Bütün aşklar tatlı başlar
Milliyet · 14 Şubat 1994
BUGÜN 14 Şubat, Sevgililer Günü. Hıristiyan dünyasında Aziz Valentin olarak kutlanan bugünün bir efsanesi var: Genç kızların bugün görecekleri ilk kuş, aşık olup evleneceği erkeğin türünü tayin ediyor. Eğer bir serçe görürseniz, ya bir çiftçiyle evleneceksiniz, ya da köylü. Saka görürseniz, ya denizciye varacaksınız ya da uçuş görevlisine. Sarı kuşlar, zengin erkeklere işaret ediyor. Kıvrık gagalar, entelektüel kocalara, ama güvercine rastlarsanız çok iyi yürekli bir kocanız olacak. Sığırtmaca çatarsanız yandınız, çünkü ömür boyu bekar kalacaksınız.
Doğru ya da yanlış, "kuş" deyiminin kimin için ve nereden kaynaklandığı açık değil mi? Paris'te başlayan aşklar daha mı tarihsel oluyor nedir, Aziz Valentin Paris'te epeyce ünlünün canını yakmış. Bir anlatıya göre Napolyon, uğruna imparatorluklar kurup da yaranamadığı Josephine'e bir bakkal dükkanında rastlamış ve ilişkileri, Josephine'in parası çıkışmayınca Napolyon'un keseye davranmasıyla başlamış. Ünlü modacı Nina Ricci ise adını taşıdığı Luigi Ricci'nin yüreğini bir Paris otobüsünde çalmış. 23 yaşındaki İtalyan ve varsıl Luigi Ricci, gezmeye geldiği ışıklar kentinde bindiği otobüste 16 yaşında ve Maria Nielli adlı yoksul kıza vurulmuş, ailesinin tüm itirazlarına karşın onunla evlenmiş, ancak Maria Nielli'nin iş alanındaki hırsı ve başarısı büyürken, kendi ailesinin mirasından mahrum edilerek küçülen Luigi, genç yaşında ölüp gidivermiş.
Ozan Aragon'un Elsa'yla bütünleşmesi ise, başlı başına bir fıkra. Aragon'u baştan çıkarmak için her türlü gösteriye başvuran Elsa'yı, aşırı ısrarı nedeniyle Aragon uzun süre casus sanıp, bucak bucak kaçmış, ancak Elsa, Paris'e gelen Mayakovski'yi Aragon'la tanıştırmayı başarınca, tavlamak istediği adamı kendisine bağlamış. Aragon'un hep yıldırım aşk sandığı bu sevgi, aslında Elsa'nın uzun uzun düşünüp olgunlaştırdığı bir stratejinin meyvesi yani.
Fotoğrafçı Man Ray de "kadınların" avladıkları türden bir kuş yine. Lee Miller adlı bir Amerikalı genç kız, 1929'da görünce vurulduğu bir fotoğrafın ABD'den kaçıp Paris'te yaşayan Man Ray adlı bir sanatçıya ait olduğunu öğrenince, Paris'in yolunu tutmuş. Man Ray'ı görebilmek için günlerce evinin önünde bekledikten sonra bir kahvede rastlamış. Karşısına geçip "Sizin yeni öğrencinizim" deyivermiş. Man Ray, "Benim öğrencim falan yok, üstelik yarın Biarritz'e gidiyorum" diye homurdanınca "Öyleyse ben de geliyorum." Gidiş o gidiş.
Dünya tarihine Lee Miller'in görünüşte masum yüzünden ne kadar güzel fotoğraflar kaldı...
