Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1993

Sarp kuray anlatıyor 4

Milliyet · 2 Aralık 1993

EROİNİ CESETLERE DOLDURUP KAÇIRDILAR...

MERAK edilen bir başka konu da Fransız hükümetinin bu tür yardımlar yaptığıydı. Bu konuda çeşitli söylentiler vardı.

- Siz yardım görmediğinizi söylüyorsunuz. Peki öteki örgütler de mi Fransızlardan yardım almıyordu?

Kuray - Bilmiyorum. Biz kendi hesabımıza, ne Sovyetler'den, ne Fransızlardan ne de başka bir odaktan tek kuruş para aldık. Tüm paramızı, çalışarak kazandık.

- Döner dükkanları battıktan sonra nasıl geçindiniz peki?

Kuray - Başka işyerleri açtık, tekstil atölyeleri kurduk. Zaten 1991 yılında ben tüm örgütü topladım, ayrıldığımı, örgütleme faaliyetini artık yürütmeyeceğimi söyledim. Çünkü örgütün içinde bazı muhalif öğeler çıkmış, "Sarp Kuray Avrupa'dır, tiyatro yapıyor. Biz burada eylem yapıyoruz, kahramanlar biziz", diyorlardı. Pasif olduğumu söylüyor, militanlığımı eylemle ispat etmemi istiyorlardı. Ben bu grupları da iyi tanıyorum. Bizim geleneksel hastalığımızdır aslında. Dün İttihat Terakki içinde Enver Paşa ile Yakup Cemil'i karşı karşıya bırakan kurguya biz de düşüyoruz. Zaten İttihat Terakki'yi iyi bilmeyen bir insanın bizim içimizdeki kavgayı anlamasına imkan yoktur. Hatta Doğu'daki sosyalizm macerasını anlamalarına imkan yoktur. Biz, aydın eylemciliğinin faturasını ödüyoruz. İşçi sınıfı falan yoktur bizim ülkemizde. Bizim içinde bulunduğumuz siyasal ilişkileri, mensup olduğumuz bu sosyal gerçeklik belirler. Bizim gibi yaşayanlar 1908'de İttihatçı oldular. 1919'da Kuva - yı Milliyeci oldular. 27 Mayıs'ta 27 Mayısçı, biz de sosyalist olmuşuz. Söz değişmiş, ama içerik aynı. İsmet Paşa ile Mustafa Kemal'in ilişkilerine bakın, aynıdır. Kimimiz Atatürkçüyüzdür, kimimiz İsmet Paşacı, kimimiz Yakup Cemil gibi silahşör, kimi Resneli Niyazi gibi romantik, kimi Enver Paşa gibi ihtiraslı, sonuna kadar giden.. Sovyetler Birliği'nde de öyleydi zaten. Yetmiş yıl sonra bir partinin, sınıfla birleşemediği konuşuluyorsa hala, bu bir Doğu hastalığıdır. Doğu'da, politika yapan gerçekliğin kendine özgü nitelikleri vardır. Bunun önlemini alamadık, çünkü bunun önlemini almak ciddi bir sınıf devrimciliğinden geçiyordu. Çok ciddi bir kitle terbiyesi gerektiriyordu.

Türkiye'deki tepeden inme sosyal değişim şemasında, bir süre sonra, iktidardaysanız koltuk kavgası; bizim gibi küçük gruplarsanız, örgütün parasını, arabasını kim kapacak kavgası başlıyor. Ve silahlar ortaya çıkıyor. Bu kavga bizim örgütte ortaya çıktığında, ben hemen çekildim, buyrun, her şeyi siz yaptınız, alın, dedim. Paylaşım kavgası olmayacak, silahlar çıkmayacak ortaya. Zaman kimin ne olduğunu gösterecek, ama artık benimle yürüyemeyeceksiniz. Çünkü darlaşmış bir çemberin içinde ilişkilerin çürüdüğünü, koptuğunu görüyorum. Böylece 1991'den beri örgütle ilişkimi koparmış bulunuyorum.

ÇIKTIĞIMA PİŞMANIM

- Neden Türkiye'ye dönme kararı verdiniz?

Kuray - Türkiye'den çıkmakla büyük hata ettiğimi çok geçmeden anladım ben. Avrupa'da ilticacı olarak geçirdiğim yılları, Türkiye'de hapiste geçirmediğime yanıyorum. Benim için çok daha onurlu olurdu. Çünkü buraya entegre olamadım. Düzenine uyamadım. Sürekli kendi aramızda, Türklerle yaşadım. 91'deki örgüt konferansında, bütün görevleri bıraktığımı ilan ettim ve Türkiye'ye dönmek istediğimi, bana neye mal olursa olsun dönmek istediğimi belirttim. Hapise de girsem Türkiye topraklarında olmak istiyorum. Yurdumu özledim ve buralarda mutlu değilim. Buralardaki ilişkiler çıkmaza girmişti, bir adım daha ileriye atmak, dışında kalmak istediğim bazı kurguları beraberinde getirecekti. Birbirimize düşmek, intikam sürecine girmek söz konusuydu. Bunun için dönmek istedim.

- Sarp Kuray, sizin için silah kaçakçısı, eroin kaçakçısı dendi. Bu suçlamaları nasıl yanıtlıyorsunuz?

Kuray - Ben 13 yıl buralarda yaşadım. Bu konularla ilgili hakkımda en küçük bir tahkikat yapılmamış, dava açılmamıştır. Türkiyeli binlerce kaçakçı sorgudan geçirildi Fransız polisi tarafından, bana bu konuda en küçük bir suçlama yöneltilmedi. Fransız polisi, burada kuş uçurmaz. Ben her üç ayda bir Fransız polisinin yenilediği geçici ikamet belgesiyle kaldım Fransa'da. Bu belgeyle dolaştırdılar beni. En küçük bir takıntım olsa, canıma okurlardı. TC de biliyor, Fransa da biliyor kaçakçıların kimler olduklarını.

Bana burada L'Express dergisi bir iftira attı. Asılsız bir kaçakçılık yayını yaptı. Benim tutuklandığımı ve hakkımda kaçakçılıktan dava açıldığını iddia etti. Bu haber, Türkiye'de de Hürriyet gazetesinde yer aldı. L'Express bu yayını yaptıktan sonra düzmece haberi yazan gazeteciyi bulduk, eski bir Le Pen'ci çıktı karşımıza. Dergiyi dava ettim, mahkemeye verdim. L'Express bizimle uyuşmaya çalıştı, olayı kapatmaya çalıştı, kabul etmedim. Önümüzdeki ay, açtığım dava sonuçlanıyor. Çok açık bir biçimde kazanıyoruz. L'Express, şimdi kendini, yazıda beni kastetmediğini söyleyerek savunuyor. Ama büyük bir tazminat alacağım. Çünkü Fransız polisinin raporları ortada, ne başka bir konuda, ne de böyle bir kaçakçılık konusunda hakkımda en küçük bir kuşkunun gölgesi var. Hiçbir zaman tutuklanmadım, hakkımda da hiçbir dava açılmadı. L'Express, "Biz, yazıda Sarp K'dan söz ettik. Bu Sarp Kuray değildir" dedi. Biz de Paris'te benden başka bir Sarp K'nın olamayacağını kanıtladık. Kaybetmeye mahkumlar davayı, çünkü ya karşımıza bir dava dosyası çıkaracaklar, ki böyle bir belge yok, ya da "Yalan yazdık, Sarp Kuray tutuklanmadı, hakkında dava açılmadı" diyecekler.

BANA YARDIM EDENLER

- Peki kazandığınız parada, başka finansman kaynaklarınız yok muydu?

Kuray - Elbette var. Bana çok yardım eden, buraya matbaa kurmak için, işyeri açmak için para akıtan çok dostlarım oldu. (Yazılmasını istemiyor: Bir DYP'liyle, finans sektöründe bir isimden söz ediyor). Ama bu gelen paraların, ne de kazandıklarımın arasında en küçük bir silah, eroin kaçakçılığının geliri oldu. En son kuruşuna dek, anamın ak sütü gibi helalidir hepsi. Ben bu saçları, Pigalle'de ağarttım. Pigalle'de dolaşmak, hem para kazanağıydı, hem de manen çökertti beni.

Burada pek çok insanın yaşam sorumluluğunu üstüme almam, buhu sağlayacak parayı çıkarmam pek çok kişinin aklını kurcaladı. Akılları kısa olduğundan da, beyaz (eroin) dediler, silah dediler. Fransız polisi, bunlardan akıllı. Onlar benim neyi yapıp, neyi yapmadığımı çok iyi biliyorlar. Bana yöneltilen bu suçlamalar, daralır daralır, gelir altın ticaretine dayanır. İsviçre'de altın ticareti de zamanında, Turgut Özal'ın alkışlarıyla yapılıyordu. Çünkü Türkiye'ye döviz akıyordu. MİT bunu bilir. Benim hakkımda altın borsasına girdiğimi, kimlerle beraber olduğumu, hepsini yazdılar. "Sarp Kuray, altın borsasına girmiş, hakim olmuş ve finansman sağlamıştır" dediler.

Bu kaçakçılık lafını, eroin, silah kaçakçılığı suçlamasını kendime yediremiyorum. Günlerce uyuyamadım bu yüzden. Bütün bunları, kimin ne yaptığını, benim kiminle ne yaptığımı Türkiye'de açıklayacağım. Hesabı verilmeyecek tek kuruşum olmadı. Altın borsasından büyük para kazandık. (Ünlü isimler söz konusu. Yazılmasını istemiyor).

Eroin kaçakçılarını arıyorlarsa başkalarına sorsunlar. Cesetlerin içinde geldi eroin. Cesetleri eroin doldurup diktiler.

Bütün finans kaynaklarımın hesabını Türkiye'de vereceğim ve bu kaçakçı lafını bazılarına yedireceğim. Üstüme gelirlerse, altından kalkamazlar.

Ben, yurt dışında geçirdiğim 13 yılın hesabını gün be gün, kuruş kuruş veririm. 250 kişi çıkarmışız dışarı, bunların yaşamını garanti etmişiz. Elbette para kazanmak zorundaydık. Ama bu para helaldi, bu para kutsaldı ve ne şaibeli yerden geldi, ne de şaibeli yere gitti.

Ben eğer, tek başıma yaşasaydım, köşemde oturup kitap yazmam yeterdi. Hikmet Kıvılcımlı falan öyle yapmadılar mı? Ama bir sorumluluk duygusuyla, ben insanlarımıza sahip çıktım ve hep kendimden verdim. Benimle yola çıkan pek çok kişi, bugün multimilyarder. Ben ne yapmışım? Örgütü yaşatacağım diye işyerleri kurmuşum, batırmışım, kan ter içinde çalışmış ve hep paylaşmışım.

[Fotoğraf altyazısı: Sarp Kuray 1971 yılında gözaltına alınıp kelepçelendiğinde kendisini yakalayan polisler bu hatıra fotoğrafını çektirmişlerdi... / Sarp Kuray ve Ruhi Koçi, Genelkurmay Başkanlığı Plan ve Prensipler Dairesi Başkanı Korgeneral Atif Erçikan'a bombalı saldırı düzenlemek iddiası ile yargılanıyorlar. Tanık kürsüsünde General Erçikan...]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1