Deflasyon krizine çözüm aranıyor
Milliyet · 3 Eylül 1996
AVRUPA'nın ekonomi uzmanları, bir süredir tüm dikkat ve ileriyi görme çabalarını, Türkiye'nin unuttuğu bir felaket sözcüğüne, "deflasyon"a çevirmiş bulunuyorlar.
Fransa'nın eski Maliye Bakanı Alain Madelin, Le Monde gazetesinde yayınladığı bir incelemede, Avrupa'nın girmekte olduğu deflasyon döneminin yine sosyal depremlere yol açabileceği tehlikesine işaret ediyor.
Bu deflasyon, 19. yy'da sistemlerin çöküşünü birlikte getiren, ancak yeni atılım ve ekonomik ilerlemeyi de içeren "deflasyon" değil. Fiyatlar, arzın bollaşıp talebe ulaşabilme çabasından değil, arzın da talebin de aynı oranda azalmasına karşın çöküyor.
Piyasadaki üretim, tüketim, vergi ve yatırım dörtgeninde dönen para akışı içinde, fiyatların düşmesine karşın gerek serbest yatırımcı, gerekse devletin kredi ödeme vadeleri sıkışıyor. Bu durum karşısında, ekonomi bilimi içinde akla gelen ilk önlem, elbette kredi faizlerini, genel olarak tüm faizleri düşürmek.
Ancak Avrupa bu noktada, ortak para birimine geçiş süreci içinde her ülkenin kendi para değerini korumak ve düşürmemek "gaile"siyle karşı karşıya. Oysa faizlerin düşürülmesi, örneğin Fransız Frankı'nın Alman Markı önünde zaten önlenemeyen değer kaybına tuz biber ekecek bir önlem olarak ortaya çıkıyor.
İtalya'nın yaptığı gibi, aslında deflasyona karşı enflasyon musluğunu "biraz" açmak gerekiyor. Ancak AB'nin içindeki lider dengeleri yarışında tüm Avrupa ülkeleri, aynı yönteme başvuramıyorlar.
Sosyal taban homurdanıyor. 19. yy'daki ayaklanma benzeri hareketler, bir kez daha Avrupa'yı sallayacak mı?
Önümüzdeki yirmi ya da on değil, beş yılın yanıt arayan sorusu bu.
