Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1993

Bir anarşistin ölümü: LEO FERRE

Milliyet · 20 Temmuz 1993

YELESİ ağarmış bir aslan öldü, Toscana'nın üzüm bağları arasında. Yüzü çirkindi gençken. Yakışıklılığı, iyi yıllanan bir şarap gibi zamanla gelmişti. "Her şey geçiyor/Geçiyor her şey zamanla..." diyen Leo Ferre'nin ne bir Tanrı, ne de bir "Sahip" önünde bükülmeyen boynu, yalnızca zamanın amansız silahı, yani ölümün karşısında eğildi.

Leo Ferre, bir anarşistti.

Anarşisti teröristle karıştırmayan bir toplumda, İtalyan asıllı bir anne ve Fransız asıllı bir babanın karışımından, Monaco'da dünyaya gelmişti. Konserlerinde, insanlığın toplum adına kurduğu her türlü düzen, tapınak ve yasa kavramına karşı çıkan "anarşist"lerin simgesi, siyah gömleği ve boynuna doladığı kırmızı fularıyla bütünleşmişti sesi.

"1789 Büyük Fransız Devrimi"ni bilmeyenler, 1968 Mayıs'ını yaşamayanlar, Aragon'u, Verlaine'i, Rimbaud ve Apollinaire'i okumayanlar, Leo Ferre'yi tanımazlar. Ama onlar vardırlar. Ve erkekten dönme şarkıcıların devlet adamlarıyla aynı kaderi paylaştığını iddia ettiği gösterişli Hollywood nişanlarını dolduranlar kadar olmasalar da, kalabalıktırlar.

Leo Ferre, savaşın her türüne karşıydı. Orduları sevmezdi. Fransa'nın Cezayir Savaşı sırasında De Gaulle'e yazdığı "Generalim" adlı şarkı yasaklanmıştı. Yalnız bir adamdı Leo Ferre. "Anarşist yalnızdır" diye yazmıştı bir şarkısında. Ömrünün ilk kırk yılı her sabah, o gün filtresiz "Celtiques" sigaralarını alabilecek parası olup olamayacağını düşünerek uyandı. Sonra çok zengin oldu. Bir şatoya yerleşti.

Fransa'nın faşist basını "Milyoner anarşist" diye bir kampanya başlattı hakkında. Sanki salt hırsızların, uğursuzların zengin olmaya hakkı vardı. Leo Ferre'nin sesi ve beyniyle kazandığı paralarla bir şato satın alabilmesini bağışlamıyorlardı. Ama yoksullar, "anarşist"lerini şato sahibi sevmeye devam ettiler. Fransa'nın her türlü kuralı reddeden tek anarşist "Radio Libertaire", Leo Ferre'nin desteğiyle yaşıyordu, yaşıyor ve yaşayacak.

Önceleri Yves Montand, Juliette Greco, Catherine Sauvage söylerdi Leo Ferre'nin şarkılarını. Ciğerlerinden gelen bir alevli soluk, öfkenin, aşkın, tutkunun masalıydı bu şarkılar.

1988 yılında, "Francofolies" adlı Fransızca müzik festivali Leo Ferre'ye adanmıştı. Hiç bir televizyon kanalı, programı satın almadı. Ferre, festivalin düzenleyicisini teselli etti: "Üzülme, ben öldükten sonra alırlar."

Programı, Leo Ferre'nin ölüm haberinin ertesi günü satın aldı tüm Fransız televizyonları. Birkaç yıldan beri, ha öldü, ha ölecek deniyordu. Korkmuyordu ölümden. Bekliyordu. Ve konser vermeye devam ediyordu.

Bir gün bir kadın telefon etti şarkıcıya. Ahizedeki ses, "Ben ölüm" dedi. "Yaptıklarınızı çok beğeniyorum Leo Ferre." Beyaz yeleli Ferre cevabı yapıştırdı: "Ben de sizin yaptığınızı beğeniyorum, Sayın Ölüm."

Toscana'nın üzüm bağlarında bir aslan öldü. Günlerden 14 temmuzdu ve Bastille Kalesi'nin düştüğü devrim gününün 204'üncü yıldönümüydü. 77 yaşındaydı Leo Ferre. Yves Montand, Jacques Brel, Georges Brassens veSerge Gainsbourg'dan sonra, gençliğimizin göğünden bir yıldız daha eksildi. Nedendir bilinmez, er çok Leo Ferre'ye ağladık biz 68'liler.

"Zamanla her şey unutulur. Tutkular unutulur, sesler unutulur. O sesler ki yoksul insanlarındır ve 'Geç kalma sakın, üşütme kendini' derler usulca kulağınıza..."

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1