Türkiye Paris'in sanat gündeminde
Milliyet · 11 Ocak 1995
ÜLKELERARASI sanat etkinlikleri, ekonomik bağlantılara paralel olarak mı gelişir bilinmez, ancak Türkiye ile Fransa arasındaki ticari bağlantılar çoğaldıkça Türk sanatçılarının da Paris'teki etkinlikleri artıyor, ağırlık kazanıyor.
Paris, son aylarda yoğun Türk sergilerine, konserlerine sahne oldu. Bunlardan en bereketlilerinden biri, kuşkusuz yontucu Salih Coşkun'un, Fransız Kültür Bakanlığı'nın bir etkinliği olan modern sanat fuarı Mac 2000'de açtığı sergiydi. Salih Coşkun, sanatının doruk noktasında, yepyeni yapıtlarını sergiledi bu fuarda.
Kütle bronz çalışan dünyadaki ender yontuculardan biri olmakla ün kazanan Coşkun, hayranlarının karşısına bu kez genelinde yüzyıllık tahtalara verdiği olağanüstü güzellikteki biçimlerle çıktı. Bu biçimlere "ruh" demek, sanırım heykelleri görenler için aşırı sayılmayacaktır. Görenler için diyorum, çünkü Salih Coşkun'un sergisine fazla Türk alıcı ve seyirci gelmedi. Buna karşılık, Amerikalı, Alman, Fransız ve İngiliz koleksiyonculardan geçilmiyordu ve üç günlük sergi sonunda bu koleksiyoncular, Salih'in 17 heykelini satın almış bulunuyorlardı. Sanatçı, başarılı bir İsviçre sergisi ile Moskova hazırlıkları arasında gelen bu ilgiden çok memnun.
Müzik konusunda, son günlerin yıldızı Emin Güven Yaşlıçam'dı. Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası şefi Yaşlıçam, Brüksel Kraliyet Konservatuvarı Orkestrası ile verdiği konserden ayağının tozuyla Paris'e geldi ve ünlü Madeleine kilisesinde Paris Senfoni Orkestrası'nı yönetti.
Mimarinin gündeminde ise, Sanfanbolu kenti vardı. Safranbolu, UNESCO'nun 12-17 Aralık tarihleri arasında Tayland'da düzenlenen 18. dönem toplantısında, "İstisnai evrensel değere sahip kültürel ve doğal yeniliklerin kaydedildiği Dünya Miras Listesi'ne dahil edildi. Safranbolu, UNESCO'nun, Türkiye'de koruma-ya aldığı Göreme, İstanbul, Pamukkale, Letoon, Divriği Ulucami, Boğazköy ve Nemrut dağından sonra bu listeye giren sekizinci güzelliğimiz... Bu listeye girmek Safranbolu'ya ne kazandıracak ya da Safranbolu'yu ne kadar koruyacak, göreceğiz. Ama diğerlerine neler kazandırdığına bakılarak bir ön fikir sahibi olunabilir. Örneğin Bosna'da da epeyce UNESCO koruması altına alınmış yapı vardı. Bu korumanın ne işe yaradığını, Sırp bombardımanları gösterdi...
Gelelim sinemaya. Beaubourg'daki ünlü George Pompidou kültür merkezi, geleceğe yönelik olarak güzel bir müjde vermiş bulunuyor. 1996 yılı Nisan ve Ekim aylarında, yaklaşık 100 Türk filmi, merkezin Garance salonunda gösterime girecek. Her biri ortalama üç kez seyirci önüne gelecek bu filmler, 1930'lu yıllardan günümüze uzanan Türk sinemasının değişik evre ve akımlarından örnekler verecek. İnşallah 100 "iyi" örnek bulunur... Fakat Paris'in Türk sineması festivali bununla bitmiyor, George Pompidou kültür merkezi, toplu gösteriyle birlikte 250 sayfalık ciddi bir referans kitabı yayımlıyor ve adını "Türk Sineması" koyuyor. Bu etkinliğin anlaşması EUROPALIA 1996 dahilinde Kasım ayında imzalanarak yürürlüğe girdi. Etkinliğin koordinasyonu için, Cumhuriyet gazetesi sinema yazarı Mehmet Basutçu görevlendirildi.
