Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1993

İki beyni var

Milliyet · 6 Temmuz 1993

Başlarken

BİR toplumun sesi, uluslararası düzeyde çıkardığı kadroların başarısı düzeyinde ölçülürse eğer, Türkiye büyük bir ülkedir sevgili Milliyet okurları. Bundan önceki yazı dizilerimizde size Avrupa'da başarılı işadamlarımızın başarılarından örnekler verdik. Ama insanın başarılı olması için mutlaka kendi işinin sahibi olması koşul değil. Anadolu'nun bağrından çıkıp, Avrupa'nın bağrına baştığı pek çok değerli bilim adamlarımız, uzmanlarımız da var bizim. Dünyanın ekonomi haritasını çıkartan OECD'de, UNESCO'da, nükleer araştırma merkezlerinde, üniversitelerde. Bu parlak beyinlerin, ışıl ışıl zekâların bir bölümünü tanıtmaya, örnekler vermeye çalışacağız bu yazı dizisinde.

İNSANLARIN kişiliğini, meslekleri ne denli etkiler, gerçekten araştırmaya değer bir konu. Bu kapsamda, Mehmet Basutçu'nun, "gündüz insan, gece sinema kurdu" olduğunu, yani çifte kişiliğe sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Paris'teki Türkler, Mehmet Basutçu'nun, Fransız Atom Enerjisi Kurumu'nda "önemli bir görevde" olduğunu bilir. Ama uzmanlık dalının gerçek boyutu, biz normal insanlar için biraz zor anlaşılır olduğundan, fazla karıştırılmaz.

Aslında Mehmet Basutçu'nun, yalnız diplomalarının sayımı, yarım daktilo sayfası tutar. Yayınladığı "teknik" metin başlıkları ise bir tam sayfa. Başınızı, nükleer, aktivasyon, nötronik, termohidrolik, radyoaktif, evelallah matematik, üstelik kimya ve fizik, fesüphanallah teknikle ağrıtmamak için, Mehmet'in ağır durumunu tarihsel çizgisiyle özetlemeyi yeğledik. 1952 doğumlu Mehmet Basutçu, İstanbul Galatasaray Lisesi mezunudur. 1971 yılında, yani Galatasaray'dan sonra doğruca Paris'e gelir ve Fransa'nın "büyük okullar" diye adlandırılan prestij kurumlarından birine kapağı atmak üzere iki yıllık bir ön eğitimden geçer. Bu ön eğitim, Fransız eğitim sisteminin en ağır çalışmasıdır ve tüm Fransızlar, bu eğitimden geçen çocuklara acırlar. Bu çocuklar, yalnızca çalışır, o "büyük okulların" sınavlarına hazırlanırlar yaşamlarının en güzel çağlarında.

Mehmet, bu iki yılda çektiği kahırla akıllanmaz. Sınavları bir solukta kazanır ve Lyon Uygulamalı Bilimler Ulusal Enstitüsü'nün diplomasını cebine koymakla yetinmeyip, iki üniversiteden daha geçer ve o hızla, Fransız Atom Enerjisi Kurumu'na bağlı Nükleer Teknik ve Bilimler Ulusal Enstitüsü'nden de bir diploma koyar cebine. 1980 yılına dek süren bu parkurun sonucunda Mehmet Basutçu, "kimya yüksek mühendisi, nükleer fizik dalında doktor mühendis ve nükleer mühendisi" uvanlarını almıştır. 1984 yılında, YÖK, kendisine nükleer fizik konusunda doçentlik verir.

Basutçu, 1981 yılından beri CEA diye de anılan Fransız Atom Enerjisi Kurumu için çalışıyor. Daha çok Endüstri ve Savunma Bakanlığı'na bağlı bu kurum, atom bombalarının, nükleer santralların ve nükleer reaktörlerin geliştirilmesini üstlenen bir devlet kurumu. Burada üç yıl süreyle "nükleer reaktörlere yeni bir tip yakıt yüklenmesi" araştırmaları üstüne kafa patlatıp, reaktör fiziği hesaplarıyla mutlu olan Basutçu, 85 yılından öteye etkinliğini eğitim dalına kaydırmış bulunmakta. Yani küçük küçük mühendisler geliyorlar ve bizim Mehmet Basutçu'dan nükleer santralların nasıl çalıştığını "simülatör" üstünde öğreniyorlar, sonra diplomalarını alıp büyük büyük santrallar işletiyorlar.

Mehmet Basutçu, yalnız bu değil. Bir de sinema eleştirmenliği var. 1979 yılından beri Türk basınında sinema konusunda yazılar yayınlıyor. Mehmet Basutçu, 1984 Cannes Film Festivali'nin Altın Kamera jüri üyeleri arasında yer aldı. 87-91 arasında ise Cannes Şenliği'nin Eleştirmenler Haftası bölümünde seçici kurul üyesi oldu. Yeni Delhi "Cinemaya" dergisi ve Sofya'da yayınlanan Balkan Media dergisinin yazı işleri kurulunda da yer alıyor.

YARIN: OECD'NİN ÜÇLÜSÜ

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1