Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1992

Felsefenin tiyatrosu: 'Son Yargı'

Milliyet · 25 Aralık 1992

FİLOZOFLARIN akıllı kafalarını, miyop, çirkin ve yaşlı görünüşler ardında taşıdığı devirler galiba tarihe karıştı. Fransa'nın 21. yüzyılda çıkardığı en önemli düşünürlerden biri olan Bernard Henri Levy, hem genç, hem yakışıklı, hem de varsıl. Sinema aktörlerine taş çıkartan bu genç filozof, bilgi küpünden müthiş bir ün ve para sağladığı yetmiyormuş gibi, özel yaşamında da Fransa'nın en güzel kadınlarından biri olan Arielle Dombasle adlı huriyle bir aşk romanı yaşıyor yıllardır. Aralık ayında Paris, yine bir Bernard Henri Levy imrentisiyle sarsıldı. Ünlü düşünür, sevgilisi ve kaliteli bir tiyatro oyuncusu olan Arielle Dombasle için üretken düşünce yaşamının ilk tiyatro yapıtını imzalamıştı.

Sarışın afet Arielle'nin başrolünü üstlendiği "Son Yargı" aralık ayı başından bu yana Paris'in Theatre de L'Atelier salonlarını tıka basa dolduruyor. Oyunu görmek, Paris entelejansiyası için bir zorunluluk haline geldi. Bernard Henri Levy, "Son Yargı"oyununda, yirminci yüzyıla damgasını basmış tüm ünlüleri ve akımları yargılıyor. Lenin, Mao, Nazi Almanyası, Pol Pot, 68 Hareketi, Tiannanmen Meydanı'nda tankları durduran Chen, kimse kurtulamıyor düşünürün yırtıcı kaleminden. Jean Paul Sartre, yazarın belki de saygıyla andığı tek kalem. Oyun sırasında, Raymond Aaron ile Sartre'ın hoş bir diyaloguna tanık oluyoruz. Aaron, her zaman kıskandığı çağdaşı Sartre'a: "Bir şey merak ediyorum üstat" diye soruyor: "Okurların sana 'Sen' diye hitap ediyorlar. Oysa sen, Simone de Beauvoir ile yıllardır sizli-bizli konuşuyorsun."

Sartre, Aaron'a: "İşte seninle en büyük farkımız bu" diye cevap veriyor. "Sana Le Figaro'da okurların 'Siz' diyor, karın ise sen..."

Lenin'in ölüm döşeğinde "yeni" bir vasiyet yazdırarak, Stalin'den farksız bir vahşilik sergilediği, Pol Pot'un Fransa'da eğitim gördükten sonra ülkesine dönüp iki milyon kişiyi boğazlattığı, orta halli Fransızın her zaman uyanmaya hazır ırkçılığı ve benmerkezciliği, kapitalizmin, komünizmin, nazizmin ve insanın doğasındaki tüm kötülüklerin eleştiriden pay aldıkları oyunda, Bennard Henri Levy' nin kaleminden kaçan kurtulan yok. Kendisi bile. Düşünür kendisini yitik ve bitik bir yazar olarak sergilediği oyunda kimseyi korumamış, esirgememiş.

"Son Yargı", Fransız medyalarını en çok ilgilendiren oyun oldu son zamanlarda. Eleştirmenler saflara ayrıldılar. Kimileri göklere çıkardı, kimileri yerin dibine batırdı yapıtı. Ancak, bu eleştiri selinde en önemli olay, bir zamanların "yeni roman" temsilcilerinden Alain Robbe Grillet' nin yıllardır her türlü basın aracını kullanmayı reddetmesine karşın, kalemi eline alarak Le Monde gazetesinin birinci sayfasından Bernard Henri Levy'ye yönelik ve oyunu öven bir mektup yayınlaması oldu.

Oyunu çok beğendiğimi ben de söyleyemeyeceğim. Ama, rüyalar gibi güzel bir kadın ile sinema aktörlerine taş çıkartacak kadar yakışıklı bir erkeğin; TV sunuculuğundan parlak iş adamlığına kadar yapabilecekleri binlerce iş ve kazanacakları tonla para varken, daha saygın bir ün ve aynı oranda önemli para kazanma başarısını bir tiyatro eserinde, üst düzeyde aydın olarak göstermelerini alkışlanır buluyorum.

[Fotoğraf altyazısı: Bernard Henri Levy / Arielle Dombasle]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1