Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1996

Dünyanın en güzel kadını

Milliyet · 2 Mart 1996

Benim için, dünyanın gelmiş geçmiş en güzel kadınıydı Anna Larina. Oysa bir tek fotoğrafı var bildiğim, anılarını yazdığı "Tutkum Bukharin"in kapağında. Başındaki beyaz bereden taşan dalgalı saçları, kumral. Dolgun dudaklarına yayılan gülücük, belli belirsiz gamzelerin varlığına işaret ediyor. İri gözleri açık renk, bu kesin.

Siz bu fotoğrafı herhalde hiç görmeyeceksiniz. Türkiye, Amerikan kültürüne endeksli bir ülke. Janet Jackson evlense, Liz Taylor ölse, Hilary Clinton intihar etse, haydi neyse. Moskova'da son soluğunu veren 85 yaşında bir kadın, Türkiye'de kimi ilgilendirir ki? Ama inanın bana, dünyanın en güzel kadınıydı Anna Larina.

1914 yılında doğan Anna, profesyonel devrimciler arasında büyüdü. Lenin'i bile tanıdı, ancak eve gelip gidenler arasında en çok, babasının arkadaşı ve "Partinin sevgili çocuğu" Bukharin'i seviyordu. Ona aşkını ilk kez, 11 yaşında yazdığı bir şiirle dile getirdi. Evlendiklerinde, Anna 16. baharını tadıyor, Bukharin 42. güzünü yaşıyordu. Önlerinde birlikte olacakları yalnızca sekiz yıl vardı. Kanlı bir delinin, Stalin'in verdiği idam hükmüyle 1938 yılında infaz edilecekti ünlü kuramcı, Nikolay Ivanoviç Bukharin. Anna'ya aşkını ilk kez, Knut Hamsun'un "Victoria" adlı romanından okuduğu bir bölümle açıkladı. 1930 yılıydı. Bukharin, en genç üyesi olduğu Komintern ve Politbüro'dan, Stalin tarafından "oportünizm" yaptığı gerekçesiyle uzaklaştırılmıştı. Anna'ya, romanda sevdiği adam cüzzamlı olduğu için, kendi yüzünü kezzapla yakan kadının öyküsünü anlattı. Ve bir an durup, "Sen de bir cüzamlıyı sevebilir misin?" diye sordu. Anna, çok aşık ve çok çocuktu henüz. "Kimi?" dedi, "Seni mi?" Bir kahkaha attı Bukharin. Güzeller güzeli Anna, bu soruyu tutsaklık, işkence ve çile yılları boyunca hep anımsayacaktı.

Evlendiler. Çılgınlar gibi severek yaşamaya başladılar Moskova'da. Bukharin, yeniden göze girmiş gibiydi Sovyet rejiminde. İzvestia gazetesini yönetiyordu, Anayasa çalışmalarına katılıyordu. 1936 yılında Stalin, Bukharin'i Paris'e gönderdi. Resmi görev, Marx'ın arşivlerini teslim almaktı Fransızlardan. Özel amaç ise, Bukharin'i Paris'te Menşeviklerle ilinti kurmakla suçlayacak bir bahane yaratmak. 1937'de yargısız infaz edilen arkadaşları için bir açlık grevine başladı Bukharin. Sonunun geldiğini biliyordu. Karısının önünde diz çöktü bir gün ve kendisiyle birlikte yaktığı Anna'nın gencecik yaşamı ve beşikteki oğulları için özür diledi. "Partinin gelecek kuşaklarına" yazdığı vasiyet mektubunu ezberlemesini istedi. Sonra yaktı bu mektubu.

Anna'nın ezberlediği vasiyetin yayınlanması için tam 50 yıl beklemek gerekecekti. Bukharin, 1937'de Komünist Parti'nin 17. kongresine giderken tutuklandı. Üç ay sonra ise, Anna Larina gözaltına alınarak "vatan hainleri" ailelerinin kaldığı 4000 kişilik Tomsk kampına gönderildi. "Bukharin davası" diye anılan mahkemede, kocası ve diğer Stalin muhalifi arkadaşlarının "suçlarını itiraf ederek" infaz edildiklerini burada haber aldı Anna. Oğlunu, henüz onüç aylıkken kendisinden ayırmış ve sahte bir isimle öksüzler yurduna koymuşlardı. Yuri, 19 yıl sonra annesini buldu, gerçek soyadını taşıma hakkına ancak 52 yaşında kavuştu. Anna, iki sürgün arasındaki bitmez sorgularda, Stalin'in polis köpeği Beria'nın, "Ne kadar güzelleşmiş sin!" iltifatına, "Bir on yıl daha hapse tıkın, Paris'te güzellik yarışmasına bile gönderebilirsiniz!" yanıtını verecek kadar cesurdu. 1988'e dek, oğlu Yuri ile Bukharin'in onurlu anısını yaşatmak için mücadele etti. Ezberlediği vasiyeti bastırdı ve resmi tarihe karşı gerçek tarihi, Bukharin'in insanca bir sosyalizme inancını yazdı.

Anna Larina, 85 yaşına dek direndi, sevdiği adamı savundu, unutturmadı ve ona ölümle kavuştu. İnanın bana, dünyanın en güzel kadınıydı o.

[Fotoğraf altyazısı: Fotoğraf: Daniel Colagrossi]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1