Entellektüellerin kuşkusu
Milliyet · 22 Aralık 1994
Ardı çevresinde kopartılan medyatik fırtınadan, Avrupa Parlamentosu 'nun kendisine layık gördüğü Saharov Ödülüyle taçlandırılmış olarak çıkan Banglades'li yazar ve kadın doktoru Teslime Nesrin kazandığı uluslararası şöhretin cezasını çekiyor. Çünkü Teslime Nesrin'i geçen Kasım ayı içerisinde kırmızı halıyla ağırlayan Fransa'da, şimdi Bangladeş'li yazarı yerin dibine geçirmek için geniş bir kampanya başladı. Fransız entellektüelleri, var olmayan bir yazarlık yeteneğinin, “uydurma” bir fetvaya dayandırılarak pazarlanışının nasıl olup da devlet düzeyinde ve süzme aydınlar katında yutulduğunun muhasebesini yapıyor.
Bangladeş gerçeği
Ilk ve nispeten ılımlı tepki, ünlü üniversite profesörü Alexandre Minkowski 'den geldi. Rene Descartes Universitesi öğretim üyesi Minkowski, Le Monde gazetesinde yayınlanan açıklamasında Teslime Nesrin'in çevresinde oluşan medya gürültüsünün, yakından tanıdığı Banglades'i kesinlikle doğru yansıtmadığını belirtti. Minkowski'ye göre üçüncü dünyanın en hoşgörülü uluslarından biri olan Bengallilere haksızlık yapıldığı gibi, ülkenin gerçekleri de çarpıtıldı: İslam dünyasında en liberal değerlere sahip Banglades toplumunda kadının yerinin benzersiz olduğunu, sadece kadınlara faizsiz kredi açan tek bankanın bu ülkede bulunduğunu belirten Minkowski, kökten dinciliğin artmakta olduğunu kabul etmekle birlikte, buna karşı direnen hatırı sayılır bir aydın kesimi olduğunu da belirtiyor ve hatırlatıyor: şimdiki başbakan Halide Ziya seçimleri kaybederse, iktidara gelecek olan muhalefeat liderinin de (Hasine Vacit ) kadın olduğu tek ülke Banglades! Öte yandan, bu eleştiriyi kabul etmeyenlerden biri, Paris'teki Şark Dilleri Enstitüsü'nde Bengal dili öğretim üyesi olan bayan France Bhattacharya , “Bütün geleneksel toplumlarda olduğu gibi Bangladeş'te de genel olarak kadınların konumunun içler acısı olduğu “ kanısında.
Şeytan'ın savaşı
Teslime Nesrin'e karşı asıl yaylım ateş, Fransa'nın önde gelen yazarlarından Jean Edern Hallier ,filozof Alexis Philonenko ve Guy Sorman tarafından Le Figaro gazetesinden açıldı.
Tanınmış yazar Guy Sorman , Nesrin'i Banglades'teki Hindu fanatiklerin ekmeğine yağ sürmekle ve Müslümanları zayıf düşürmekle suçladı. Ancak Nesrin'in ülkedeki dini azınlıkların haklarını savunarak daha demokratik bir toplum için mücadele ettiğini düşünenler de var.
Daha önce Salman Rüşdü'nün “Şeytan Ayetleri”ni savunarak bağnazlıkla savaşta hangi safta yer aldığını kanıtlayan yazar J.E. Hallier ise Teslime Nesrin'in, kötü bir yazar olmakla kalmayıp, 1989 yılında başkasının eserinden çalıntı yaptığı iddiasıyla da yargılandığını söylüyor. Ancak Nesrin'in kendisi de çok iyi bir yazar olduğu iddiasında değil ve Ayıp adlı kitabını “belgesel roman” diye tanımlıyor.
Öte yandan Teslime Nesrin için açılan bir dava var, evet. Ancak sanık avukatlarının isteği üzerine ileri tarihe atılan bu dava, 1898 yılında İngilizlerin çıkardığı bir yasanın “dinsel konularda ırkçılığa teşvik” maddesine dayandırılarak açılmış ve Nesrin'i Bengladeş anayasasında tanınan tüm dinlere küfür etmekle suçluyor. Bangladeş, anayasasındaki laiklik maddesini 1976'da kaldırarak, 1988 yılında İslamı devlet dini olarak ilan etti.
Teslime Nesrin'in, Bangladeş'te “kadınların ve ineklerin mezarlıkları olmadığı” biçimindeki iddiası ise, Jean Edern Hallier tarafından şöyle yanıtlanıyor: “300 üyelik Bangladeş parlamentosunda 35 kadın milletvekili var. 575 üyelik Fransız parlamentosunda ise 34 kadın milletvekili. İnsan haklarının incili sayılan Amnesty International raporlarında Bangladeş'te işlenen suçlara 3 sayfa, Fransa'ya ise 2,5 sayfa ayrılmış. Sanırım insan hakları ve demokrasi konusunda Fransa'nın Bangladeş'e değil, Bangladeş'in Fransa'ya verilecek dersi var.” Hallier ayrıca iki imamın Nesrin'e yaptıkları ölüm tehdidinin gerçek bir fetva olmadığı kanısında.
Hangi “Ayıp”?
Filozof Alexis Philonenko ise, Teslime Nesrin'in “Ayıp” adlı romanını ele alarak yazar hakkında çok ağır bir eleştiriyi, yine Le Figaro sütunlarında yayınladı. Philolenko'ya göre asıl ırkçı ve hoşgörüsüz olan Nesrin. Yalnızca İslamiyete değil, tüm dinlere karşı olan Nesrin, tüm mabetlerin hastane ve okul haline getirilmesi gibi “gülünç” önerilerin yanısıra, Paris'teki Notre Dame kilisesinin önünden geçerken güzelim binaya bakmayı bile reddedecek kadar “sığ” biri. Ve en önemlisi, “Ayıp” adlı kitabını tümüyle Marx 'ın “Din halkın uyuşturucusudur,” sözüne dayandıran Teslime Nesrin, bu filozofun incelemesine göre Bangladeş'teki islam kurumlaşmasına karşı komünizm rejimini öneren bir “marksist hümanist”.
Teslime Nesrin'i daha aşağılara vurmak için bilmem Bangladeş'teki dincilere söylenmemiş başka söz kalıyor mu?
Öyle görünüyor ki Teslime Nesrin Fransa'da yeni bir entellektüel kuşkuculuğun simgesi haline geldi. Nesrin'e yönelik suçlamalar beklenen gürültüyü kopartmadı. İddialar hâlâ cevapsız.
