Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1996

America is different!

Milliyet · 21 Ocak 1996

Amerika'nın farklı oluşu, Paris'teki havalimanında başladı. Dört Amerikalı güvenlik görevlisinin bizzat denetlediği bagaj kaydı sırasında, elimize birer fiş verildi. Belirtildiğine göre bu belgeyi doldurmaz ya da yanlış doldurduracak olursak, New York gümrüğünde başımıza gelmedik iş kalmayacak, ABD'ye bundan sonraki girişlerimizi de "töhmet" altında bırakacaktık. Belgeyi doldurus süremiz bile hesaplanmıştı: 2 dakika okumak, 4 dakika yazmak gerekiyor, bu sürenin toplam 6 dakika olduğu kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirtiliyordu. Yolcular arasında bu süreyi yetersiz bulanlar varsa, şikayet için başvurabilecekleri Amerikan Bütçe İdare Ofisi'nin adresi veriliyordu.

Belgede, evet ya da hayır diye yanıtlamamız gereken ve başlıbaşına birer mizah şaheseri olan altı grup soru vardı: Bulaşıcı bir hastalıktan, ruhsal ya da fiziksel rahatsızlıktan şikayetçi miydik? Uyuşturucu kullanıyor muyduk? Müptela mıydık? Toplumsal ahlaka aykırı ve suç sayılan bir davranıştan ötürü tutuklanmış ya da hüküm giymiş miydik? Bir ya da birçok suçtan 5 yılı aşkın hapis cezası çekmiş miydik? Devletçe denetlenen madde kaçakçılığı yapmış mıydık? Ve daha da gülünçü, ABD'ye suç işlemek ya da ahlaksızca davranışlarda bulunmak için mi gidiyorduk? Hiç casusluk, sabotaj, soykırım gibi olaylara karışmış mıydık? 1933 ile 1945 yılları arasında Nazi Almanyası ile müttefikleri adına baskı ve işkence etkinliklerine katılmış mıydık? ABD'de iş aramak gibi bir emelimiz var mıydı? ABD sınırından geri çevrildiğimiz ya da atıldığımız olmuş muydu? Bugüne değin sahte bildiride bulunarak Amerikan vizesi almış mıydık? Zorla ya da kendi isteğiyle de olsa, velayetine Amerikalı bir yurttaşın sahip olduğu bir çocuğu yanımızda alıkoymak yoluyla, o yurttaşı velayet haklarından mahrum etmiş miydik?

Soruları okuduğumda, aklımdan önce hepsini "Evet!" diye yanıtlamak geçti. Şenlik olsun diye. Ama otuz küsur yıl beklemiştik bugünü ve soruların altındaki "Dikkat! Eğer yukarıdaki fıkraların (gerçekten başlı başına fıkraydılar) bir ya da birkaçını 'evet' diye yanıtladıysanız, derhal ABD büyükelçiliğine başvurun, ülkemize girişiniz reddedilebilir," uyarısını okuyunca caydım. Amerika'da birkaç kişiyi temizlemek, toplum ahlakına uymayan davranışlarda bulunmak niyetimi gizleyip, bulaşıcı hastalıklarımdan söz etmeyerek bütün sorulara "hayır"ı bastım.

Son bölümünde, soruları iyice okuyup anladığımızı ve verdiğimiz yanıtların, "içtenlik ve doğruluklarını tüm vicdanımızla temin edip imzaladığımız" belge, bana Amerika'nın tüm "safiyetini", henüz toprağına ayak basmadan öğretiyordu. Önce kimsenin ağzına almayacağı suç ya da kabahatların içtenlikle itirafını isteyen Amerika, ardından eğer oyuna gelir ve doğru davranırsak, sınırlarından geçme hakkımız olmayacağını söylüyordu. İşte bu gerçeküstü "içtenlik" ve "namus" politikası ile alınması pek zor Amerikan vizesi sayesinde ABD, dünyanın en büyük mafyasına, en çok sayıda uyuşturucu kaçakçısına, haydutuna ve hırsızına kucak açmıştı.

JFK havalimanında, birlikte yolculuk ettiğimiz iki Romen kırmızı gümrük çizgisinde heyecanla bekledikten sonra polisler tarafından alınıp götürüldüler. Belki soruşturma belgesini "içtenlikle" yanıtlamışlar, Amerika'da kalıp çalışmak istediklerini yazıvermişlerdi. Ya da, Romanya'daki radyo ve TV'lerde, bizim genç Türk spikerler gibisi yoktu. Ve Romen halkına gün boyu "Süper, mega, dabıl, vaov!" gibi temel İngilizce alışkanlığı verilmediğinden, soruları anlamamıştı zavallıcıklar.

(Gelecek hafta: New York koca bir elma, kim yiyor sorma!)

[Fotoğraf altyazısı: Fotoğraf: Daniel Colagrossi]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1