Paris'te prens
Milliyet · 20 Ekim 1992
PARİS'te bir gazete bayii... Soylu görünümüyle müşterileri etkiliyor... Gerçek bir soyluluk bu... İsmi Nicolas Sturdza. Kendisi Prens. Romen Prensi...
Prens Sturdza'nın ailesi, Romanya'nın en eski aristokrasi soylarından biri. Kökleri eski Rodos şövalyelerine dek uzanıyor ve iki Romanya kralı çıkmış aralarından. Nicolas Sturdza, bugün 79 yaşında.
Fransa'da gazete satılan kulübelere kiosk diyorlar, düpedüz bizim köşk sözcüğünden türetilmiş bir isim yani. Prens Nicolas Sturdza, sırça kadar dayanıksız ve kırılgan dergilerin, gazetelerin arasında yaşamın cilvelerini anlatıyor:
"Moldova'nın başkenti Lassy'de doğdum. Konuştuğum ilk dil Fransızcaydı. Fransız bir mürebbiyem vardı, geçen yıllarda 110 yaşında öldü. İmparatoriçe Sissi'nin okutmanlığını yapmış gençliğinde. Matmazel Frederique Noelle'di. Adı Ölümünden önce, Sissi'ye ilişkin anılarını anlattı Paris radyosunda. Çocukken sık sık Viyana'ya giderdik, büyükannem orada otururdu çünkü ve babamın kuzini, Taffe Kontu'yla evliydi."
Avrupa aristokrasisi, zaten bir kuzinler ve kuzenler destanı. Nicolas Sturdza'nın sözünü ettiği Taffe Kontu, belki sizin de anne ve babalarınızın anmayı pek sevdiği Mayerling faciasıyla yakından ilgili bir kişi.
"Sturdza ailesinin hemen tüm erkekleri, orduda görev alırlardı. Babam da generaldi. Prens Constantin. İkinci Dünya Savaşı sırasında ben de cepheye gittim."
"Kimlere karşı ve kimin yanındaydınız?" diye soruyoruz. Dostlarının "Niki" diye çağırdıkları Prens Nicolas, kahkahayı basıyor:
"Elbette komünistlere karşı, Almanların yanında yer aldım! Rus cephesinde, Almanlara çevirmenlik yapıyordum. Ruslar savaşı kazanıp Romanya'ya girdiklerinde, bizleri tek tek tutuklamaya başladılar. İki yıl boyunca dağlarda saklandım. Uzun bir maceradan sonra kendimi Paris'te buldum. Küçüklüğümden beri her yıl geldiğim bir yerdi Paris. Bu kentte yaşamaya karar verdim. Bol bol yolculuk ediyordum. Kahire'ye yaptığım gezi sırasında bir davete gittik. Necip rejimi egemendi o sıralar ülkeye. Neslişah Sultan'ın geleceği haberi yayıldı önce. Ve Neslişah Sultan içeri girince, tüm salon ayağa kalkıp alkışladı. Ah ne güzeldir o Türk prensesleri! Bunca kral ailesi tanırım, Türk prensesleri kadar güzellerine rastlamadım."
Prens Sturdza; Neslişah, Hanzade, Nilüfer sultanları yakından tanıyor. 17 yaşında İstanbul'a güzel bir gemi yolculuğu yapmış. Pera Palas'ta kalmış.
"Yaşamım içinde tanıdığım tüm Türkler hoş, görgülü ve iyi yetişmiş insanlardı. Türklere çok yakınlık duyuyorum" diyor.
Gazete Köşkü'nden sonra küçük, ama Paris'in en güzel semtlerinden birindeki evinde ağırladı bizi, Prens Nicolas. Duvarda, ilk bakışta Osmanlı padişahı sandığımız küçük bir resim asılıydı. Meğer 1700'lerde tahta geçmiş Romen prenslerinden Constantin Soutzo'ya aitmiş. Nicolas Sturdza, "O devirlerde herkes Türk gibi giyinirdi" diye açıklıyor.
İki kez evlenmiş. Birinde, kendisi gibi soylu Prenses Vjihka ile. İkincisinde, bir Amerikalı ile. İkisinden de ayrılmış zaman içinde. Çoluk çocuk yok. Anlatmayı sürdürüyor:
"Yaşamda hiçbir şeyin ardından koşmamalı insan. Yazgı, önceden yazılmıştır hep. Bir gün arkadaşlarla öğle yemeği yiyordum, bir gazete bayii açtığını, 10-20 bin frank kazandığını söyledi ayda. O zaman için büyük para. Çok geçmeden Madeleine semtinde ilk kulübemizi açtık. İki ortağız, onurumuzla geçinip gidiyoruz. Ben birkaç zamandan beri sürekli durmuyorum artık. Ne de olsa yaşlılık... Ama gerektiği zaman, personel hastalandığında, elbette işimin başındayım."
[Fotoğraf altyazısı: 79 yaşındaki Nicolas Sturdza, Montparnasse semtindeki gazete bayiini tam 20 yıldır, kâğıttan yapılmış bir saray gibi vakurla yönetiyor. Dostları, kendisini Niki diye çağırıyor.]
[Fotoğraf altyazısı: Paris'te yaşayan son prenslerden Nicolas, iki kez evlenmiş, ama ayrılmış. Çoluk çocuk yok, kedileri var. Arkadaşımız Mine Saulnier'ye "Tanıdığım tüm Türkler hoş, görgülü ve iyi yetişmiş insanlardı. Türklere çok yakınlık duyuyorum" dedi.]
