Yaşasın Lüsifer hayranları!
Milliyet · 9 Nisan 1995
KÖTÜLÜK meleği Şeytan'a tapan bir mezhebin iki yöneticisiyle bir müridi, geçen hafta Paris'teki bir evin bodrum katında ölü bulundu. Oturdukları semtin adı "Kremlin Bicetre Cadısı" diye anılan 46 yaşındaki Nicole Letellier, kafasına bir kurşun sıkmış, 70 yaşındaki eşi Jack Coutella kendisini asmış, 27 yaşındaki Dominique Dussaux adlı kadın mürit ise fare zehiriyle yaşamına son vermişti. Polis, cesetleri bir hafta sonra, iğrenç bir koku eşliğinde ve çürümeye yüz tutmuşken buldu. Ve şeytana tapan bir mezhebin gerektirdiği gibi, evde yirmiye yakın kara kedi vardı.
"Lüsifer'in müritleri" diye tanınan mezhep üyeleri, örgütleri müdavimsiz, kasaları da tamtakır kaldığı için intihar etmişlerdi. Çünkü "İblis" adına yaptıkları tüm kötülük, aslında cinsel özgürlüğü savunmak, açık saçık video filmler yapıp satmaktan ileri gitmiyordu ve Hristiyanlık dininin Lüsifer adını verdiği zavallı şeytanı haksız yere "kötülük meleği" ilan ettiğine, "cadılığın" gerçek din olduğuna inanıyorlardı.
Üç iblis meraklısı
Fransız kamuoyu, intihar eden üç İblis meraklısına epeyce acıdı. Doğrusu ben de hak verdim bu merhamete. Şeytanı yerip, cehennemlik ilan eden, dünyadaki üç büyük dinin, cennete aday gösterdiği bazı "inançlı" müridler, öylesine "iyilikler" yapıyorlar ki, iblise tapanlara ancak cürmü kadar yer yakmaktan, yani kendilerini öldürmekten başka çare kalmıyor!
İsa çarmıhında tepetaklak oldu!
Hristiyanlık dünyasının "Karanlıklar Prensi" Lüsifer'in bir başka adı da Satan. Dünyamızın çılgın gidişi içinde işsiz kalan pek çok Satan, adlarına uygun olarak kendilerini sattılar ve saf değiştirerek, zamana ayak uydurdular, hizmetlerini, dünyayı kasıp kavuran "iyilik" dalgasına sundular. Bu dalganın en güçlü kürekçileri, çok değil, beş yıl öncesinin "Allahsız kitapsız" Sovyetler Birliği ve gezegenlerinin yöneticileri. Bu Satan'lar, doğrusu iyilik piyasasını iyi tanıyorlar. Dolayısı ile cennet yolunun, herşeyden önce dini bütün birer mümin olmaktan geçtiğini biliyorlar.
Eski Sovyet yöneticileri, son zamanlarda öyle dini bütün kesildiler ki, Hz. İsa kendilerini görse, çarmıhında tepetaklak olurdu. Geçen hafta, Rus tankları Çeçenya'daki sivil halkı bombalamaya devam ederken, ordu komutanı General Gratchev ne yapıyordu dersiniz sayın seyirciler? Gürcistan'daki'daki minik bir kilisede, gecikmiş vaftizini ifa ediyordu. Rus basınının "Mersedes Paşa" adını taktığı bu generalin vaftiz babalığını Gürcü savunma bakanı yüklendi ve bu dinsel tören sayesinde Ruslar, bölgedeki dört üslerini yirmi beş yıl daha elde bulundurabilmek hakkını elde ettiler.
O, aslında çok dindarmış!
Zaten Gorbaçov'un eski dışişleri, Gürcistan'ın ise yeni Devlet Başkanı Edvard Şvarnadze de 1994 yılında, içinden karşı durulmaz bir inanç ateşinin yükseldiğini hissetmiş, kamuoyuna o saat dinsizliği bırakıp imana geldiğini açıklamış ve Tiblis'teki Devlet Başkanlığı masasının arkasına hemen bir Aziz Meryem ikonası asmıştı.
Küçük Boris'in başına gelenler
Rus lideri Boris Yeltsin ise, Tanrı korkusunu duyan biri olduğunu taa 1990 yılında yazdığı "Sonuna Kadar" adlı hatıratında zikretmiş ve Stalin korkusuna rağmen dini bütün anacığının kendisini 1931 yılında nasıl "gizlice" vaftiz ettirdiğini hikaye etmişti. Vaftiz töreni sırasında, Rus ortodoks papazı zil zurna sarhoşmuş ve ayakta zor duruyormuş. Küçük Boris'i leğene daldırmış ve... çıkarmakta gecikince, şimdi Rusya başkanı yavrucak yapay solunumla yaşama döndürülmek zorunda kalmış. Hey gidi koca Boris, hey... Bizim ellerde armut dibine düşer, derler. Demek sizin oralarda da sarhoş papaza vaftiz oldun mu, elinden votka şişesi düşmüyor...
1993 yılındaki darbe teşebbüsünden sonra Yeltsin, Moskova'daki hükümet binası "Beyaz Ev"i bir Rus Ortodoks papazlar kuruluna takdis ettirdi, inlere, cinlere ve cinlere karşı tütsületti, binayı kol gezen komünist ruhları kovdurdu. Eski SSCB'yi saran bu iman ateşinin son örneğini Rus televizyonu, yerle bir ettikleri Çeçenya başkenti Grozny'de vaftiz ve takdis edilen askerlerin görüntüsüyle verdi. Rus askerler, dini vecibelerini yerine getirmiş olmanın huzuruyla daha çok Çeçen öldürebilirler, daha çok insanın evini barkını yıkabilirlerdi artık.
Şeytanın müritleri olduklarını savunan zavallı ademlerle, Tanrı'ya imanlı katillerin listesini, yani Sırpları, Cezayir'li kökdincileri, Rwanda'lı ırk temizlikçilerini ve daha pekçoklarını kıyaslayınca, insanın içinden "Yaşasın Lüsifer hayranları!" diye bağırmak geliyor. Ama hava güzel, Paris'e bahar geldi ve sokaklarda pıtrak gibi mini etekler açtı. Süt beyazı bacaklar seyretmek ya da rüzgarda salınan gelinciklerin rengi, kızıl kana bulanan imanlı ellere bakmaktan, daha güzel değil mi?
[Fotoğraf altyazısı: Şeytanın müritleri olduklarını savunan zavallı ademlerle, Tanrı'ya imanlı katillerin listesini, yani Sırpları, Cezayir'li kökdincileri, Rwanda'lı ırk temizlikçilerini ve daha pek çoklarını kıyaslayınca, insanın içinden "Yaşasın Lüsifer hayranları!" diye bağırmak geliyor.]
[Fotoğraf altyazısı: Hey gidi koca Boris, hey... Rus lideri Boris Yeltsin, Stalin korkusuna rağmen dini bütün anacığının kendisini 1931 yılında nasıl "gizlice" vaftiz ettirdiğini hikaye etmiş. Vaftiz töreni sırasında, Rus ortodoks papazı zil zurna sarhoşmuş ve ayakta zor duruyormuş. Küçük Boris'i leğene daldırmış ve... çıkarmakta gecikince, şimdi Rusya başkanı yavrucak yapay solunumla yaşama döndürülmek zorunda kalmış. Hey gidi koca Boris, hey...]
