Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1996

AB'de reform rüzgarları

Milliyet · 8 Ekim 1996

AB'nin iki önemli ülkesi Almanya ve Fransa, bir süreden beri birliğin işleyişinde iki temel reform yapmak isteğindeler. Bu reformlardan en önemlisi, üye sayısı artan ve artacak olan AB'de, bugünkü tüzük gereği "oy birliği"yle alınması gereken kararların, "oy çokluğu" sistemiyle alınması. İkincisi ise, halen askıda bulunan sorunu çözmek, yani Avrupa Parlamentosu'nun yetkilerini genişletmek. Ancak, AB'nin üçüncü büyük partneri İngiltere, öteden beri bu konularda pazarlık etmeyi reddediyor ve Avrupa Birliği'nin genişlemesine karşı çıkmamakla birlikte, kurumun işleyişinde değişiklik yapılmasını istemiyor.

OY ÇOKLUĞU ÜZERİNE

Yakından bakılacak olursa, İngiliz politikası yüzyıllardan beri hep aynı: İngiltere, oluşan hiç bir evrensel kurumun dışında kalmamalıdır. Ancak bütün bu kurumları, yalnızca kendi çıkarları ve bazen A.B.D.'nin sözcülüğünü yapmak için kullanmalıdır. Genişlemiş bir AB'nin içinde, oy çokluğuyla karar almak sistemi yerleşecek olursa, İngiltere bu ana misyonlarını gerçekleştirmekte zorluk çekecektir.

İNGİLTERE ÜZERİNE

İngiltere, AB içinde uzun süredir Almanya ile Fransa'nın bastığı gaza, "fren" yaparak inanılmaz gıcırtılara neden oluyor. Ancak, İngiltere'siz AB mümkün değil.

Polonya'nın 2002 yılında tam üye olacağının kesinlik kazandığı AB'de, tam üyelik konusunda hiç adı geçmeyen Türkiye'nin, gerek Gümrük Birliği'nden tam olarak yararlanabilmesi, gerekse kendisiyle daha sıkı işbirliği yapmak isteyen bazı ülkelerle sağlam bağlar kurabilmesi açısından, "oy çokluğu"yla karar alan bir AB, çok önemli. "Oy çokluğu" reformuna ise, görüldüğü gibi henüz, çok ağır ve ihtiyatla yaklaşılıyor.

84 yıl önceki Türk imajı

AŞAĞIDA okuyacağınız satırlar, Fransa'da 1912 yılında yazılmış "Mavi Rehber" isimli bir kitapta yer alıyor. Dünyadaki ülkeleri ve halkları anlatan bu kitabın, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki Türk köylü ve şehirlisini "tasvir" eden bölümünü aktarıyorum ve yorumunu size bırakıyorum:

TÜRK KÖYLÜSÜ

"Türk köylüsü, genelde açık, iyi kalpli, adil, sadık ve konukseverdir. Hayvanlara kötü davrandığı asla görülmez. Dini açıdan fanatik bir yanı vardır, ancak, sadece yukardan emir verildiğinde saldırganlaşır. Dünyada, Türk köylüsü ve az gelirli Türk kadar açık, dürüst ve sempatik bir halk belki de yoktur.

Ancak, büyük şehirlerin uygarlaşmış Türk'ü için aynı şeyleri söylemek maalesef mümkün değil. Mutlaka istisnalar vardır. Ama, şehirlerde yaşayan Türkler, Batı medeniyetiyle ilişkiye girince kendi ırkının erdemlerini kaybetmiş ve Avrupalıların sadece kusurlarını, kötü yanlarını almış. Liberal görünümünün altında dini olmasa bile, bir ırk fanatizmi yatıyor. Avrupa'nın üstünlüğünü hissediyor ve kıskandığı için Batı'ya kin besliyor. Çevirdiği dolaplar, Türk halkının iyi yürekliliğine ve açıklığına ters düşüyor."

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1