seçim kadar saçma bir şey olamaz bu konuda. Böyle bir uygulama, göz boyamaktan başka bir şey değildir. Şöyle bir düşünün: Türkiye'deki uygulamaya göre önce üniversite senatosu 6 aday belirliyor. Adaylardan birinin kendisi için kullandığı oy, böyle bir elemede söz konusu altı kişinin arasına girmesine yol açabilir. Eğer YÖK'ün kolladığı biriyse, YÖK elemesindeki üç kişinin arasında yer alacaktır. Cumhurbaşkanı da kendini tutuyorsa, son elemede üniversite rektörü olup çıkar ve aslında bu göreve, o ilk aşamada kendisine verdiği oyla gelmiştir. Böyle şey olmaz."
Fintz'e, "Fransa'da YÖK gibi bir şey var mı?" sorusunu yönelttiğimizde gülerek yanıtlıyor:
"Hayır, YÖK yok. Rektör mekanizması da değişik. Türkiye'deki rektörün karşılığı, Fransa'da üniversite başkanıdır. Yalnızca üniversite senatosu tarafından seçilir. Senato ise, profesör, doçent, yardımcı doçent, asistanlardan başka öğrenci temsilcileri, üniversitede çalışanların bağlı bulundukları memur ve işçi sendikaları ile uygulanan bilim dalında yeterliliği kabul edilmiş ve dışardan danışman olarak senatoda görev almak üzere çağrılmış kişiler tarafından oluşturulur. Üniversite başkanının, senato ile birlikte profesör yapmak ya da atmak yetkisi vardır. Ancak, bir profesörü üniversiteden atmak kolay değildir Fransa'da. Adamın on yıldır hiçbir şey yapmadığını, çok ağır hatalarını kanıtlamak gerekir."
Nesim Fintz'den sorup öğrendiğimize göre, fahri profesörlük, fahri doçentlik de yokmuş Fransa'da. Yalnızca fahri doktorluk mevkii ya da sıfatı varmış, yani "Doctor Honoris Causa". İnsan oldukça şaşırıyor, böyle YÖK'süz ve kademeli seçim yoksulluğunda Fransızlar nasıl olup da dünyanın en iyi eğitim veren sistemlerinden birine sahip olabiliyorlar.
Fintz'in açıklamalarına göre, Fransa'da özel üniversiteler ve devlet üniversiteleri var. Ama değişik bakanlıklara bağlı bazı yüksekokullar, üniversiteden daha ileri eğitim veriyor. Herhangi bir üniversiteye bağlı fakülte ile yüksekokullara olgunluk sınavı derecesine göre herkes girebilirken, sözü edilen üst düzeyde yüksek okullara ayrıca bir sınavdan geçerek giriliyor. Örneğin bugün Fransa'nın en üst derecede eğitim veren iki yüksekokulundan biri olan "Polytechnique", Savunma Bakanlığı'na bağlı bir okul. Diğeri "Ecole des Mines et Chaussees" ise, Endüstri Bakanlığı'na bağlı. Nesim Fintz'in yöneticisi bulunduğu Bilgisayar Yüksek Okulu gibi bütün bu okullara öğretim görevlisi olarak alınacak profesörlerin, doçentlerin ve asistanların seçimi, yüksek okulun genel müdürü tarafından yapılıyor. Ancak, Fransa'da rektör olarak anılan akademi rektörü bu seçimi veto edebilme hakkına sahip.
Üniversite ve yüksekokulların finansmanı ise çok pratik bir sisteme bağlanmış. Devlet, büyük endüstri şirketlerine ödedikleri toplam maaş tutarının binde birini kendi diledikleri bir eğitim kurumuna verme özgürlüğünü tanıyor. Eğer şirket böyle bir ödeme yapmazsa, söz konusu tutarı kendisi vergi olarak alıyor.
[Spot kutusu: Fransa'nın en iyi eğitim veren kurumlarından birinin Türk yöneticisi Nesim Fintz, Türkiye'deki rektörlük seçimi ve Fransa'daki uygulamalar konusunda Milliyet'in sorularını yanıtladı]
