Barışta payı olan Türk
Milliyet · 8 Temmuz 1993
UNESCO, merkezi Paris'te bulunan ve tüm dünya uluslarını kültürüyle, toplumsalıyla, siyasalıyla bir araya getiren bir "barış" kuruluşu. Bu uluslararası kuruluşta, her ülke birer büyükelçilikle temsil ediliyor. Fakat örgütün, tıpkı OECD gibi kendi seçtiği ve çalıştırdığı dünya çapında uzmanları da var. Ali Kazancıgil, işte UNESCO'nun bu uzmanlarından biri ve 1972 yılından beri bu kurumda çalışıyor. 1984 yılından öteye, UNESCO'nun "International Social Science Journal" dergisini çıkartıyor, 1991 yılından beri ise Uluslararası Toplumsal Bilimleri Geliştirme Bölümü yöneticisi bulunuyor. 1960 yılında Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra, Cenevre'de Siyasal Bilim ve Uluslararası ilişkiler lisansı, Paris'te "Türkiye ile Ortak Pazar arasındaki ilişkiler" üstüne doktora yapan Ali Kazancıgil, işte bu bilimlerin UNESCO nezdinde uluslararası koordinasyonu üstüne çalışıyor. Kazancıgil, bir ara ODTÜ'de Siyasal Bilimler yardımcı profesörlüğü yapmış, 1967-71 yılları arasında ünlü Le Monde gazetesinin Türkiye muhabirliğini de üstlenmiş.
"Dünyanın pek çok ülkesinde ulusal sosyoloji bölüm dalları var" diye anlatıyor Kazancıgil. "Aralarında işbirliği yapıyorlar. UNESCO olarak bu örgütlere yardımcı olmak üzere bir veri bankamız bulunuyor. Bütün toplum bilimleri örgütlerinin yayınladıkları dergiler, araştırmalar bu veri bankasında, isteyenin istediği gibi kullanımına açık. Örneğin, Orta Asya ülkeleri, Sovyet sisteminden çıktıktan sonra üniversite sistemlerini yeniden düzenlemek sorunuyla karşı karşıya kaldılar.
Sosyoloji ve diğer toplum bilimlerinin eğitiminde hemen tüm öğretiyi değiştirmeleri gerekiyor. Bu konuda, 1994 yılında başlayacak bir program hazırlandı. Bu ülkeler, söz konusu programda, Türk üniversiteleri ve eğitimcilerinin yardımına başvuracaklar.
Ali Kazancıgil'in, Türk eğitim kurumlarına değin söyledikleri de ilginç. "Üniversitelere özerklik vermek gerek" diyor. "Türkiye'de doğal, bilimsel, toplumsal bir birikim ve potansiyel var. Dışarıya yansıyamıyor. TÜBİTAK'a benzer bir toplumsal bilim araştırma merkezi kurulması yıllardır düşünülür, ama nedense bir türlü yapılamaz."
Ali Kazancıgil'in, UNESCO nezdinde genel yayın yönetmeni olduğu Uluslararası Toplum Bilim Dergisi de çok ilginç. Üç ayda bir çıkan dergi, altı dilde yayınlanıyor: İngilizce, Arapça, Fransızca, İspanyolca, Çince ve Rusça. UNESCO'nun resmi dilleri bunlar. Her sayısında dünyanın dört bir yanından uzmanlar, belli bir konuyu derinlemesine inceliyorlar. Ortaya aynı alanda, uluslararası karakterde bir araştırma çıkıyor. Örneğin 1992'nin son sayısı, son beş yüz yılda Amerika kıtasındaki toplumların niçin değişik yönde geliştiklerini inceleyen tarihsel ve sosyolojik bir araştırma. Gerçekten, hiç düşündünüz mü? Amerika gibi ari bir kıtada, niçin İspanyolların egemen oldukları güney bölümü başka bir gelişme, Avrupalıların çıktıkları kuzey bölümü bambaşka bir rota çizmiş, topu topu birkaç yüzyıl içinde?
Ali Kazancıgil'in özel çalışma alanı, UNESCO'daki etkinlikleri dışında karşılaştırmalı siyasal bilimler üzerine araştırmalar yapmak.
"Çeşitli ülkelerdeki siyasal sistemleri birbirleriyle karşılaştırmak, öngösterici ve aydınlatıcı bir çalışma" diyor Kazancıgil. Bu yıl sonunda, UNESCO'daki Türk beyninin, böyle bir çalışması, "Comparing Nations" adı altında İngiltere'de yayımlanacak. "Dünyasal Açıdan Devlet" incelemesi ise daha önce yine İngiltere'de ve Fransa'da yayınlanmış.
Bu arada belirtelim. Ali Kazancıgil, Atatürk devrimlerine inançlı bir aydın. Atatürk'ün 100. doğum yıldönümünde, Ergun Özbudun'la birlikte "Modern Devlet Kurucusu Atatürk" adlı dört dörtlük bir incelemeye imzasını da atmış. Bir sürü bilimsel dergilerde yazılar çıkıyor.
UNESCO'nun gururduyduğu bir Türk'ün düşüncelerine, Türkiye de kulak veriyordur inşallah.
SON SÖZ
Fransa'da beyinlerini insanlığın hizmetine vermiş Türkler, elbette bu kadar değil. Paris Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Profesör Ahmet Insel, yolculukta oluşu dolayısıyla yer veremediğimiz değerli bilim adamlarımızdan biri. Türkiye'den koptuğu için izini süremediğimiz insanlarımız da var Fransız üniversitelerinde: Gaziantep Lisesi'nden çıkıp Fransa Rouen Üniversitesi'ne 1990 yılında, Fransız yurttaşlığına geçmeden, TC yurttaşı olarak henüz 39 yaşındayken ekonomi profesörü olan Cafer Özkul'un öyküsü ise, belki daha sonra Türkiye'de yazılacak. Çünkü Cafer Özkul, artık yurda dönmek, Bilkent'te görev almak istiyor. Ve Türkiye'nin Avrupa'daki macerası pırıl pırıl insanların omuzlarında yükselmeye devam ediyor.
- BİTTİ -
[Fotoğraf altyazısı: Ali Kazancıgil "Türkiye'de doğal, bilimsel, toplumsal bir birikim ve potansiyel var. Dışarıya yansıyamıyor" diyor.]
