Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1993

Güle Güle Abidin

Milliyet · 8 Aralık 1993

ABİDİN Dino 'yu dün sabah yitirdik.Hastanenin adı Gustave Roussy, günlerden 7 aralık, saat sabahın ikisiydi.

Dostu Nazım sağ olsaydı, bütün bu gerçekleri daha şiirsel ve daha unutulmayacak biçemde söylemesini bilirdi. Ama Türkiye'nin öksüz aydınları, Nazım'ı daha önce yitirdiler.

Şimdi de Abidin...

Onu en son cumartesi akşamı gördüm. Dünyanın en üst teknoloji harikalarının kullanıldığı bir hastaneydi. Ciddi doktorlar emirler yağdırıyor, ciddi hemşireler yağan emirleri anında uyguluyorlardı. Ama Abidin, "Yaklaş..." diye işaret etti o güzelim elleriyle. "Anlat bakalım, ne var, ne yok?" dedi usulca. "Türkiye'de ne var, ne yok?" demekti yıllardan beri bu sorunun anlamı. Günde iki Türk gazetesi alır, yine de anlattırırdı bana Türkiye'yi.

Son raporumu cumartesi akşamı saat 17.00'de verdim Abidin'e. Terör yasasından ve Laiklik maddesinin girdiği açmazdan söz ettim. Başını salladı.

Son Türkiye yolculuğunda Güzin ile çekilmiş fotoğraflarının büyütülmüş biçimini gösterdim ona. Sevindi.

"Arkadaşım nasıl?" diye sordu sonra.

Arkadaşı, oğlumdu. Birlikte resim konuşurlar, Abidin ona elleriyle yaptığı resimleri gösterir, oğlum bilgisayarda yaptığı desenleri anlatırdı. Abidin bu yeni teknolojiye ilgi duyuyor, sanatta alabileceği yeri öngörmeye çalışıyordu.

Arkadaşının onun için yaptığı son resmi getirmiştim yanımda.

"Onu buraya getirme," dedi.

"Eve dönünce görüşürsünüz," diye yanıtladım.

"O kesin değil," gibilerinden salladı başını.

Öleceğini biliyordu. Ama Güzin'e göstermek istemiyordu.

Beyaz çarşafların üstünde uzayıp gidiyordu ince, duygulu elleri.

Türk aydını öksüzdür.

Türkiye Cumhuriyeti'nin geçmiş yönetimleri, Abidin'i Türkiye'ye öksüz bıraktılar.

Şimdi Türkiye, Abidin öksüzü.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1