Ozbek Paris'i büyüledi
Milliyet · 6 Mart 1994
GAZETECİLİK mesleği kimi kez olağanüstü sürprizlerle dolu. Sürprizin adı Kim Basinger olursa hele, erkek meslektaş çatlatmanın tadına doyum olmuyor.
Ünü dünyayı tutan Türk modacısı Rıfat Özbek 94 kış koleksiyonunu Paris'te sunmaya karar vermiş. Ne kadar iyi etmiş.
Koyu kahverengi üstüne altın harflerle "Özbek" yazılı davetiyeyi alır almaz, Paris'in ünlü defile salonları Carroussel du Louvre'un yolunu tuttuk. Türk modacı, Londra'dan geliyor ve orada burada değil, anlı şanlı Louvre müzesinin yeni müştemilatında defile düzenliyor. Bir izdiham, bir izdiham. Yetmiş iki millet içeri girmek için birbirini eziyor, sanırsınız ki Rıfat Özbek sunduklarını bedava giydiriyor.
Ortalık yatışıp herkes yerini bulunca bir de ne görelim: İlk sırada "Dokuz Buçuk Hafta"nın kahramanı, yürekler hoplatan, soluklar kesen, kan basıncını arttıran sarışın afet Kim Basinger oturmuyor mu? Bir an, oğlunun yanında olmamasına müthiş hayıflanıyorum, çünkü hayallerinin kadını. Sonra erkek meslektaşlarımı nasıl çatlatacağımın keyfi içinde yerimden fırlıyorum.
Soluğu Kim'in yanında alıyorum. Çok şanslıyım. Erkek olsaydım, aldığım soluk kesilebilir, elim ayağım tutmayabilirdi.
Kim Basinger'le söyle bir konuşma geçiyor aramızda. Hayret, birdenbire İngilizce konuşmaya başladım:
"Çok güzelsiniz Kim!"
"Teşekkür ederim."
Yakından, daha ufak tefek. Minicik, zarif bir yüzü, pürüzsüz bir teni var.
Elimdeki Rıfat Özbek dosyasını gösteriyorum. "Bu modacıyı tanıyor musunuz?" Bu kadın herhalde aptal, diye bakıyor suratıma. "Elbette. Tanımasaydım, gelmezdim."
"Peki Rıfat Özbek'in Türk olduğunu biliyor muydunuz?"
Afallıyor: "Really?"
İçimden, hem de nasıl "really yavrum" demek geliyor ama kendimi tutuyorum ve ciddiyetle sallıyorum başımı: "Kesinlikle."
Fotoğrafçıların flaş bombardımanı sürerken, defile başlıyor.
Rıfat Özbek'e bir madalya verilmeli. Ulusal onur, Türkiye madalyası falan olmalı bu. Galatasaray Monaco'ya yenilir, TBMM olmadık kararlarla ülkemizi zora sokarken, bir modacı dünyada Türk bayrağını göndere çekiyor. Rıfat Özbek'in tüm modelleri Türk. Derviş külahlarını, eteklerini, Osmanlı kavuklarını, feslerini, kaftanlarını almış, yeniden biçimlendirmiş ve dünyanın en güzel kadınlarının üstünde salındırıyor. Kendimi derviş külahıyla sokaklarda dolaşırken hayal edemiyorum. Ama podyumda ve özellikle ünlü manken Linda Evangelista'in üzerinde inanın pek güzel duruyor.
Rıfat Özbek'in babası, konuklar arasında İsmet Özbek, gururla izliyor oğlunun ayakta alkışlanmasını. Kendisini böyle bir evlat yetiştirdiği için kutluyoruz, başını eğiyor: "Emin olun ben hiç bir şey yapmadım. Üstelik modacı olmaması için elimden geleni ardıma koymadım. Ne başarıysa kendi eseridir."
Hanımlarımıza duyurulur: Rıfat Özbek'in rüya gibi iç çamaşırları, gecelikleri Osmanlı iç gömleklerinden esinlenmiş. Bu yıl çepken giyilecek ve göbekler açılacak. Kahverengi, siyah, bej, pembe ve diğer pastel renkler moda.
Şapkalar yerlere kadar uzun püsküllü feslerden, ipek kavuklardan oluşuyor. Bazı ceketlerin arkasında, kedi kuyrukları gibi uzun, upuzun ve ince kuyruklar var.
Rıfat Özbek'in 94 kış koleksiyonu Osmanlı ile 68'li "hippi" çizgilerinin mutlu bir evliliği sayılabilir. Ama tümü olağanüstü.
Kuliste yakalayıp, kendisini kutluyoruz, Milliyet objektifine birlikte poz veriyoruz. Unutmadan söyleyelim: Bu yıl burun halkası takmak da moda. Yakışana yakışıyor. Ama o sülün gibi mankenler, Kim Basinger kadar güzel değil, çünkü yakından bakınca, pek çoğu dehşet sivilceli.
Bu da bir teselli.
[Fotoğraf altyazısı: Türk modacı Rıfat Özbek, Louvre Müzesi'ndeki muhteşem defilesinde moda dünyasını adeda büyüledi. Kim Basinger, Rıfat Özbek'in Türk olduğunu arkadaşımız Mine Saulier'den öğrendi (yanda). Özbek, 94 kış koleksiyonunda Osmanlı ile 68'li "hippi" çizgileri kaynaştırmış.]
[Fotoğraf altyazısı: Rıfat Özbek'in bu yıl için getirdiği yenilikler arasında buruna takılan pırlanta halkalar da yer alıyor.]
