Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1995

Ermenilerin 'soykırım' kini

Milliyet · 3 Haziran 1995

BAZI hukuk davaları, ülkelerin tarihlerine geçer. Fransız subayı Yüzbaşı Dreyfuss'un salt Yahudi olduğu için düzmece Alman casusluğuyla yargılanıp, haksız yere 3 yıl zindan cezasına çarptırıldığı dava, Fransa'nın tarihini değiştirmiştir. Ünlü yazar Emile Zola'nın "Itham ediyorum..." başlıklı 1898 tarihindeki gazete makalesiyle başlayan hukuk savaşı sonunda suçsuzluğu anlaşılan Dreyfuss olayı, 20. yüzyıl Fransa'sında devlet yönetim ve yasama biçimini derinden etkilemiştir. Yaklaşık bir yıldır, Yüzbaşı Dreyfuss davasının görüldüğü Fransız mahkemelerinde bir asır aravla bu kez ABD vurttaşı başka bir Yahudi yargılanıyor: Princeton Üniversitesi profesörü, dünyanın en ünlü tarihçilerinden Bernard Lewis. Fransız devleti ve mahkemelerinin Lewis'le bir sorunu yok. Ama Fransa'da yaşayan Ermeni toplumunun var. Bu Ermeni toplumunun Bernard Lewis'in davası ardında Türkiye ile bir sorunu var. Ve Fransız mahkemelerinde Lewis aleyhine açılan üç ayrı davada 1915 tehciriyle ilgili olarak Osmanlı İmparatorluğu tarihi "soykırım" suçlamasıyla yargılanıyor. Osmanlı tarihinin arkasında, Ermenilerin suçlu göstermek istedikleri asıl hedefleri ise T.C.

HEDEF TC

Fransız Ermenileri ne istiyorlar Türkiye'den?

Türkiye Cumhuriyeti'nin son verdiği Osmanlı İmparatorluğu sırasında, yani 1915 - 16 yıllarında geçen olaylardan nasıl olup da Türkiye sorumlu tutulabilir?

Ermeniler, TC devletinin, Osmanlı İmparatorluğu sırasında Ermeni toplumu hakkında resmen "soykırım" kararı almış olduğunu kabul etmesini istiyorlar. İstiyorlar ki biz Türkler, "Dedelerimiz sizin soyunuzu kırdırmış, özür dileriz, çok pişmanız" diyelim. Ermeniler, tam bir asırdır, dünyanın dört bir yanındaki lobi çalışmalarıyla, mahkemeler yoluyla Osmanlı İmparatorluğu'nda bir Ermeni "soykırımı" yapıldığını kabul ettirmeye çalışıyor. Birleşmiş Milletler'e kabul ettirdiler. Avrupa Parlamentosuna da kabul ettirdiler. Ermeniler, tarihçi Bernard Lewis'i 1993'te "Le Monde" gazetesinin kendisiyle yaptığı bir röportaj sırasında söylediği bir tümceden ötürü yargılatıyor. Asıl konusu Orta Doğu'da ve dünyada İslam olan röportaj sırasında Le Monde muhabiri, bir ara Lewis'e "Sizce Türkiye niçin hala Ermeni soykırımını inkar ediyor?" diye soruyor. Lewis, bu soruya başka bir soruyla yanıt veriyor ve "Yani tarihin Ermenice yorumu demek istiyorsunuz?" diyor. Ve 78 yaşındaki tarihçinin başı bu sözlerle derde giriyor. Dünyanın her yanından mektuplar, protestolar yağıyor ünlü tarihçiye. "Soykırım"ı, "tarihin Ermenice yorumu" olarak algılayarak inkar ettiği, Ermeni düşmanı olduğu, Ermeni toplumunun tarihsel ruhunu incittiği, acılarını deştiği ileri sürülüyor, hakkında üç ayrı dava açılıyor.

Bernard Lewis ve Le Monde gazetesi, önce Fransız Ermeni derneklerinin, 1986'da çıkartılan ve Yahudi soykırımını inkarcılığı suç kapsamına sokan "Gayssot Yasası"nı çiğnediği gerekçesiyle yargılanıyor. Ermenilerin bir "soykırım propaganda platformu" haline getirdikleri dava, 18 Kasım 1994'te, "ileri sürülen suçun sözkonusu yasa kapsamına girmediği" gerekçesiyle düşüyor. Bu kez aşırı sağcı ve Yahudi düşmanı, faşist Fransız Ulusal Cephe partisinin bir yan kuruluşu olan AGRİF, yani "Fransız kimliği ve saygınlığını korumak üzere ırkçılıkla mücadele derneği", kendi kuruluşlarının kamuoyundaki "ırkçı" tanımına bakıp utanmadan, Lewis'i Hristiyan olan Ermenilere yapılan soykırımı inkar ederek Yahudi ırkçılığı yaptığı gerekçesiyle mahkemeye veriyorlar. Savcının "hukuksal anlamda böyle bir dava açmak yetkisine sahip görmediği AGRİF"in davası, 31 Mayıs 1994'te görüldü. Karar duruşması 12 Temmuz'da yapılacak olan bu dava da düşeçek.

YAHUDİ DÜŞMANLIĞI

Ancak Ermeniler yılmıyor. Lewis, Ermeni Forumu'nca aynı suçlamayla, Napolyon yasası diye tanınan 200 yıllık Fransız Medeni Kanunu'nun 1382 sayılı maddesiyle de mahkemeye verildi. Bu maddeye, surata tükürmekten iki tokat atmaya, her türlü hakaret giriyor ve sonuç tümüyle yargıcın kişisel inancına, manevi kararına bağlı. Tarafların avukatlarının ve savcının dinlendiği bu davanın duruşması 17 Mayıs 1995'te yapıldı. Karar, 21 Haziran'da verilecek. Lewis'in bu davayı kaybetme olasılığı var. Kaybettiği takdirde ünlü tarihçinin bilimsel imgesine gölge düşecek.

Ancak, Osmanlı tarihinin yargılandığı bu davanın kaybedilmesi halinde, Türkiye'nin de başına iş açacak. "Ermenilere soykırımı inkar etmenin suç olduğunu" kabul edecek bir mahkeme kararı, beraberinde "soykırımın var olduğu" fikrini getiriyor. Bu durumda, "soykırım" yapıldığını inkar eden TC'ye karşı Ermeniler, dünyanın dört bir yanında dava açabilecek ve bu davalarda örnek olarak, Paris mahkemelerinde alınan kararı gösterecek. İşte, 21 Haziran'da Paris Adliyesi Birinci Asliye Mahkemesi'nde görülecek Bernard Lewis davasının önemi, buradan ileri geliyor ve karar, büyük ölçüde Lewis'i temsil eden ünlü hukukçu Thierry Levy'nin savunmasının etkinliğine bağlı.

[YARIN: Lewis'i neyle suçluyorlar?]

Thierry Levy'nin savunması:

'Savaşın trajik koşulu'

İLK duruşması 5 saat süren bu önemli davaya, fotoğraf makinası ve teyp sokulması yasaktı. Her iki tarafın avukatları irticalen konuştu. Ermenilerin beş avukatına karşı Lewis'i 1,5 saat süreyle tek başına savunan avukat Levy, şunları söyledi:

"Mahkeme heyetine herşeyden önce, bu davada Ermenilere bir soykırım yapıldı mı, yapılmadı mı tartışmasının konu olamayacağını anımsatmak isterim. Yürürlükte olan Fransız yasalarındaki soykırım tanımına, bu olay girmemektedir. Dava konusu, müvekkilim Bernard Lewis'in neyi inkar ettiğidir. Bernard Lewis, dünyaca saygın, uluslararası çapta bir bilim adamıdır. Karşı tarafın avukatları, kendisini Türkiye'nin adamı olmakla suçladılar. Bernard Lewis, Türk tezini değil kendi görüşlerini savunmaktadır.

Kendilerini bu konuda en küçük bir karşı kanıtları varsa, mahkeme heyetine sunmaya çağırıyorum. Bernard Lewis'i savunmadan önce bilmenizi istediğim bir nokta var: Türk politikası benim umurumda değil. Ancak, Bernard Lewis'in davasını üstlendiğimden bu yana yaptığım araştırmalar bana tarihin "Ermeni yorumu", bir de "Türk yorumu" olduğunu gösterdi. Bernard Lewis, bu salondaki Ermeniler tarafından sevilmiyor. Ancak o bir Ermeni düşmanı değil. Türk tezinin tam tersine, 1,5 milyon Ermeninin tehcir sırasında katledildiğini kabul ediyor. Sayısı belli olmayan ve katliamlara kurban giden Türklerden de söz ediyor. Bernard Lewis, soykırımı değil, "Tarihin Ermenice yorumunu" kabul etmiyor. Ve yapılan katliamların, savaşın trajik koşulları içinde oluştuğunu belirtiyor.

Ancak "soykırım" tanımlaması için gerekli devlet eliyle bir emir verildiğine ve yaptırım uygulandığına dair en küçük bir delil yoktur.

Talat Paşa'yı öldüren Tellurian'ın davasının kayıtlarını getirttim ve okudum. Davacı avukatlarının bu mahkemeye sunulduğunu öne sürdükleri "soykırım emrini veren telgraflar", Tellurian'ın mahkemesinde yargı heyetine sunulmamıştır. Tellurian'ın avukatı, yargıcın "Elinizdeki belgelerin gerçekliğinden emin misiniz?" sorusu üzerine son anda geri çekmiştir. Çünkü bu telgraf ve benzerlerinin tümü, sahtedir. Sahtelikleri uluslararası tarihçilerce saptanmıştır.

Zamanın ABD Büyükelçisi Morgenthau'nun anıları da sahtedir. Çünkü Morgenthau, son derece taraflı raporlara imzasını atan ve Talat Paşa ile sözümüne konuşması ve Harput katliamı hakkındaki yazılı tanıklığı, George Event adlı tarihçi tarafından tümüyle düzmece olarak nitelenmiştir. Hatta Chris Renay gibi pek çok tarihçi tarafından Morgenthau, "yalancılıkla" damgalanmıştır.

İyi ya da kötülüğünü tartışmıyorum, ancak Osmanlı İmparatorluğu'nda "tehcir", bir savunma politikası olarak tüm tarih içinde başvurulmuş bir yöntemdir. İmparatorluğun dağılışı sırasında, Rusya, Fransa, İngiltere ve ABD gibi Batılı güçler, azınlıklara karşı iki yüzlü bir politika izlemişlerdir.

Eğer tehcir sırasında trajik olaylar yaşandıysa, bu büyük ölçüde İmparatorluğu bölmek isteyen yabancı güçlerin politikaları neticesinde olmuştur. Batı'nın Ermeni dramındaki sorumluluğu en az Osmanlı İmparatorluğu kadar, hatta daha büyüktür.

Ermenilerin yaşadığı korkunç tarihi, burada lanetliyorum. Eğer Bernard Lewis cesur Ermeni toplumunu rencide ettiyse, bundan dolayı üzüntü duyar ve özür dilerdi.

Ancak tarih taraflarca ayrı ayrı iki yorumu bulunduğu doğrudur. Ermenilerin gösterdiği her belge ve kanıt, Türk tarafınca sahte olarak nitelenmekte, üstelik sahtelikleri kanıtlanmaktadır.

Dolayısıyla bir soykırımın yapılıp yapılmadığı belki de asla açıklığa kavuşmayacaktır.

Bu durumda Bernard Lewis, kendi görüşünü bildirerek "ifade etme" hakkını kullanmaktadır, dolayısıyla bir Ermeni yorumundan söz etmekte haklıdır...

[YARIN: "Karşılaştırma yapmak saygısızlık..."]

[Fotoğraf altyazısı: Thierry Levy]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1