Zaman, Le Pen'in fikirlerini değiştirdi
Milliyet · 2 Ağustos 1992
TÜRKİYE'de kendisine yakın bir parti tanımıyor Le Pen. "Ama", diyor, "Turkish..."
Kendisine "Türkeş mi?" diyoruz, "Galiba", diye yanıtlıyor, "Sağcı bir partiydi değil mi? Herhalde en yakını o."
Yunanistan'da EPEN, Almanya'da ise REPUBLİKANER ile yakınlıkları olduğunu fikirleri aynı olmasa bile başka ülkelerin yurtseverleri ile sevgi ve dostluk ilişkileri olduğunu belirtiyor. Milliyetçi parti sözcüğünü kullanmamaya özen gösteriyor.
Le Pen yaşam felsefesini, "Kızlarımı yeğenlerimden, yeğenlerimi kuzinlerimden, kuzinlerimi komşularımdan daha çok severim, ama komşularımdan nefret etmem", tekerlemesiyle özetliyor.
Kızlarını sevmesini anlamamak mümkün değil, üçü de birbirinden güzel. Yann ve Marie Caroline politikada babalarına yardımcı. En küçüğü Marine ise, avukat.
Ulusal Cephe liderinin hiç ağzına almadığı başka bir sözcük de, Museviler. Bir zamanlar, Almanya'daki gaz odalarının "hayal ürünü" olduklarını söylemiş ve büyük tepki almıştı. Oysa bugün Ulusal Cephe'nin partizan gurupları arasında bir de Musevi lobisi var. Anlamak kolay değil. Kendisine Avrupa'daki "kardeş" partilerin hedef aldıkları Musevi cemiyeti hakkında ne düşündüğünü sorduğumuzda, Le Pen, alaycı bir gülüşle şu yanıtı veriyor:
"Fransa'da bir yasa var: Musevilerden ancak övgüyle söz edilebilir!"
Oysa bir kaza sonucu yitirdiği sağ gözünün yerine henüz camgöz taktırmadan önce, kara korsan bandıyla tıpkı Moşe Dayan'a benziyordu. Zaten oyları, o siyah bandı çıkartıp gözünü açtıktan sonra artmaya başladı. Tek gözünü yitirmesinin öyküsü de ilginç; siyasal içerikli bir tartışma sırasında sağ gözü, yediği bir yumruk sonucu "yuvasından uğruyor".
Fransız ordusunun yabancı lejyonunda Hindi Çini ve Cezayir savaşlarına katıldığından bu yana, Ulusal Cephe'nin lideri Le Pen'i değiştirdi zaman. Temsil ettiği düşüncelerin tüm tehlikesine karşın, bugünkü tutumuyla kimse bu adamın bir demokrat olmadığını söyleyemiyor. 1970'li yıllarda suikastlara karışan, adam döven ve belki de öldüren partizanları da şimdilik uslu duruyorlar. 1976 yılında Le Pen'in evini havaya uçuran, partinin şubelerini tahrip edenler de akıllandılar. Artık Carpentras Musevi Mezarlığı'nın Le Pen yandaşları tarafından talan edildiğini iddia etmiyorlar. Ünlü milyoner Hubert Lambert'in mirasına konabilmek için Jean Marie Le Pen tarafından zehirlendiğini de söylemiyorlar artık. Çünkü doğru olmayan bu iddialar, dönüp dolaşıp Le Pen'i "mağdur" duruma düşürecek yalanlar olarak büsbütün zarar veriyor Ulusal Cephe'nin karşıtı demokratlara.
-BİTTİ-
[Fotoğraf altyazısı: KIZLARI Le Pen'in hayatını adadığı üç kızı (soldan)Yanne, Marie Caroline ve Marine. Le Pen, 1957'de Cezayir savaşına Lejyoner olarak katılmıştı]
