Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1996

Öfke çiçekleri

Milliyet · 12 Mayıs 1996

On dokuz, bilemedin yirmi yaşındaydı. Simsiyah deri pantolon, deri bir ceket giymişti. Her yanından zincirler sarkıyordu. Sarı saçları kazınmış bir "dazlak"tı o. Genç yüzündeki bıçak izleri, yürürken çıkardığı zincir şakırtıları ile ortaçağın ürkütücü cellatlarını anımsatıyor, yeni çağın engizisyon yargıçlığına oynuyordu.

Bir çiçekçinin önünde durdu. Minicik "müge" saksılarına eğildi, uzun uzun kokladı, en taze, en beyaz çiçekli bir saksıyı seçti, parasını verdi ve uzaklaştı. Elinde narin müge demetiyle geçip giderken, kristal kadeh taşıyan siyah, dev bir canavara benziyordu.

Günlerden 1 Mayıs'tı elbet.

Fransa'da, tanıyan tanımayan herkesin, yollarda birbirine müge çiçekleri armağan ettiği "işçi" bayramı. Bizim dazlağın da müge demeti sunduğu biri vardı yaşamında ve yaşamının "insanca" bir yanı.

1 Mayıs'ın anlamını düşündüm elimde olmaksızın. Paris'te cellat kılıklı insanların müge demetleri alıp vererek kutladığı, İstanbul'da ise genç kılıklı üniformalıların kalın sopalar taşıdığı ve üniforması değişik diye, başka insanların kafasında kırdığı "odun" bayramını. Bir yanda müge demetleri, beri yanda odun sopalar.

Fransa'da 1 Mayıs üstüne ilk "kan", 105 yıl önce, küçük endüstri kenti "Fourmies"de damladı. 1891 yılında bu kentte, 13 - 14 yaşındaki çocuklar "deneyimli" işçi sayılıyor ve tekstil atölyelerinde, her gün 12 saat bir lokma ekmek parası karşılığında çalıştırılıyorlardı. Fourmies işçileri, 1889'dan beri "işçi bayramı" kabul edilen 1 Mayıs'ta, "sekiz saatlik mesai" için grev yapmaya karar verdiler o yıl. Bölgede gerçekten eski bir 1 Mayıs geleneği vardı ve yüzyıllardır genç nişanlılar, bu tarihte birbirlerine çiçekli bir akdiken dalı verirlerdi.

1891 yılı 1 Mayıs sabahı, dokuma işçileri, sokaklarda "Bize 8 saat, 8 saat gerek," sloganını erotik bir Fransız şarkısının bestesine uydurarak neşeyle dolaştılar. Dokuma atölyelerinin önünde jandarmayla "hafif" bir dalaş yaşandı ve jandarma, birkaç grevciyi tutukladı. Öğleden sonra işçiler, tutuklanan arkadaşlarını kurtarmak üzere hapsedildikleri belediye binasının önünde toplandılar. Sabahki şarkının sözleri, "Bize erkeklerimiz, erkeklerimiz gerek..." diye değiştirilmişti kadın işçiler tarafından. İtiş kakış sırasında jandarmaya takviye olarak gelen askerlerin yavaş yavaş geriledigini gören bir subay, grevcilerin üstüne "Ateş!" emrini verdi. 9 kişi öldü, 33 kişi yaralandı. Aralarında, otuz yaşını aşkın tek bir işçi vardı. Diğerleri, dokuma atölyelerinde çalışan işçi "çocuklar"dı. Ölülerden biri, Maria Blondeau adlı bir genç kız, ellerinin arasında kanlı bir "akdiken" dalı tutuyordu. Nişanlısı, henüz o sabah vermişti kendisine sevgililerin simgesi bu çiçekli dalı.

Fourmies'de yaşanan bu dram, ordu ve hükümetin şiddetle eleştirilmesine ve 8 Kasım 1891 seçimlerinde Karl Marx'ın damadı ve İşçi Partisi yöneticilerinden Paul Lafargue'ın, tarihte ilk kez meclise "sosyalist" milletvekili olarak girmesine yol açtı. 8 saatlik mesai ise, Fransa'da 1918'den öteye kazanılan bir hak. 1 Mayıs'ların "akdiken" çiçeklenmesi ise, "un brin de muguet", bir müge sapı, geleneği ile sürdürülüyor. Mayısın birinci günü insanlar, bütün Fransa ve özellikle Paris sokaklarında, yakınlarına mutlaka ve çoğu kez yabancılara birer sap müge çiçeği armağan ediyorlar.

Türkiye'de ise, insanlığın yüz yıl önce bir akdikenle gömdüğü tarih, odunlarla yazılmaya çalışılıyor yeniden.

Zamanın ibreleri tersine dönmez. Yontulmuş odun, kanla sulansa da müge çiçeği vermez. Uniforma giymeye ve giydirmeye pek meraklı ülkemizin zavallı gençlerine, galiba önce bu basit ve "doğal" gerçeği öğretmek gerekiyor.

[Fotoğraf altyazısı: Fotoğraf: Daniel Colagrossi]

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1