Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1995

Hızlı yaşadı, genç öldü

Milliyet · 15 Ekim 1995

İnsanlar önce fotoğraflarda yaşlanır. Bakışlar donuklaşır, yüzün o kısacık zaman dilimine hapsedilen durağan ifadesi, fazlasıyla görmüş geçirmişliğin bıkkınlık küfrünü taşır.

James Dean, yaşlanmaya zaman bulamadı. Rodajını yaptığı en son sevgilisi, Porsche marka yeni arabası bir Ford'a çarptığında, saatler 17.30'u, takvimler 30 Eylül 1955'i gösteriyordu. Yalnızca 24 yaşındaydı Jimmy. Ölüm, anında geldi. "Hızlı yaşa, genç öl, cesedin yakışıklı olsun," sözünü doğrularcasına, hiçbir darbe izi, kan lekesi, ezilme yoktu cesedinde. Boynu kırılınca durmuştu yüreği. Canını Azrail'e teslim etmeden iki saat önce, aşırı hızdan ötürü kendisini durduran trafik polisine ceza ödemişti. Daha da ilginci, birkaç hafta önce "sürücüleri aşırı hız yapmamaları için uyarmayı" amaçlayan, kamu yararına bir reklam filmi çevirmişti. "Devlerin Aşkı"ndaki Jett'in şapkası ve gömleğiyle göründüğü filmde, "Yavaş sürün arabanızı. Kurtaracağınız hayat, belki de benimki olacak..." diyordu. Ölümünden tam kırk yıl sonra, konu olduğu kitap, tiyatro, sinema ve TV filmi sayısı açısından, James Dean efsanesiyle, ancak Marilyn Monroe'nun "mitos"u yarışabiliyor.

Kısacık yaşam macerası sırasında, topu topu üç film çevirdi James Dean. Evet, söz konusu üç film de dünya sinema klasikleri arasında yerlerini alacak türdendi. Ama kırk yıl sonra hiç kırışmayan "James Dean" efsanesini beslemeye gerçekten yeterli miydi, üç film? Elbette hayır. Tüm dünya gençliğinin, özellikle 1960'lı yıllarda benimsediği James Dean efsanesini, aslında bir büyük sinema ustası, Robert Altman 1957 yılında yaptığı "The Story of James Dean" filmiyle yarattı. Bu filmin ardından ünlü […].

ozan John Dos Passos, "James Dean'in ölümü" adını taşıyan düzyazı bir şiir yayınladı. Aynı yıl, Amerikalı iki genç kız, genç aktörün ölüm yıldönümünü intihar ederek kutladılar. Jimmy'yi sevenler kulüpleri mantar gibi bitti ortalıkta. Tiyatro yapıtları sahnelendi yaşamını konu alan. 70'li yılların başında, "Devlerin Aşkı" filminin yeni yorumları, özellikle "Easy Rider"; çocuklukla erginlik arasında bocalayan, anlaşılmayan, yaşama öfkesi dolu "asi gençliğin" kendisiyle özdeşleştiği James Dean "mitosu"nu en uç noktasına taşıdılar.

James Dean, yaşamının yalnızca son altı ayında tattığı ün yolunda, "Cennetin Doğusu", "Asi Gençlik" ve "Devlerin Aşkı" filmlerini çevirdi. "Devlerin Aşkı"nı bitirdikten üç gün sonra öldüğü için, son filmini göremedi bile. Ama bence, en unutulmayacak portreyi Elia Kazan'ın Steinbeck'ten uyarladığı ilk filminde, Cal Trask rolüyle çizdi. Kazan, filmin çekimi öncesi tüm aktörleri toplamış, "Az sonra şu kapıdan çıkacak olan genç, size garip, sevimsiz, hatta zırdeli gibi görünebilir. Ancak o kuşaklar sonrasına kalacak bir kişiliktir," demişti. Kapıdan çıkan, kara deri ceketi, gözlükleri ve ağzında sigarasıyla James Dean idi.

Ebedi gençliği yakalayan bu James Dean. Evet, söz konusu üç büyük aktörün efsanesi, elbette bütün efsaneler gibi bir "giz"le yüklü. Marilyn Monroe'nun ölümü nasıl bir "sır" ise, James Dean'in cinselliği de öyle bir bilinmezlik konusu. Kırk yıl sonra sinema dünyası, Jimmy'nin eşcinsel olup olmadığı sorununu hala çözemedi, hala kanıt arıyor. Eşcinsel ya da değil, James Dean en çok arabaları seviyordu. Gençler ise onu, kırk yıl sonra aynı aşkla sevmeye devam ediyorlar.

[Fotoğraf altyazısı: Fotoğraf: Daniel Colagrossi]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1