Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1993

Başbakan'ı Paris pazarında bulduk

Milliyet · 10 Mayıs 1993

FRANSA'nın yeni Başbakanı İzmir asıllı Edouard Balladur, basınla ilişkilerini “asgari” düzeyde tutan, “dirhemle” röportaj verip, demeçlerini “imbikle” süzen bir politikacı.

İşbaşına gelir gelmez, hükümetinde görev alan bakanlara çektiği ilk tekmil; “Basından mümkün olduğu kadar uzak durunuz ve az konuşup çok iş yapınız” oldu.

Oysa Edouard Balladur, Milliyet'le birlikte çarşı pazar dolaşıp yıkamamıştı daha. Balladur'ün karşısında saç baş perişan, elinde salata, turp, pırasa ve karnıbahar sepeti tutan kendi halinde bir ev hatunu duruyordu.

Fransa Başbakanı uzanıp bu Paris sakininin elini sıktı. “15. Bucak” diye adlandırılan semtin cumartesi günü kurulan açıkhava pazarına, çok inandığı “halkla yakın temas” politikasının bir parçası olarak gördüğü sürpriz ziyaretlerin ilkini gerçekleştiriyordu.

Edouard Balladur, halka doğrudan ilişkilerinde “medyalan” kesinlikle istemiyordu. Çarşı esnafı ve halk, önce bir süre uzaydan gelmiş gibi bakakaldılar Başbakan'ın yüzüne. Sonra eller uzanmaya, eller sıkılmaya başlandı: “Günaydın Mösyö, kutlanız. Böyle devam ediniz” “Sebzelerin fiatını nasıl buluyorsunuz?” “Pahalı ama sizin düzelteceğinizi umuyoruz...”

Derken Edouard Balladur, karışıklık arasında kendi halinde bir Parisli sandığı gazeteciye dönüp: “Sizi selamladım mı Madam?” dedi ve bir daha elini sıktı. Bu hareket, Milliyet muhabiri için kutsal bir işaretti sanki. Pırasa ve turpların tehlikeli bir biçimde sallanmasına aldırmadan, eve doğru Carl Lewis'in parmak ısıracağı bir koşu tutturdu. Eve gelinmesi, makinenin alınması, iki katı uçarak inmek, makinede film olmadığını görünce iki katı yine uçarak çıkmak, yalanım varsa iki gözüm kör olsun, umutsuzluğa kapılmamak ve yine müthiş bir “sprint”le pazar yerine varmak ve Başbakan'ı pazarın orta yerinde yakalamak yaklaşık on dakika aldı.

Edouard Balladur, seçmenleri ile konuşmaya devam ediyordu: “Hükümetin giderlerini kısmak yolundaki kararınızı takdirle karşıladık efendim!” Gazeteci, soluk soluğaydı. Balladur, fanatik bir seçmeniyle karşı karşıya olduğunu sanarak hemen buyur etti: “Hatıra fotoğrafı istiyorsunuz değil mi? Tabii niye olmasın, başkan sen de gel!” Kasdettiği başkan, 15. Bucak belediye başkanıydı. İzbandut gibi bir koruma polisinin eline fotoğraf makinesi verildi. Flaş patladı, Edouard Balladur, “basın” bekaretini yitirmişti.

İşsizliğe acilde çözüm bulmanın olanaksızlığından, yabancı düşmanı olmadıklarından, ancak yasa dışı göçü durdurmak için gerekli önlemleri alacaklarından söz etti.

Gazeteci, hâlâ kimliğini açıklamıyordu. Belki de İzmir asıllı Fransa başbakanı çarşıda dolaştı ve Başbakanlık yaşamında “yazılı basın” dan ilk kez bir Milliyet mensubu ile fotoğraf çektirdi.

Edouard Balladur, Milliyet objektifiyle karşılaştığında, karşısında bir gazeteci olduğunu bilmiyordu. Nasıl bilsin ki? Saat sabahın dokuzuydu. Milliyet muhabirinin gözünden uyku akıyordu. Yüzünü bile […]

[Fotoğraf altyazısı: İzmir asıllı Fransa başbakanı çarşıda Milliyet muhabirine yakalandı]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1