Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1992

Sürgünde bir prenses

Milliyet · 23 Aralık 1992

TARİH, insanların izlediği, yakalamaya çalıştığı devrimlerle, bu devrimlerin izleyip yakalamaya çalıştığı insan öykülerinden oluşuyor.

Paris'in göbeğinde, üniversite sokağına bakan evlerden birinin geniş dairesinde karşılıklı oturuyoruz onunla. Yirmi yıldır hiçbir gazeteciyi kabul etmemiş, görüşmemiş. Kapılarını Milliyet'e açtı.

"O" bir Osmanlı. Annesi Hanzade Sultan, son padişah Vahdettin'in torunu. Babası, Mısır Prensi Muhammed Ali İbrahim.

O, bir prenses. Adı Fazilet, fakat Türkiye'de Prenses Fazıla olarak anılıyor.

Devrimlerin izlediği bir öyküsü var. Gözlerinde, geçmişin kan ve barut izleri... Yazgısını üç devrim çizmiş, yaşamı ırgalanmış, altüst olmuş.

Önce Kurtuluş Savaşı. İstanbul'dan göçen hanedan. Annesi Hanzade Sultan, Prens İbrahim'le evlenince, yarı Mısırlı olarak dünyaya gelmiş Fazıla. "Yurdum Mısır" derken, dokuz yaşında; bu kez Mısır devrimi, Paris'e savurmuş ailesini.

Niye mi Paris?

"Bizi tek kabul eden, kimlik veren 'Fransızlar oldu" diye yanıtlıyor Prenses. Ama her an geri dönülecek gibi yaşanan bir sürgün olmuş güzelim başkent Fazıla için.

"Gençliğimi bir çeşit çifte kişilik yaşayarak geçirdim. Dışarıda Fazilet, evde prensestim" diye anıyor o günleri.

Fazilet, yani Fazıla da, on beşinci yaşının güzelliğindeyken, yakışıklı bir prensle tanışmış. Irak Kralı Faysal. İlk kez Paris'te görmüşler birbirlerini. Sonra Fransa'nın güneyinde bir yaz, yavaş yavaş aşk girmiş iki gencin yaşamına. 1957 yılının yaz ayları, İstanbul Yeniköy'deki bir yalının önündeki mavi sularda kayak yaparken yakalamış iki sevgiliyi. 15 eylülde Irak "başveziri" Cevdet Bey, Kral Faysal adına ailesinden istemiş Fazıla'yı.

Masallardaki gibi bu prens ve prenses aşkı, Fazıla'nın parmağına geçirilen gözleri renginde bir zümrüt nişan yüzüğüyle mühürlenmiş geleceğe. Boğaz'ın serin sularına karşı yaşanan bir tatlı yazın anılarından sonra, Bağdat'la İngiltere'deki Heathfield Koleji arasındaki posta seferlerinde büyük artış kaydedilmiş. Kumral saçlı yeşil gözlü bir genç kız, her akşamüstü Maidenhead'ın yolunu tutar, sevdiğine bir mektup yollarmış. Kral Faysal ise kendi mektuplarında, Dicle kıyılarına sevdiği için yaptırdığı saraydan söz edermiş ona. Fransızların büyük devrimlerini kutladıkları 14 temmuzda, yani Fazıla'nın nişanlısına kavuşmasına iki hafta kala, Irak devrimi genç Prenses'e üçüncü darbeyi indirmiş. 23 yaşında ve Arapça bir judo kitabının yazarı, genç Kral Faysal, en yakın arkadaşı tarafından vurularak öldürülmüş.

Üç yıl kendisine gelememiş güzel Prenses. Sonra, Suat Hayri Ürgüplü'nün oğlu Hayri Ürgüplü ile 15 yıl süren evlilik. Türkiye'de süren yaşam, aslan gibi iki erkek evlat. Şimdi biri 25, biri 24 yaşında.

Fazıla 10 yıldır, hoş ve seçkin bir Fransız araştırmacısıyla evli. Fazıla'nın eşi, bir Hindiçini kıtası uzmanı. İki kitabı var Hindistan hakkında.

Fazıla, artık mutlu.

1958 yılının ağustos ayında Paris Match dergisine kapak olan güzel Osmanlı Prensesi, devrimlerin gölgesini artık geride bıraktı.

[Fotoğraf altyazısı: ACILARLA DOLU BİR GENÇLİK Prenses Fazıla, yaşamının en acılı günü olarak müstakbel eşi, Kral Faysal'ın öldürülmesini anıyor. "Düşünün, daha bebekken babasını yitirmişti. Annesi, kanserdi ve Faysal altı yaşındayken onu kaybetti. Ve sonra, 23 yaşında o korkunç suikast" diyor]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1