Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1996

Çam üstüne çam deviriyor

Milliyet · 11 Şubat 1996

Yediden yetmişe tüm Fransa'nın kısaca PPDA olarak andığı Patrick Poivre d'Arvor, kızı Solenn'in öldüğü gün ekrana çıkıp, "hiçbir şey olmamışçasına" haberleri sunan spiker olarak tanındı Türkiye'de. Ünlü haber yapımcı ve sunucusu, bazı işadamları hesabına yaptığı yolculukları "rüşvet" sayılarak, dokuz ay hapis cezasına çarptırıldı. Cezası paraya çevrilmesine karşın, ülkenin bir numaralı kanalı TF1'in yönetimince mart ayı sonuna dek, akşam haberlerinden uzaklaştırıldı.

• Bay Poivre d'Arvor, "haber"in medyalardaki değerlendirilmesini nasıl buluyorsunuz?

Medyalar, haberi vermek ile yorumlamak kavramlarını karıştırıyor. Bu beni çok rahatsız ediyor. Haber değerlendirmek, 24 saat içinde yurtta ve dünyada olanları, önem sırasına göre geniş halk kitlelerine sunmaktır. Olduğunca çok haberi, kamuoyuna özetleyerek, önem sırasını seçerek vermek gerekir. Yorum başka bir şeydir. Şu anda düştüğümüz tuzak, kişisel yorumumuzu haber diye vermek. Bir de, hoş, değişik şeyler verebilmek uğruna, önemli haberlerin önüne önemsiz haberleri geçiriyoruz.

• Fransız TV'lerinin aşağı yukarı üç saniyelik farklarla aynı haberleri, aynı resimlerle, aynı anda yayınladıklarına tanık oluyoruz. Aralarında anlaşıyorlar mı yoksa?

Anlaşma olduğunu söyleyemem. Hatta her kanal, hangi habere öncelik vereceğini son dakikaya kadar sır olarak saklar. Bu benzerlik, belki de haber seçicilerin birbirine fazla benzemelerinden ve özgün bir yaklaşım sahibi olmamalarından ileri geliyor. Sanırım benim başarım, kültürle çok yakından ilgilenmemden ve dünyaya başka bir gözlükle bakmamdan ileri geliyor.

"Kızımın ölümü hayatımdaki en derin ve kapanmaz yarayı açtı..."

• Gazetecilik yaşamınızda isteyip de yapamadığınız şeyler oldu mu?

Kimsenin ilgilenmediği krizlerden söz etmenin pişmanlığını duyuyorum. Örneğin Seylan'daki Tamil gerillalarının etkinliklerini deşmemek, susmak ve başka krizleri olduğundan fazla büyütmek yanlışlarına düştüm. Önemsediğimiz bazı ülkelerdeki durumları, diğer dünya köşeleri ile karşılaştırmak, gerek gazeteciliğe gerekse seyircinin analiz yeteneğine bir zenginlik katardı. Ben de ötekiler kadar suçluyum. Gelecekte başka bir yaklaşım sergileyeceğim.

• Basının önümüzdeki yıllarda büyük değişikliklerin beklediğini ve belki de bir süre sonra "gazeteci" kimliğine yer ve gerek kalmayacağını düşünebilir miyiz?

Basına ve gazeteciye hep gereksinim olacak. Çünkü zamanımız insanı ölçütlerini yitirmiş, fazla haberden bunalmış, ne düşüneceğini, neye inanacağını tümüyle şaşırmış bir profil çiziyor. Kendini güvenlikte hissedeceği, belli ölçütleri olan bir basın ve yayın organını her zaman arayacaktır. Genç kuşakların bir bölümü, kuşkusuz "sibernetik" olacak. Ama ben gerek görsel, gerekse yazılı basının yaşayacağına inanıyorum.

• Meslektaşlarınız arasında pek çok düşmanınız var galiba...

Dostlarımın hiçbiri başından değil. Çok düşmanım var, evet. Bir alanda "bir numara" oldunuz mu, futbol topu gibi vururlar size.

• Kızınız Solenn'i yitirmenin acısı, mesleğiniz ve yaşam üzerine görüşlerinizi etkiledi mi?

Solenn hayatımdaki en derin ve kapanmaz yarayı açtı. Mesleğim açısından etkili olmadı. Ancak çevremin korkunçluğunu daha iyi anlamamı sağladı. Kızımı rahat gömebilmek amacıyla önlemler almak zorunda kaldım. Onu toprağa verdiğimde, içimdeki tek korku, paparazzilerin eline düşmekti. O akşam haberleri sunmamı bile eleştirdiler. Oysa o sırada sarılacak tek dalım, mesleğime sığınmıştım.

KİMDİR?

1947 doğumlu Patrick Poivre d'Arvor hukuk ve siyasal bilgiler fakültelerinden mezun; ayrıca bitirdiği Doğu Dilleri Enstitüsü dolayısıyla Rusça, Sırpça, Hırvatça ve elbette İngilizce konuşuyor. Pek çok gazetede muhabir ve köşe yazarı olarak çalıştıktan sonra 1987'den bu yana TF1 kanalının "Ayin saati" sayılan akşam haberlerini ve ayda bir "Ex Libris" adlı kitap programını hazırlayıp sunuyor. Yayınladığı 12 kitabı var. "Bu Dünyadan Değildi" adlı yapıtı, intihar eden kızı Solenn'e yazdığı bir ağıt roman. Önümüzdeki günlerde 13. kitabını baskıya verecek olan ünlü gazeteci, TF1'den yaklaşık 2.5 milyar TL aylık alıyor.

VUKUATLARI

• 1993'te Fidel Castro ile bir grup Fransız gazetecisinin yaptığı basın toplantısını, gerekli kareleri ekleyip çıkararak "baş başa ve özel" bir söyleşi biçiminde verdi. Tüm Fransız medya ordusu ayağa kalktı, ancak onu izleyicinin gözünden düşüremediler.

• 1994'te haberlerden sonra sohbete çağırdığı seksi film yıldızı Beatrice Dalle'e, "bir mücevherci dükkanında hırsızlık yaptığı gerekçesiyle yakalanıp gözaltına alınışı" üstüne soru sormaya kalktı. "Betty Blue" filmi ile tanıdığımız Dalle, kendisine, "Beni bu programa getirebilmek için yazdığın aşk mektuplarını okuyayım mı, salak!" sözcükleriyle karşılık verince, Fransız basını günlerce eğlendi.

• 1995 başında, çalıştığı TV kanalındaki yedek haber sunucusu sarışın Claire Chazal'dan nurtopu gibi gayrımeşru bir kızı oldu.

• 1995 sonunda ağır bir suistimal davasından hüküm giyen işadamı Pierre Botton'un kendisine "armağan ettiği" turistik geziler "rüşvet" sayıldı ve 250 bin frank para ile dokuz ay "tecilli" hapis cezasına çarptırıldı.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1