‘Türkiye AB’ye derhal tam üye olmalıdır’
Milliyet · 17 Nisan 1996
• Türkiye’nin derhal AB’ye tam üye olmasını savunuyorsunuz. Niçin?
Hemen belirteyim ki, Türkiye’nin derhal AB’ye tam üye yapılması gereğine inanan tek kişi ben değilim. Fransa’da pekçok politikacı ve uzman, Türkiye’nin Avrupa için hayati değer taşıdığının bilincinde. Başta Cumhurbaşkanı Chirac olmak üzere, bu kimseler ülkenizin Fransa ile ikili ilişkilerini geliştirmek, genelde AB ile yakınlığını sağlamak için büyük çaba harcıyorlar.
Soğuk Savaş’ın bitimiyle mümkün olan Avrupa Birliği’ni, tüm Avrupa kıtasını içermeden, güney kanadını dahil etmeden düşünmek mümkün değildir. RPR olarak biz, güney kanadına ve güneyin en önemli ülkesi Türkiye’ye büyük önem veriyoruz.
• AB Türkiye’yi kapsamazsa ne gibi sonuçlara katlanmak zorunda kalır?
Türkiye’nin dışlanması olayında beni çok rahatsız eden bir öge var. Adını koymaya kimsenin cesaret edemediği bir ırkçılıkla karşı karşıyayız. Avrupa’da var olan her ülkeye evet, bir tek Türkiye’ye hayır deniyor. Çünkü Müslüman bir ülke. Ama kimse bunun ırkçılık olduğunu söyleyemiyor.
Tarihsel görevimiz var
Oysa bu görüş son derece tehlikeli bir görüş. 60 milyonluk nüfusuyla bölgenin en dinamik ve istikrarlı unsuru durumundaki Türkiye, Atatürk’ten bu yana laikliğini ve Batılılığını kanıtlamış bir ülke. Eğer AB, Avrupa’nın tek Müslüman ülkesi Türkiye dışında yapılanacak olursa, bu büyük güç doğal olarak Ortadoğu’ya kayacaktır.
Bu yön değiştirme, Türkiye’nin iç istikrarına da olumsuz etki yapar. Dolayısıyla Türkiye’yi yanımıza almak, yalnızca tarihsel bir görev ve ahlaki bir zorunluluk değil, Avrupa’nın çıkarınadır. Çünkü Avrupa’nın güney kanadındaki istikrar yalnızca Türkiye ile sağlanır. İstikrar dediğim zaman, Kıbrıs’taki, Ege’deki istikrardan ve özellikle Ermenistan’ın huzurundan söz ediyorum. Çünkü Ermenistan’ın benim için özel bir değeri var.
• Ermenistan’ın sizin için özel değeri nereden geliyor? Ermenilerle bir akrabalığınız mı var?
Hayır, hiç yok. Ermenistan’ı çok ziyaret ettim. Tarihte bu küçük ülkenin çektiği acılara duvarsız değilim. Ermenileri de, Türkleri de çok seviyorum. Ermenistan, geçmişte Rusya ile Türkiye arasında kalarak ezildi. Fransa’da Ermeni kökenli seçmenlerimizin sayısı epeyce kalabalık. Her fırsatta bu topluluğa yardım etmeye çalıştım.
Hiç olmazsa 2. Ermenistan Cumhuriyeti’nin artık bağımsız yaşamayı hak ettiğini, yeniden Rusya’nın eline düşmemesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin bu konuda oynayacağı önemli bir rol var. Türklerle Ermeniler arasında geçmişte sorunlar oldu. Ancak İstanbul’da pek çok Ermeni yaşıyor ve iki topluluk arasında geleneksel bir dostluk var. Gerek Türk, gerekse Ermenistan yöneticilerinin de yakınlaşmak konusunda istekli olduklarının bilincindeyim.
Ermenistan’a destek vermek için önce Türkiye’ye arka çıkmak zorundayız. Avrupa, Türkiye’yi eşit bir ortak olarak görmeli, güven duymalıdır. Bunun koşulu da, ülkenizi önce AB’ye almaktan geçer.
Biliyorum. Gerek Fransa, gerekse diğer AB ülkeleri için göç, çok önemli bir sorun oluşturuyor. Fransa’da 5 milyon göçmen var. Ama Türk hükümetleri, AB’ye tam üyelik hakkından vazgeçebilecekleri ifade ettiler. Türkiye’yi aramıza almayı reddedersek, böyle bir kararın kıta açısından yol açacağı felaketleri göremiyoruz, ileriye dönük bir körlük yaşıyoruz demektir. Türkler bizim sorunumuzu anladılar ve çözüm sunuyorlar.
Şahsen, uzun vadeli düşünmeye çalışan bir insan olarak AB’nin yalnızca kuzeye yayılıp güneyi, yani Türkiye’yi dışlamasının Avrupa barışı ve huzuru açısından çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum.
• AB’nin Türkiye’yi dışlayarak eski Sovyet uydularına açılmasını, Rusya’ya ayrıcalıklar tanımasını nasıl açıklıyorsunuz? Rusya Avrupa için bir tehlike mi?
Rusya, Avrupa için bir tehlike değil. Tarihte de görebileceğimiz gibi Fransa ile Rusya, pekçok kez ittifak yapmıştır. Büyük bir ülkedir. Demokrasi sürecinde başarılı olması hepimizin dileği. Ama Rusya’nın AB’ye girmesi zaten söz konusu değil. AB’nin Rusya’ya destek vermesi, özel anlaşmalarla yeniden yapılanmasına katkıda bulunması gerek.
• Rusya’da yeniden komünist bir rejim kurulursa aynı şeyleri düşünebilir misiniz?
Rusya’ya komünizmin geri gelmesi mümkün değil. Yarın seçimle iş başına gelseler bile, o komünizm, bildiğimiz komünizm olmayacaktır. Şu anda Rusya büyük bir kimlik sorunu yaşıyor. Ama büyük ve saygın bir ulusla karşı karşıyayız. Yardım etmeliyiz. Elbette ne pahasına olursa olsun değil. Ama dost Rusya’nın güçlü ve zengin bir ülke olması, çıkarlarımız açısından önemlidir.
Ermenistan sınırı açılmalı
• Dost diyorsunuz, ama demin Ermenistan’ın yeniden Rusya’nın güdümüne girmesini istemediğinizi söylemiştiniz.
Gerçekten de Rusya’da halen Sovyetler Birliği’ni değil ama, Rusya İmparatorluğu’nu kurma eğilimleri var. Bunu Fransa’da ilk gözleyen ve söyleyen benim. Bugün Rusya sınırları dışında kalan cumhuriyetlerde 25 milyon Rus yaşıyor ve yeni konumu, bu ülkeye güvenlik açısından bazı sorunlar getiriyor. Örneğin Çeçenistan’daki sorunu çözmeye herhalde Avrupa asker göndermeyecek.
Bu durumda Rusya’ya, insan haklarına ve uluslararası hukuk kurallarına saygılı davranması koşuluyla, biraz anlayış göstermek gerekiyor. Zaten söz konusu güvenlik sorunları, Rusya’nın eski etki alanıyla yeniden işbirliğini sıkılaştırma yoluna itiyor. Bu durum Ermenistan için de söz konusu.
Türkiye’nin önemi, bir kez daha öne çıkıyor böylece. Türkiye’nin Ermenistan sınırını en kısa sürede açması, bu ülkeyi boğulmaktan kurtarması gerekiyor. Ermenistan, ambargo dolayısıyla büyük sıkıntılar çekiyor. Acılar içinde kıvranan bu ülkeye sınırlarını açmak, Türkiye’nin de çıkarındadır. Çünkü AB’ye karşı büyük bir jest olur. Umarım Türk dostlarım bu sözlerimi duyar ve dikkate alırlar.
Ege’de tırmanma tehlikeli
• Peki Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunların çözümü nasıl olabilir?
Her iki ülke yöneticilerinin de çok dikkatli olması ve olayları tırmandırmamaları gerekiyor. Balkanlar tam bir barut fıçısı. Özellikle Kosova. Heryer bir anda karışabilir. Mesut Yılmaz’ı yakından tanıyor ve sağduyusuna güveniyorum. Balkanlar bu durumdayken, Ege’de bir tırmanma çok tehlikeli olur.
Kıbrıs konusunda ise, Güney Kıbrıslılar Türkiye’ye her türlü güvenceyi vermeye hazır görünüyorlar. Tam AB’ye girişin arefesinde, ikiye bölünmüş bir ülke olan Kıbrıs’ta da siyasal bir karışıklık çıkması Türkiye’nin aleyhine olur.
• AB ekonomisi ve politikası için tam bir ayakbağı olan Yunanistan’dan sonra Güney Kıbrıs’ın da AB’ye alınmasını sakıncalı bulmuyor musunuz?
Bu soruyu, Kıbrıs ve Malta’nın AB’ye girişini kabul eden hükümet başkanlarıyla Avrupa Komisyonu yöneticilerine sorun...
Balkanlar’da, Türk-Yunan ilişkilerinde, Kıbrıs’ta ve Ermenistan’da istikrarı sağlayacak olan Türkiye’nin AB ortaklığına set çekmek için biz Avrupalıların deli olmamız gerekir.
• Siz şahsen ne düşünüyorsunuz?
Ben şahsen, AB’nin yayılmasını güneye doğru dengelemeyi doğru buluyorum. Türkiye’nin girişi konusunda ısrarımın nedeni budur. Aynı düşünce Kıbrıs ve Malta için de geçerlidir.
• Peki gelecek seçimlerde Türkiye’de Refah Partisi iktidara gelirse, bu AB için korkutucu olmaz mı?
Eğer Türkiye’nin laik bir ülke olmaya devam etmesini; demokrasiyi güçlendirmesini; gerçek bir orta sınıf yaratmasını istiyorsak, Türkiye’yi mutlaka AB’ye dahil etmek gerekir. Eğer Türkiye’nin köktendinciliğin eline düşmesi kesinse, o zaman AB’nin kapılarını kapatmak gündeme gelir.
• Son seçim sonuçlarına göre RP’nin en fazla oy alan parti olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
RP’ye verilen oy bir protesto oyudur. Sağ partiler iç sorunlar yüzünden bölündüğü ve yoksulluk arttığı için böyle olmuştur. Gerici partiler, yoksulluğa beslenirler. Şimdi hükümete düşen, demokrasinin temeli olan orta sınıfı güçlendirmektir.
Orta sınıfı yoksullaşan ülkeler, köktendinci ya da ırkçı gericilerin eline düşerler. Yoksulluk azaldıkça, orta sınıf güçlendikçe, bu tehlike azalır ya da ortadan kalkar. Sanırım, Türk politikacıları da bunun bilincindedir.
• Eğer Türkiye önemli bir pazar olmasaydı, hatta Avrupa’nın en ilginç pazarı olmasaydı, ülkemize bu kadar önem verir miydiniz?
Elbette Türkiye’nin ciddi işgücünü, firmalarının başarısını hayranlıkla izliyoruz. Ama yalnızca potansiyeli yüksek bir pazar olduğu için değil, Avrupa’da istikrarın anahtarı olduğu için Türkiye’yi önemsiyoruz.
İstikrarın anahtarı Türkiye
Fransa, bir güney ülkesi. Diğer önemli bir güney ülkesi Türkiye’nin yanında yer alması doğal. Eğer Türkiye, köktendinciliğe kaçarsa, bunun kötü etkileri yalnız Avrupa’da değil, tüm Mağrip ülkelerinde de hissedilir. Atatürk’ün laik Türkiye örneği gericiliğe kaçacak olursa, Türkiye’den çok daha hassas dengeler üstünde duran Arap dünyası güç durumda kalır.
• Türkiye’ye yönelik bu ırkçılıktan söz ettiniz. Bunun kaynağı nedir? Yalnızca Müslüman bir ülke olması mı?
Fransa için böyle bir ırkçılıktan söz edilemez. Diğerlerinin tutumu içinse, bir yorum yapamıyorum.
• Yunanistan, daha ne kadar Türkiye - AB ilişkilerinde olumsuz rol oynamayı sürdürebilecek?
Bir Türk gazetesinde Yunanistan düşmanlığı yapmam, ya da Yunanistan aleyhine bir söz söylemem düşünülemez elbette. Ama AB olarak, zaten daha azalan para fonlarının çarçur edilmemesi ve bu fonların haksız olarak ait olmadıkları yere gitmemesi için yeni bir sistem kuruyoruz.
Bu yeni sistemde, AB’nin işleyişini engelleyen gerilimlerin bertaraf edilmesi ve ilerlemek isteyenlerin önünün kesilmesini için de gereken önlemleri almaya çalışacağız. Bunu söyleyebilirim.
