En Fransız imza: Pierre Balmain
Milliyet · 20 Eylül 1995
MODA ve şarap kültüründe, temcit pilavı gibi belirli aralıklarla ortaya sürülen bir söylenti vardır oldum olası. Kimileri dudak büker ve: "Modada New York Paris'i geçti, Kaliforniya şarapları da Fransız şaraplarını aratmıyor," derler. Ancak bu öngörü hiç doğru çıkmaz, çünkü, ne modada Paris'in tacı elinden alınabilir, ne de Fransız şaraplarının tadına varılabilir.
Her iki kültür de yüzyılların imbiğinden geçmiş birer soyluluk armasıdır ve bildiğimiz gibi sonradan olma seçkinliklere "soyluluk" denmez.
Dünyanın moda merkezi Paris'te, dünya kadınlarının "ne" olmasa bile "nasıl" giyineceğine hükmeden ve sayıları iki elin parmaklarını geçmeyen moda yaratıcıları vardır. Bunlardan biri de Pierre Balmain imzasıdır.
Moda eleştirmeni Pierre Perrot, Top Mode dergisindeki son röportajında Balmain çizgileri için "Fransızların en Fransızı" tanımını kullanıyor ve: "Bu ekol için dünyanın bütün kadınları Parisli'dir ve onları masumiyetle baştan çıkarıcılığın birbirine karıştığı zambaklar gibi giydirir" diyor.
Seçkinlik, bence Pierre Balmain ekolünün en önemli özelliği. Seçkinliğin ne olduğunu soracak olursanız, "Herkesin başını döndürüp baktıran sadelik" diye yanıtlamak mümkün.
1914 doğumlu Pierre Balmain, adını taşıyan ilk koleksiyonu 1945'te sergilemiş ve o günden bu yana, aralarında Brigitte Bardot, Ingrid Bergman, Marlene Dietrich, Kathryn Hepburn, Jennifer Jones, Gina Lollobrigida gibi ağır topların bulunduğu pek çok sinema aktrisini, özellikle de prensesleri giydirmiş. Belçika kraliçesi, Paris kontesi, Orleans düşesi, Luxembourg, Norveç, Danimarka, Ürdün Kral ailelerinden sonra ünü Uzakdoğu'ya yayılan Pierre Balmain moda evinin giydirdiği soyluların sonuncusu, Sri Lanka kraliçesi.
Pierre Balmain 1982 yılında öldü. Ancak çizgileri, çeşitli yaratıcılar tarafından "devrim değil evrim" prensiplerine uygun olarak dünyanın dört bir yanında "zerafet" satmayı sürdürüyor. Balmain modasının son stilisti, Oscar de La Renta. Kendi adıyla da çok ünlü olan bu sanatçı, kurucu Balmain gibi "kadınların büyüsü altında".
Dünyada 230 şubesi bulunan ve en çok ABD'de satış yapan Pierre Balmain şirketinin en üst yöneticisi Alain Hivelin'le Amerika'dan gelip Japonya'ya uçmak üzereyken birkaç saatliğine mola verdiği Paris'te görüştük. Ve kendisine niçin bir moda şirketinin yöneticisi olduğunu sorduk. Onun yanıtı da aynıydı: "Güzellik kutsaldır ve kadınların, dünyadaki en güzel varlıklar olduğunu düşünüyorum. Onları giydirmek, kuşatmak, pırıltilarına renk, renklerine soyluluk katmak, bir erkek olarak bana gurur veriyor!"
Pierre Balmain, yalnızca giysileriyle değil, eşarpları, çantaları, şapkaları, ayakkabıları ve mücevherleriyle de ünlü. Tüm Paris modacıları gibi, her yıl giyimde yaratılan yeni çizgilere uygun mücevher koleksiyonları, finans yatırımlarının ve üretiminin büyük bir bölümünü oluşturuyor.
1971 Paris, 1972 Fransa güzeli olan Martine Renevue, Pierre Balmain mücevherlerinin Avrupa ve Ortadoğu temsilcisi. Kendi adını taşıyan bir moda evinin de kurucusu olan Martine Renevue, "mücevher" kavramı için, "Kadın, dünyanın en güçlü yaratığıdır ve tanrısaldır. Bu tanrısallığa eklendiği pırıltılarla her kapıyı açar, mücevherleriyle salındığında göz kamaştırmak ona ve çevresine mutluluk verir" diyor. Kendi katkısı da olan Pierre Balmain mücevherleri içinse, "Güzel olan herşeye bakmak hoştur. Biz de günün her saatinde kadının kişiliğini vurgulayacak sade, klasik aksesuarlar yaratmaktayız. Kadını mücevherle donatarak güzellik ufkuna küçücük bir katkıda bulunuyorsak, ne mutlu!" diye konuşuyor.
Kadın ruhu konusunda ise ilginç bir saptaması var: "Kendisini mutsuz duyumsayan bir kadına mücevher armağan edin, bir anda dünyasının değiştiğini göreceksiniz. Ama moralimizi düzeltmek için başkasının armağanını beklemeye de gerek yok, kendimiz de alabiliriz."
[Fotoğraf altyazısı: Martine Renevue, 1972 Fransa güzeli ve Pierre Balmain'in Avrupa ve Ortadoğu Temsilcisi. Benevue, "Mutsuz kadına mücevher armağan edin. Bir anda dünyasının değiştiğini göreceksiniz" diyor.]
