BAB'da Kürt koşuluna ret
Milliyet · 3 Aralık 1992
BATI Avrupa Birliği'nin (BAB) 38. asamblesinin ikinci gününde, Türkiye'yi konu olan 1341 numaralı "Moya dosyası" oylama sonucu kabul edildi ve Türkiye'nin "ortak üyelik" statüsünün Mart ayındaki Bakanlar Konseyine sunulması kesinlik kazandı.
Görüşmeler sırasında söz alan milletvekilleri genelinde Türkiye'yi övücü konuşmalar yaptılar. Alman milletvekili Müller,Türkiye'nin Osmanlı İmparatorluğundan bu yana büyük bir devlet niteliğine sahip olduğunu vurguladı, geçmişteki ve günümüzdeki dış politikasını övdü ve 15. yüzyılda Yahudilere kucak açan bu ülke yurttaşlarına kendi ülkesi Almanya'da yapılan son saldırıları kınadı. İspanyol milletvekilleri de aynı içerikte övücü konuşmalar yaptılar.
Türkiye raporunun görüşülmesi sırasında İtalyan milletvekilleri Speroni ve Bosco,Türkiye'nin Kürt sorununu çözmeden Ortak Üyeliğe alınmaması için üç dilekçe vermişlerdi. Bu dilekçelerden biri: "Türkiye'de yaşayan Kürt azınlığa yönelik bastırma eylemlerinden duyulan endişeyi", ikincisi: "Kürt halkının haklarınının demokratik ve barışçı yoldan tanınmasının sağlanması dileğini", üçüncüsü ise, "Helsinki antlaşmasına göre Türkiye'nin BAB'a giriş koşulunun Kürt halkına tanınacak bir oto determinasyon hakkına dayandırılması" önerilerini içeriyordu. Bu dilekçelerden ikisi, oylama yapılmadan geri çekildi, üçüncüsü ise oylanarak reddedildi. Bu arada söz alan İngiliz, Alman ve İspanyol delegeleri Türkiye'deki durumun yanlış gözlendiğini ve Türkiye'nin bütünlüğüne karşı yönelik bir tehlikeye karşı kendini savunduğunu belirttiler.
Fakat, Türkiye'nin dünkü oturumda kesinlik kazanan "ortak üyelik" statüsü, aslında yurtiçinde verilmeye çalışıldığı gibi ne bir diplomatik zafer, ne de büyük bir başarı. Bu statüye göre Türkiye'nin oylama hakkı bulunmayan bu toplantılara eskisi gibi gözlemci olarak katılmasıyla ortak üye olarak katılması arasında hiç bir fark yok. Sağlanan tek avantaj, Yunanistan'ın BAB'ı Türkiye ile olan iç sorunlarında aracı ya da araç gibi kullanamaması olacak.
Türkiye, ortak üyelikten, sonuçta oy hakkı verilmesini ama kararları bloke edecek veto hakkından mahfuz tutulmasını anlıyor ve elde etmek istiyor.
