'Türkler TL yerine döviz kullanmaya başladı'
Milliyet · 6 Nisan 1993
EKONOMİK İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD) bu yılki Türkiye raporunda, Türkiye'de bireylerin artık Türk Lirası'na hiç güvenmedikleri, iç piyasada Türk Lirası yerine döviz kullanmaya başladıkları belirtiliyor.
OECD'nin raporunda, Merkez Bankası Başkanı Rüşdü Saracoğlu ile Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Tansu Çiller arasındaki anlaşmazlığa da değiniliyor.
Raporda Merkez Bankası ile hükümet arasında ortak bir para politikası olmamasına dikkat çekiliyor.
OECD raporunda Türk Lirası'nın değeri ve Merkez Bankası politikaları hakkında şu yorumlara yer veriliyor:
• Bütçe açığı azaltılabilirse, Merkez Bankası piyasadaki nakit para hacmini daha rahat dengeleyebilirdi. Ama, bütçe dengelense bile, finans piyasasının hızla düzen dışına çıktığı düşünelecek olursa, Merkez Bankası para politikasını belirlemekte başka ülkelerdeki benzerlerinin karşılaştığı güçlükle karşılaşacak.
• Bugünkü koşullarda Türk Lirası'nın değeriyle, geçmişte olduğundan daha ciddiyetle ilgilenmek ve Türk Lirası'nın değerini, finans piyasası ile para politikasının temelinde yer alacak bir ölçüt olarak almak gerekir.
• Türkiye ile ticari ortakları arasında, enflasyon eşitsizliği göz önüne alınacak olursa, TL. zararına bir değer kaybı olması normaldir. Ancak TL., dövizle arasındaki enflasyon oranının üstünde değer yitirmektedir ve bu değer kaybının görünüşte hiçbir nedeni yoktur. Bu değer kaybı da iç enflasyonu büsbütün körüklemektedir.
• Türkiye'de enflasyonun yüksekliği, ulusal para birimine duyulan güveni yok ederek ciddi bir tehlike niteliği taşıyor.
• Bu tehlike, bireylerin elindeki döviz miktarlarının giderek yükselerek, bu dövizlerin TL yerine kullanılmaya başlaması.
• Bireylerin giderek TL. yerine döviz kullanmaları, piyasada ki döviz miktarını arttırıyor ve devletin ekonomiye akan döviz konusunda ipi elinden kaçırmasına neden oluyor.
OECD raporunda Türkiye'nin yatırımları da eleştiriliyor. OECD'ye göre Türkiye'de hiçbir uzun vadeli yatırım 12 ayı aşmıyor. Rapor, bu yatırımların uzun zamana yayılı ve programlı stratejiler yerine bir an önce ve çabuk para kazanmak amacıyla yola çıkılarak, ülkenin ileriye dönük gelişimini kısa vadeli çıkar arayışıyla baltalıyor.
Rapor hükümeti bir kez daha bütçe hedeflerine ulaşmanın gerekleri konusunda uyarıyor ve bir kez daha vergi sistemini keskin ve etkin bir biçimde işler hale getirmesini öneriyor.
Türkiye OECD ülkeleri arasında 2 ile 29 yaş arasında eğitim gören bireyleriyle, en düşük öğrenim oranı olan ülke. Türkiye'de bu yaş kesiminin okula gitme oranı yüzde 34. Türkiye'ye en yakın okullu oranı ise yüzde 48.5 ile İsveç. Bu öğrenim durumu, Fransa için yüzde 62, İngiltere için yüzde 53.3. Japonya yüzde 57.2, ABD ise yüzde 54.9 oranında "okullu". İspanya'nın yüzde 59.6 oranında puan topladığı eğitim dalında Portekiz ortaokul düzeyinde yüzde 44.2 oranında öğrenim gören gence sahip.
(PARIS)
OECD'nin Türkiye Raporundan
Merkez Bankası ile hükümet arasında ortak bir para politikası yok.
Merkez Bankası, hükümetle ortak bir enflasyon sınırı saptamalı.
Enflasyonun yüksekliği, ulusal para birimine olan güveni yokediyor.
Yatırımlarda Türkiye ileriye dönük gelişimini kısa vadeli çıkar arayışlarıyla baltalıyor.
