Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1995

Yaşar Kemal: 'Pişman değilim'

Milliyet · 25 Ocak 1995

FRANSIZ Liberation gazetesi, dün Yaşar Kemal'le yapılan geniş bir röportaj yayınladı. DGM'de “ayrılıkçı” suçlamasıyla ifadesi alındığı belirtilen Yaşar Kemal, kendisine sorulan soruları yanıtlıyor. “Kürt sorunu ve gerçek demokrasinin var olmayışı, Türkiye'nin yeni bir boyutu değil, niçin tepki göstermek için bu zamana kadar beklediniz?” sorusuna şu yanıtı veriyor:

“Güneydoğu Anadolu'da yıkılan ve boşaltılan köyler beni çok sarsti. Orası benim de bölgem. Artık bu savaşın bitmesini ve gerek Türk asker analarının, gerekse Kürt gerillalarının analarının hıçkırıklarını duymak istemiyorum. Der Spiegel'de yazdığım makale, benim yurttaşlık ve yazarlık görevimdi. DGM yargıçlarının hakkımda soruşturma açacaklarını tahmin ediyordum. Beni herhalde mahkum edecekler. Türkiye'yi tanımayan insanlar, bana 'Fakat özgürce yazıp, özgürce konuşabiliyorsunuz, dolayısıyla bu ülke, demokrat bir ülke,' diyorlar. Bu doğru değil. Konuşuyor ve yazıyorum. Ancak ödeyeceğim bedeli de biliyorum. Ve katlanacağım. Belki hapsederler, belki işkence ederler. Ya da öldürürler. Bir gün her birimiz suçlusu belli olmayan bir suikasta kurban gidebiliriz. Ama makalem ses getirdi. Pişman değilim.”

ATATÜRK

Hep solcu kaldığı hatırlatılan Yaşar Kemal, Mustafa Kemal'in kurduğu Cumhuriyet'e mi karşı tavır aldığı konusunda şöyle konuşuyor: “Mustafa Kemal büyük bir devlet adamıydı. Devrimciydi. Yeni Türk dilini geliştirdi. Osmanlı İmparatorluğunun entellektüel başkenti Selanik'te yetiştiği için batılı bir yanı vardı. Belgeler ve 1920 ile 1923 arasında yaptığı açıklamalar, Mustafa Kemal'in Kürtlere özerklik vermek istediğini ortaya koyuyor.”

“Dolayısile onun ardından gelişen Cumhuriyet demokrasiyi gerçekleştiremedi mi?” sorusuna Yaşar Kemal: “Anadolu insanı, ister Türk olsun, ister Kürt, kendisini asla özgür duyumsamadı. Tüm şiirlerimiz, destanlarımız, türkülerimiz bunu gösterir. Anadolu'da, jandarma dayağı ya da devlet görevlisi dayağı yememiş tek köylü yoktur. Evet, bu tür bir devlet modeline karşıyım. Atatürk modern bir devlet kurmayı düşünüyordu. Yerel sorumlular ise hep baskıcı oldular. Türkiye asla gerçek demokrasi olamadı” diyor.

NEDEN 10 YIL

“Sizce Güneydoğu'daki bu savaş nasıl ve niçin on yıldır sürüyor?” sorusunu şöyle yanıtlıyor: “Çünkü Kürtlerin hakları ihlal ediliyor. Yetmiş yıldır, bu bölgedeki binlerce yerin Kürtçe adını değiştirdiler. Analar doğan çocuklarına Kürt adı koyamıyor. Yalnız Kürtçe konuşabildikleri zaman mahkemelerden ve devlet dairelerinden kovuldular. Yetmiş yıldır korkunç bir baskı var bu bölgede. Ekonomik açıdan da Kürt yöreleri çok yoksul kaldı. Bir milyon Kürtten fazlası göç etmek zorunda bırakıldı. İşkence, sistematik olarak uygulanıyor. Zaten yalnızca Kürtlere değil, herkese uygulanıyor. Böylece pek çok genç, dağa gerillalara katılmaya çıktı. Eğer ülkenin bölünme tehlikesi belirmeseydi, bu tavrı almazdım. Biz bin yıldır birlikte yaşıyoruz. Beni ilgilendiren, Kürtler. Kürtlerin haklarına ve insan haklarına saygı göstermek gerek. Yaşam koşullarını iyileştirmek ve bu savaşı durdurmak gerek. PKK sorununu çözmeyi Kürt halkına bırakalım. İnsanları Kürtçe ya da Türkçe, istedikleri dili konuşmakta özgür bırakalım. Eğer insanlara ana dillerini konuşmayı yasaklarsanız, bunu gerçekleştirmek için başka çareler ararsınız.”

Kürtçe yazıp yazmadığı konusunda Kemal, şu yanıtı veriyor: “Evimizde Kürtçe konuşulur ve babama Kürt Sadık derlerdi. Bana da Kürt Yaşar derler. Ama ben hep Türkçe düşündüm ve Yunus Emre gibi dervişlerden esinlendim. Kürtçe düşünmediğim için, Kürtçe de yazmıyorum.”

Liberation'un Yaşar Kemal'e son sorusu, “Türkiye'de köktendinciliğin yükselmesi, demokrasi için bir tehdit mi?” Yaşar Kemal bu konuda: “Bu akımın güçlenmesi yeni değil. Kemalizmin belli bir sonundan sonra, devlet yetkilileri ezanı Arapçaya çevirdiler ve eğitim sisteminde derin islamiyetçi değişiklikler yaptılar. Köktendincilik, henüz gerçek tehlike değil.”

[Fotoğraf altyazısı: Batı basınında Fransız Liberation gazetesine verdiği bir demeçte Yaşar Kemal, Der Spiegel'deki yazısından ötürü pişmanlık duymadığını belirterek, “Türk ve Kürt anaların hıçkırıklarının dinmesini istiyorum” dedi.]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1