'Birdenbire Türkler...'
Milliyet · 7 Şubat 1995
FRANSA başkentinin iki önemli sanat galerisi, 23 ocaktan başlayarak bir ay süreyle kapılarını ve mekanlarını yedi Türk sanatçısına açtı. Fransız Kültür Bakanlığı ve Paris'teki Türkiye Büyükelçiliğinin işbirliğiyle gerçekleştirilen sergilerin iyi yanı, seçilen sanatçıların şaşırtıcı yenilikleri, evrensel çapları, kötü yanı ise, sergilerin basın ve kamuoyununa iyi duyurulmaması oldu.
Davetiye gönderilmeyen, oysa yedi Türk sanatçısının başarısını vurgulamak açısından önemli olan bu etkinliği, ilgililerden değil, cumartesi günleri La Palette kahvesinde toplanan Türklerden duyarak gidip görmek olanağını bulduk.
DEĞİŞİK BİR SANAT HAVASI
Parvi ve Monde de l'Art galerilerinde yapıtları yer alan Türk sanatçıları: Altan Gürman, Gülsün Karamustafa, Vahap Avşar, Hakan Onur, Füsun Onur, Hale Tenger ve Elvan Alpay.
Resim, heykel ve mekan düzenlemeleriyle Paris'te değişik ve taze bir "sanat" havası estiren sanatçılarımızın sergisi, çok yerinde bir deyişle "Birdenbire Türkler..." adını taşıyor.
1976 yılında yitirdiğimiz Altan Gürman, ölümünden yirmi yıl sonra yaratıcılık gücü ile çağdaşlarını etkilemeye devam eden bir sanatçı. Gürman'ın patates, mısır ya da pancar üretiminden yola çıkarak, ince bir mizah ile eleştirdiği Türkiye ekonomisi "İstatistikler" adını taşıyan yapıtlar dizisi ile sergileniyor.
[Kutu: Altan Gürman, Gülsün Karamustafa, Vahap Avşar, Hakan Onur, Füsun Onur, Hale Tenger ve Elvan Alpay'ın yapıtları Paris'te sergileniyor]
Gülsün Karamustafa, seccade üstüne işli Elvis Presley, altın yaldızlı "İsa'nın Son Yemeği" ile topluma özgü doğu - batı kargaşasını, "Kitsch" anlayışı içerisinde Paris'e getirdi. Karamustafa, dinsel alışkanlıkları, feminizmi ve çağdaş seçimlerin "kararsızlığını", sanatının diliyle anlatıyor.
Vahap Avşar, aynı kargaşayı ayrı maddeler aracılığıyla, örneğin konserve kutularından ürettiği alfabe ile gözler önüne seriyor ve iktidarların tabularını, ülkemizin coğrafyasından doğan bölünmüşlüğü sorguluyor.
Hakan Onur, daha çok kişisel durumların evrenselliği üzerine kurulmuş yapıtlarıyla Paris'te. Tuvalet Klozetlerinin Tanrı, Miki ve Süpermenlerle buluştuğu, şov, ticaret, savaşın günlük yaşamda birbirine karıştığı mekan düzenlemelerine imzasını atıyor.
KADINCA BİR YAKLAŞIM
Füsun Onur, daha kadınca bir yaklaşımla çocukluğun belleğin, kadınlığın mizansenini yapıyor. Taftalar, tüller ve eski fotoğrafların yarattığı sahte bir zararsızlığın gerisindeki iç dünya fırtınalarını gündeme getiriyor.
Hale Tenger, minicik ama anlamlı ve alışkın olduğumuz simgelerle, diğerlerine oranla daha sivri bir Türkiye eleştirisi yapmakta. "Görmüyorum, duymuyorum, konuşmuyorum" maymunlarının ve erkeklik organı boyundan büyük "tanrı"nın küçük bronz dökümlerini bir araya getirerek yarattığı ay yıldızlı gökyüzü biçimlemesiyle, alışılmadık vuruculukta ve hoş bir yapıt gerçekleştirmiş bulunuyor.
Elvan Alpay, bir masal dünyasının dışavurumunu sergiliyor. Patlayan renkleri, çerçevenin dışına taşan hareketi ile "Kitsch", genç ve neşeli bir yaratıcılığı var. Meyvelerden ve kurbağalardan oluşturduğu sahte cennet, şaşırtıcı nitelikte. Bol bol kurbağa motifini kullanması, kendisini prens konumuna döndürecek kurtarıcıyı bekleyen "büyükler" dünyasına yaptığı bir gönderme.
