Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1994

'PKK terörünü lanetliyorum'

Milliyet · 29 Ocak 1994

PARİS'in ünlü Trocadero Meydanı. Chaillot Sarayı diye anılan ve bir sinema müzesiyle bir tiyatroyu barındıran muhteşem anıtın dördüncü katında, sekreterlerin kısaca "Danielle" diye çağırdığı Fransa'nın "First Lady"sini bekliyorum. Burası, "Madam" diye andığımız, belki doğru, belki yanlış değerlendirdiğimiz, genelinde sevmediğimiz ve biz Türkleri sevmediğini düşündüğümüz Fransa Cumhurbaşkanı'nın eşi, France - Libertes Başkanı Danielle Mitterrand'ın vakfı.

Bayan Mitterrand yaklaşık bir saat gecikiyor randevuya. Ya daha önce yazdığım yazılara kızıp vazgeçerse? Sekreter ikide bir gelip rahatlatıyor: "Telefon etti, şimdi geliyor, biraz daha sabır..." Sonunda Danielle Mitterrand, koşarak çıkıyor merdivenleri: "Binlerce kez özür dilerim, biliyor musunuz, zamanımın efendisi ben değilim."

ŞAŞIRTAN SALON

Alçakgönüllü, güleryüzlü bir kadın var karşımda. Görkemli, ama alabildiğine cana yakın bir salonda, masanın başına oturuyor. Etrafımız, tüm dünyadan getirdiği anılar, biblolar ve fotoğraflarla dolu. Hepsi güzel, sevimli, barışçı eşyalar. Oysa ben... katliam fotoğrafları, Kürt çocuklarının fotoğraflarını falan görmeyi bekliyordum.

Soru: Madam Mitterrand, Türk kamuoyunda sizin Türk düşmanı ve Kürt dostu olduğunuza dair bir inanç oluştu. Ben, bunun doğru olduğuna inanmak istemiyorum.

Mitterrand: Ben hiçbir halkın düşmanı değilim. Vakfımın amacı ve tek hedefi, güçlük içinde bulunan toplumlara, her kim olurlarsa olsunlar ve nerede yaşarlarsa yaşasınlar, yardım etmek. Tekrarlıyorum, hiçbir halkın düşmanı değilim ve özellikle acı çeken halkların dostuyum.

Soru: Bu dostluğunuzu ve yardımlarınızı kurduğunuz France - Libertes Vakfı aracılığıyla yapıyorsunuz. Bize bu vakfı kurmaktaki amacınızı ve çalışmalarınızı anlatır mısınız?

Mitterrand: Eğer Türk kamuoyuna beni tanıtmak istiyorsanız, bu vakfın benim varlığımı ifade biçimim olduğunu söyleyebilirsiniz. Dünya kamuoyunu yardıma çağıran, çevrelerinde bir sessizlik duvarı oluşturulmaya çalışılan topluluk ya da bireylerin sesini duyurmaya gayret eder.

"KÜRTLER DIŞLANIYOR"

Soru: Böyle bir vakıf kurma fikri nereden geldi size?

Mitterrand: Eşim cumhurbaşkanı olmadan çok önce pek çok dernekte militanlık yaptım ben. 1981'de, Cumhurbaşkanı eşi olmanın verdiği uluslararası kürsülerden seslenme olanaklarını, en yoksul ve ezilmişlerin hakkını savunmak için kullanmaya başladım. 1986'da France - Libertes, daha önce kurduğum pek çok derneği tek bir ad ve çatı altında topladı.

Haksızlığın ölçüsü, uygulandığı her toprakta aynı isyan duygusuyla yaşanır ve bir çocuk, kültürel birikimini zenginleştirmek, gelecek kuşaklara bırakabilmek için, doğduğu yer neresi olursa olsun gerekli eğitimi almak hakkına sahiptir.

İşte France - Libertes Vakfı bu düşüncelerden yola çıkar ve bir bilgilendirme kampanyasına ya da projeye başladığı zaman, bu inançlardan hareket eder.

Soru: Sizin için PKK ne ifade ediyor? PKK'yla Kürt toplumu arasında nasıl bir bağlantı kuruyor, PKK terörü konusunda ne düşünüyorsunuz?

Mitterrand: Sanırım PKK konusunda bir yargıya varabilmek için, önce durumu iyi incelemek gerekiyor. Daha doğrusu bir kanıya varabilmek için diyebiliriz buna. Herhangi bir yargıya varmak benim işim değil çünkü.

Kürtler, 70 yıldır dışlanıyor, eziliyor ve kovuşturuluyorlar: Sizin kendi Cumhurbaşkanınız Bay Demirel, son üç çeyrek yüzyılda Kürtlerin 29 kez ayaklandığını söyledi ve her ayaklanma kan akıtılarak bastırıldı. Şu andaki PKK olgusu, böyle bir ayaklanmadır.

Oysa PKK yalnızca 15 yıldır var. 1980 askeri darbesine ve toplumun sistemli olarak baskı altına alınmasına değin birkaç yandaştan fazlasını toplayamıyordu. Kısıtlı bir hareketti. Kentlerin yerle bir edilmesi, yaratılan korku ortamı binlerce insanı dağlara itti.

Dağlara çıkan bu insanların tamamı, PKK'nın ideolojisini ve görüşlerini paylaşıyor mu? Kuşkusuz hayır. Bu tercih zorunda bırakılan insanların bir kaçışıdır.

Bize kadar ulaşabilen tanıkların verileri var ve bu veriler sizin çok iyi tanıdığınız bir diplomatın (Eric Rouleau) son olarak Foreign Affaires dergisinde yayınladığı bilgiler tarafından doğrulanıyor.

Soru: PKK'nın Kürtleri öldürdüğünü, yani Kürtlerin Kürtlere karşı savaştığını da biliyor musunuz?

Mitterrand: Belki. Pek çok tanıklık var. Bir ülke ya da bölgede isyan başladığı ve bastırılmaya çalışıldığı zaman kimin kimi öldürdüğü birbirine karışır. Önemli olan bu cehnennemi bir an önce söndürmek, bu dehşeti bitirmektir.

PKK'nın silahlı eyleme başlamasından önce, 1984'te Diyarbakır'da Mehdi Zana'nın duruşması yapıldı. Duruşmayı izleyen bir Fransız hukukçusu, ait olduğu bir milletin bağrında (Türkiye) kendi diliyle düşüncelerini ifade etmeye çalışan bir topluma yönelik tahammülsüzlük ve baskı karşısında kapıldığı adaletsizlik duygusunu anlattı.

Sevilen ve tanınan şair Musa Anter'le tanıştığımda, onun vahşice öldürüleceğini nasıl bilebilirdim?

Kulaklarımda hala, büyük bir sosyolog olan Beşikçi'nin ılımlı sözleri çınlıyor. O da hapiste. Niçin?

Niçin bunca asker, bunca ölüm mangası?

"PARTİZANLIK GÜTMÜYORUZ"

Soru: Bir süredir Türkiye'de mafya babaları öldürülüyor. Bunlardan bir tanesi Behçet Cantürk'tü. Yıllardan beri tanıdığımız birisiydi. Kimin öldürdüğü bilinmiyor. Ancak, cenazesinde DEP milletvekilleri hazır bulundu ve bu mafya babasına PKK tavırlarıyla sahip çıkıldı. Buna ne dersiniz?

Mitterrand: Bu bilgiler doğrulanmalı.Siz benim ilk söylediklerimi unuttunuz galiba. Biz, vakıf olarak partizanlık gütmeyen, hiçbir parti ve politika ile ilgisi bulunmayan bir örgütüz biz. Ezilmiş halkların yanında yer alıyoruz. Ben, Kürtlerden söz ettiğim zaman, sesimi onların sesine kattığım zaman, öldürülen, hapse atılan, aile bireyleri yakılan, köylerinin yıkıldığını gören insanlardan, kadınlardan, çocuklardan söz ediyorum. Gerisi beni ilgilendirmiyor. Bana henüz doğrulayamayacağım bilgiler vererek birtakım şeyler söyletemezsiniz.

Soru: Hiç olmazsa PKK'yı kınadığınızı, terörizme karşı olduğunuzu söyleyebilir misiniz?

Mitterrand: Her türlü şiddeti, nereden gelirse gelsin kınıyorum. Bütün şiddet organizasyonlarının karşısındayım. Şiddete başvurduğu sürece PKK'yı da, (Sekreterine dönüp soruyor: Kimdi ötekiler? Sekreteri "Escadron de la Mort" diye yanıtlıyor: Ölüm mangaları). Evet, PKK'yı da Ölüm Mangalarını da kınadığım gibi kınıyorum.

Soru: Ben de bunu duymak istiyordum...

Mitterrand: Evet ama, dikkat edin: Yalnızca PKK'yı değil, şiddete başvuran tüm örgütleri, tüm kurumları, tüm organizasyonları kınıyorum. Yalnızca PKK'yı kınadığımı söyletemezsiniz bana. Her yerde şiddet var. Bosna'da, İran'da, Irak'ta, Afrika'da dünyanın her yanında şiddete başvuranlar var. Hepsini birden kınıyorum.

Soru: Türk kamuoyuna mesajınız var mı?

Mitterrand: Evet. Türkleri seviyorum. Demokrasi kavramına, bu kavramın simgelediği her şeyi kattıkları zaman çok seviyorum.

SÜRECEK

[Kutu — Bayan Mitterrand'a nasıl ulaştım? (imza: M.G.S)]

IRAK'tan Türkiye'ye yarım milyon Kürt'ün iltica ettiği günlerdi. Danielle Mitterrand, söz konusu ilticacılara yeterince battaniye verilmediğini söylemişti. Oysa aynı günlerde AB üyesi İtalya, zavallı teknelerle topraklarına iltica eden yirmi bin Arnavut'a birer battaniye bile vermeyi reddetmiş ve rıhtımlardaki bu perişan insanlar naylon torbalar altında soğuktan korunmaya çalışıyorlardı.

Danielle Mitterrand'a telefon ettim ve görüşme talebinde bulundum. Geri çevirdi. Sekreterine, "Niçin Arnavutların insan haklarını savunmuyorsunuz?" diye sorunca işler büsbütün karıştı. Tartıştık. Daniele Mitterrand'ın, Fransız Dışişleri'den aldığı eleştiriler ve gördüğü tepki sonucu, basına yönelik açıklamalarını hemen hiçe indirgedi ve Türk gazetecilere tümüyle kapandı.

İlk işaret, geçen ay El Pais gazetesine verdiği demeçte geldi. Bu gazeteye yaptığı açıklamada ilk kez, PKK'yı Kürt sorunundan ayırıyordu Bayan Mitterrand.

Başka basın kuruluşlarının temsilcileri, kendisinden randevu alabilmek için Elysee Sarayı'nın kapılarını aşındırırken, sade bir mektup yazdım kendisine. Bu kez özgeçmişim, yazdığım kitapları sıralamayı da ihmal etmedim. Hiç umudum yoktu. Sabıkalıydım. Kaç kez alaylı yazılar yazmıştım aleyhinde.

Sonra...Mektubu gönderdiğimin birinci haftası bir telefon geldi. Danielle Mitterrand benimle görüşmeyi kabul ediyor, 24 Ocak tarihinin uygun olup olmadığını soruyordu.

M.G.S

[Kutu — Madam Mitterrand'ın Kürt temasları (imzasız)]

FRANSA Cumhurbaşkanı François Mitterrand'ın eşi Danielle Mitterrand Kürtlere yönelik yaptığı faaliyetler çerçevesinde Türkiye'ye ilk kez 31 Nisan 1989'da geldi. Mitterrand, Türkiye'ye Fransa Özgürlükler Vakfı Başkanı sıfatıyla, Halepçe katliamından kaçarak, Türkiye'ye sığınan Peşmergeler için Güneydoğu'da kurulan kamplarda incelemelerde bulunmak amacıyla gelmişti. Ankara'ya gelişinden itibaren olaylı geçen Mitterrand'ın ziyareti büyük gürültü kopardı. Ankara'da SHP Genel Başkanı Erdal İnönü ile dönemin Başbakanı Turgut Özal' ın eşi Semra Özal ile görüşen Mitterrand ertesi gün Diyarbakır'a geçti.

SUİKAST GİRİŞİMİ

Diyarbakır Havaalanı'nda Diyarbakır eski Belediye Başkanı Mehdi Zana ile eşi Leyla Zana'nın karşıladığı Mitterrand, SHP'nin Doğulu milletvekilleriyle Muş ve Mardin'deki Peşmerge kamplarında incelemelerde bulundu. Mitterrand'ın Mardin Vali vekili ve kamp sorumlusu Ahmet Nevroz'a sorularını yöneltirken adeta sorguya çekmesi dikkat çekti.

Ülkesine döndükten sonra Türkiye'deki Peşmerge kamplarındaki yaşam koşullarını yeterli düzeyde olmadığını belirterek, eleştirilerde bulunması büyük tepki çekti.

Mitterrand, daha sonra Türkiye'ye, 1992 yılının temmuz başında Kuzey Irak'a giderken uğradı. Yanında, Fransa İnsani Yardım Bakanı Bernard Couchner ile özel uçakla Diyarbakır'a gelen Mitterrand, buradan helikopterlerle Kuzey Irak'a geçti. Erbil ve Süleymaniye'de incelemelerde bulunan Mitterrand, Kürt Parlamentosu'nda da bir konuşma yaptı. Ziyareti sırasında Mitterrand bir suikastten kıl payı kurtuldu. Mitterrand'ın konvoyunun geçtiği yol üzerinde park etmiş olan bir arabanın patlaması sonucu bir Peşmerge ölmüş ayrıca, aralarında çocukların da bulunduğu yarım düzine insan yaralandı. Saldırıyı kimlerin yaptığı belirlenemedi.

Danielle Mitterrand bu temasları sırasında Kürdistan Yurtsever Birliği (KYP) lideri Celal Talabani ve Kürdistan Demokrat Parti (KDP) lideri Mesut Barzani ile de sık sık biraraya gelmişti.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1