Avrupa Birliği ölümden döndü
Milliyet · 21 Eylül 1992
FRANSIZ seçmenler, dün yapılan ve sonucu heyecanla beklenen halkoylamasında, ilk belirlemelere göre, Maastricht Anlaşması'na kılpayı 'EVET' dediler.
Üç aydan beri süren kampanya sonucunda, Avrupa Birliği'nin anayasası sayılan Maastricht Anlaşması'nı seçmenlerin yüzde 51.5'i onaylarken, oyların yüzde 48.5'i de "HAYIR" çıktı. Sonuç, Avrupa Birliği savunucularının "korkulu rüyası"nı sona erdirirken, "Avrupa Birliği ölümden döndü" diye tanımlandı.
Oy verme gününün ilk saatlerinde, sandıklara "ilgisiz" görünen seçmenlerin ilgisi, öğle saatlerinden sonra yoğunlaştı. Fransa İçişleri Bakanlığı'nın oylama sona erdikten kısa süre sonra yaptığı açıklamaya göre, katılma oranı yüzde 70 dolayında oldu.
Maastricht Anlaşması'nın, birkaç ay önce Danimarka'da olduğu gibi reddedilmesini bekleyen ve bu yolda yoğun çaba harcayan "birlik karşıtları" düş kırıklığına uğrarken, Fransa'daki sosyalist iktidar ile Cumhurbaşkanı François Mitterrand, sonucu "bayram sevinci" içinde karşıladılar. Bu sonuç üzerine Fransız frangı, Alman markı karşısında değer kazandı. Sonuca iik resmi tepki, "Bu, Avrupa'nın zaferidir" diyen Eğitim ve Kültür Bakanı Jacques Lang'dan geldi. Ülke dışından ilk tepkiyi, Almanya Maliye Bakanı Klaus Kinkel, "Fransız seçmenin kararlı ve isabetli davranışını kutlarım" diyerek verdi.
Oy verme gününün en ilginç olaylarından biri, geçen hafta kendisine "prostat kanseri" tanısı konulan Cumhurbaşkanı Mitterrand'ın, doktorların "kesin dinlenme" uyarısına karşın, sandık başına giderek, oyunu bizzat kullanması idi. Oysa yasalar, Mitterrand'ın, her Fransız yurttaşı gibi, sandığa bir vekil gönderip, oyunu kullanmasına elverişli idi.
Fransız seçmeni, dün oy kullanırken duygularının tutsağı olmaktan kaçınmaya gayret etti. Genelde hoşnut olmadığı sosyalist iktidarın, "Avrupalılık" fikri ile "Hayır" yanlılarının baskısını dikkatle değerlenirdi. Referanduma sahip çıktı. Kendisine yöneltilen "Evet mi, hayır mı?" sorusuna, bir "ev ödevi" yapar gibi çalıştıktan sonra yanıt verdi. Yüz milyonlarca Avrupalı, dün Fransız halkının sandığa bırakacağı, üzerinde üçer harflik iki kelime bulunan pusulalara kaderini bağlamıştı.
Son bir aydır, Maastricht hakkında yayınlanan ve satış rekorları kırmış yapıtları kıskandıracak kadar çok satan altı kitabı da aldı ve ciddiyetle okudu.
Sosyalist hükümet, referanduma bir hafta kala Maastricht Anlaşması'nın tam metnini içeren kitapçığı 38 milyon küsur seçmenin evine, bedava ve postayla yollamıştı. Referandum kampanyası süresince, toplam 66 kamuoyu yoklaması yapıldı, 100.000 kişiden fazlasının görüşleri alındı. Seçmenler, Maastricht tartışmaları sırasında sordukları sorularla politikacıları epeyce terlettiler.
Referandumda Fransızlara "Cumhurbaşkanı tarafından Fransız halkına sunulan Avrupa birliği ile ilgili yasa tasarısını kabul ediyor musunuz?" sorusu yöneltildi.
Fransa ulusal basımevi, iki ay içinde Maastricht Sözleşmesi'nden 46 milyon adet basarak parasız dağıttı. Ayrıca 47 milyon açıklama belgesi de seçmenlere ulaştırıldı. Aynı süre içerisinde 198 milyon oy pusulası ile 44 milyon zarf imal edildi. 5.900 ton ağırlığındaki bu belgelerin tamamının kullanılmış kâğıttan yapıldığı ifade edildi.
Halkoylaması, dünya basını tarafından çok yakından izlendi. Öteki Avrupa ülkelerinin gazetecileri, akın akın Fransa'ya geldiler. Amerikan ve Japon TV'leri de, referandumu özel muhabirleriyle izlediler. Yabancı basının gösterdiği bu ilginin, Fransa'da daha önce yapılan seçimlere oranla daha fazla olduğu dikkati çekti.
"Frog" yani "kurbağa" diye adlandırdığı Fransızları, Avrupa birliğine "hayır" demeye ve kendilerini kurtarmaya çağırıyordu. Alman Bild gazetesinde ise, Dışişleri eski Bakanı Hans Dietrich Genscher Fransızları, acıklı bir yazıyla "evet" demeye davet ediyordu. Belçika basını, referandum günü "Fransızların merhametine kaldık" diye başlık attı.
● 10 ANA MADDE
Peki neydi Fransız halkının kilidini sınadığı bu Maastricht Anlaşması?
Bu anlaşmayı 10 ana maddede özetlemek mümkün:
1. Tek para birimi: Avrupa Birliği'ne dahil ülkelerin yerel paralarının kaldırılarak ECU adı verilen birime geçmeleri üç aşamada gerçekleşecek. Birinci aşama 31 Aralık 1993'te sona eriyor. Bu tarihe kadar kambiyo işlem denetimleri kaldırılacak ve ülkelerin ekonomi politikaları birbirlerine yakınlaştırılarak Avrupa içi yatırımlar serbest bırakılacak. İkinci aşama 1997'de sona eriyor ve bu tarihe kadar Avrupa Merkez Bankası kurulacak. Üçüncü ve son aşama 1999'da sona eriyor ve Danimarka ile İngiltere haricinde tüm ülkelerde ECU dolaşımı başlıyor.
2. Dış ve güvenlik politikalarının ortaklığı: Bu değişim, bugüne kadar geçerli olan dış politika ve güvenlik alanlarındaki "işbirliğini", "ortak" karar ve politikaya çeviriyor.
Tek bir savunma sisteminde BAB, Avrupa'nın güvenlik mekanizması haline geliyor.
3. Avrupa yurttaşlığı: Maastricht kararlarının en önemli ikinci maddesi bu. Avrupa Birliği yurttaşları artık kendi ülkelerinde değil, tüm ortak ülkelerde Avrupa ve belediye seçimlerine katılacak, seçme ve seçilme hakkına sahip olacaklar.
4. Kademeli yönetim. Bu yönetim biçimine getirilen koşullamalar, Avrupa Birliği'ni oluşturan devletlerdeki yerel iktidarlarla genel merkezi Avrupa yönetimi arasındaki yetki ve sorumluluk alanlarını belirleyecek.
5. Avrupa Parlamentosu, Maastricht Anlaşması'yla yeni yetkilere kavuşuyor ve herhangi bir üye ülke yurttaşının daha kolay ulaşabileceği forum haline gelirken, yerel yönetimlerin kararları üstünde yer alacak mekanizmalarla donatılıyor.
6. Avrupa Komisyonu'nun yetkileri artmıyor. Ancak meşruiyeti kesinlik kazanıyor ve görev süresi dört yıldan beş yıla çıkartılıyor.
7. Adalet ve içişleri işbirliği: Bu işbirliğinde üye devletler, vize, göç, güvenlik örgütleri ve sığınmacı politikalarında ortak kararlara uyuyorlar.
8. Yardım fonları: Yeni yaratılan bu fonlarla, çevre koruma ve altyapı düzeyinde daha az varsıl ülkelere yardım yapılıyor.
9. Yeni yetki alanları: Avrupa Birliği yönetim mekanizması, bundan böyle ülkelerin kendi yerel yönetimlerinin yetkilerini çiğnemeden daha çok alanda (eğitim, halk sağlığı, profesyonel ve endüstri formasyonu) müdahale hakkına kavuşuyor.
10. Sosyal politika: İngiltere'nin hayır şerhi nedeniyle bu alandaki birlik politikası, anlaşmanın ancak yedek maddelerini oluşturuyor ve imzalayan ülkeler, sosyal Avrupa'yı ileri götürmek, işsizliğe çare bulmak gibi konularda çaba harcamaya söz veriyorlar.
