Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1995

Gençlik iksirleri

Milliyet · 17 Aralık 1995

Eskiden, yaşlanmasına karşın hala arzulanır nitelikte olan hanımlar için, "Camii yıkılmış ama, mihrap yerinde," diye bir söz vardı. Şimdi bu söz, çağın gereği, "Epifiz yıkılmış ama, melatonin yerinde," olarak değişiyor. Hangi basın organına takılsanız, bir "melatonin" manyaklığıdır gidiyor. Manyaklık sözümüzü "argo" sanmayın. Ruh bilimlerinde "mani", yani "manyaklık", saplantı anlamına gelir ve kafayı belli bir konuya takmaktır. ABD'yi birbirine katan melatonin, beynimizin gerisinde minicik bir içsalgı bezi olan epifiz hücresinin ürettiği hormonun adı. Yalnız Amerika'da değil, pek çok ülkede yapılan deneylerde melatonin hormonunun basurdan kansere, pek çok derde deva olduğu, bu arada "fareleri" de gençleştirdiği ortaya çıktı. O gün bugündür, ciddi bilim dergileri dünyayı saran melatonin manyaklığına, "melatomanya" adını taktılar. Yeni ebedi gençlik iksiri olarak sunulan bu hormon, bazı İskandinav ülkelerinde ve özellikle Amerika'da çok ucuza, serbestçe satılmaya başladı. Ancak, piyasaya sunulan tek gençlik iksiri melatonin değil. Bir de "dehidroepiandrosteron" adlı hormon var ki, kısaca DHEA adıyla piyasaya sürülen bu ilaç, belki melatoninden bile daha etkili. Yan etkileri henüz tam bilinmiyor, ancak vücudun iç direniş mekanizmasını güçlendirdiği kanıtlandı ve umutsuz AIDS hastalarında kullanılmaya başladı.

Melatonin ve DHEA, vücudun gençken çok ürettiği, yaşlılıkla birlikte azalan doğal hormonlar. İnsanlık, doğanın zamanla musluğunu kıstığı bu maddeleri dışarıdan takviye ederek, yaşlılıktan doğan pek çok hastalık ve rahatsızlığı önlemeye çalışıyor. Olay, kaleminden heyecan akan bazı yazar ve gazetecilerin yansıttığı gibi buruşan derilerin gerilmesi, ağaran saçların renklenmesi, sarkan göğüslerin dikleştirilmesi değil, yaşlıları hedef alan hastalıkların geriletilmesi aslında. İnsanlar yine yaşlanacaklar, ama daha sağlıklı olacaklar.

Tabii melatonin ve DHEA'ya biçilen nitelikler doğru çıkarsa... Çünkü çok yakın tarihte, hepimiz önce "mucize" gibi tanıtılan bazı buluşların hiç de yararlı olmadığını gördük. Doğum kontrol haplarının, yıllarca kullanıldıktan sonra kimilerinde rahim ve göğüs kanserine yol açtığı yeni kanıtlanıyor. Cüceliğe karşı kullanılan ve cesetlerden alınan hipofiz hormonunun, ölümcül bir hastalığa yol açabileceğini, Fransa'da 112 çocuk öldükten sonra öğrendik. Menopoza erken giren kadınlara verilen östrojen hormonlarının da, bazı hastaların kansere yakalanmasına neden olduğu, yine sonradan ortaya çıkan gerçekler arasında.

10, 20, 30 yıllık tüketimlerden sonra ortaya çıkan bu tip yan etkiler, melatonin ve DHEA üzerine araştırma yapan, ancak akılları hormonlarına kaçmayan bilim adamlarının konuya temkinli yaklaşmalarını gerektiriyor. İnsanlık, orta çağdan beri yaşlılığa çare aramakta. Eski Roma'da, gladyatörlerin kanını içmek, dolunayda güzel bir kadının memesinden süt emmek, genç kalmak için başvurulan yöntemlerdi. 1950'li yıllarda, erkek maymunların hayaları dahil pek çok erkek ve kadın yumurtaları ameliyatla, gençleşmek isteyen deneklere takıldı. Anna Aslan sütleri içildi. İnsanlar yine de yaşlandılar. Şimdi sıra, melatonin ve DHEA hormonlarında.

Ancak yeni mucizeleri denemek isteyen kişilere, en azından 40 yaşını geçmiş olmalarını öneriyor uzmanlar. Mantıklı bir öneri. Bu ilaçların yan etkileri çıksa çıksa, yirmi yıl sonra çıkar.

O zaman da yaş kemale ve akıl başa ermiş, hastalık, yaşlılık ya da gençlik, hoş gelmiş, sefa gelmiş olur.

[Fotoğraf altyazısı: Fotograf: Daniel Colagrossi]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1