Kodoşlar
Radikal · 17 Ocak 1997
'İktidar', dünya dillerinin ortak garipliğini oluşturan bir sözcük, sevgili okurlar. Hem devletin yönetimini elinde tutan güç odağına hem de erkeklik işlevini yerine getirebilme yeteneğine verilen ad. Türkçe başta olmak üzere pek çok dilde 'iktidar' sahiplerinden anlaşılan, aynı şey. Bu sözcük, ürkütücü bir kavram kargaşası aslında. Eğer iktidar, zorla ya da güzellikle bir cinsel birleşmeyse, devletin başındaki güce kimin ve neyin icabına bakmak için 'iktidar' demişler? İktidar yalnız erkek cinselliğini tanımlayan bir söz olduğuna göre, örneğin bir Tansu Çiller'in 'iktidar'da ne işi var? Kadın politikacılar halka ne yapmak için iktidardalar?.. gibi garip sorular getiriyor gündeme. Yeni dil yasası çıkarmaya hazırlanan iktidar sahiplerini, bu konuya derhal açıklık getirmeye ve yasaklara önce kendilerini tanımlayan 'iktidar' sözcüğünden başlamaya çağırıyorum.
Son zamanlarda Türkiye'nin 'sulu' gündemini işgal eden iki önemli konu var. İktidar ve prezervatif. İffet sefili Müslüm'ün, Fadime'ye: "Yeteri kadar prezervatif al da gel" deyişinin bunca ilgi görmesi, aslında Müslüm Gündüz'ün ne kadar 'iktidar' sahibi olabileceğinin hınzır merakını taşıyor içinde. Bazı kişilerin beyni, Müslüm'ün kullandığı prezervatif sayısıyla sulanıyor, "Acaba kaç tane kullanmıştır" sorusunun yanıtsızlığıyla kıvranıyor. Prezervatif sayısıyla doğru orantılı iktidar çapı, Türkiye'nin önemli bir sorunu.
Müslüm'ün prezervatifleri, ister istemez tarikatların arkasındaki 'iktidar' odaklarını, yani Şevki Yılmaz gibilerini de gündeme getirdi. Şevki Efendi, "Tarikata giren zavallı bir kızla uğraşacağınıza, iki milyon vesikalı fahişeyle uğraşın!" dedi. Kişilerin adlarıyla işlevleri arasında bir ilişki aramaya bayılırım ben. Hemen sözlüğü açıp 'Şevki'ye baktım. Ali Seydi Efendi'nin 'Yeni Türkçe Lügatı'na göre şevk, şiddetli arzu, ziyade meyil, heves ve sıkı durun, 'diken!' demekmiş. Şevki ise dikene benzeyen, dikene mensup...
Şevki Efendi, neyi dikiyor, neyin dikeni, bilmiyorum. Ama Yılmaz soyadına uygun bir cesaret ve adına uygun bir şevkle aramış taramış, saymış, Türkiye'de iki milyon fahişe bulmuş. Şiddetli bir arzu ve ziyade meyille, kafasını vesikalı fahişe sayısına takan Şevki Efendi, bu istatistikleri nasıl çıkardı, nereleri dolaştı, kimlerin fahişe olduğunu hangi yöntemlerle belirledi, henüz belli değil. Bu istatistiklerde prezervatifle iktidar arasındaki doğru orantı mı kullanıldı acaba diye geliyor akla.
Türkiye nüfusundan çocuklar, yaşlılar ve erkekler çıkarılınca, Şevki Efendi'nin hesabına göre her on kadından ikisinin 'fahişe' olması gerekiyor.
Bence Şevki Yılmaz, kendince haklı. Sanırım dili sürçtü ve fahişelerin sayısını 'vesikalı' olarak koşulladı. Oysa aklında mut'a nikâhı vardı. Yani Müslüm Gündüz'ün Fadime'lere, Nilgün'lere kıydığı nikâhı da 'vesikalı fahişelik' saydı Şevki Efendi. O zaman hesap tutuyor çünkü. Gerçeğin altında bile kalıyor ayrıca. Mut'a nikâhlı daha çook milyonlar olmalı.
Şevki Efendi'nin ağzına olmasa bile, aklına sağlık. Şiddetli arzusu ve ziyade meyli eksilmesin, çok aydınlandık. Yalnız istatistiklerinde bir eksiklik gözledik: 'Kodoş'ları unutmuş. Ermenice 'godoş', yani boynuz sözcüğünden güzel dilimize yerleşen kodoş, biliyorsunuz kadınlardan para alan erkek kişi anlamına geliyor. Örneğin, Müslüm Gündüz'ün kıydığı mut'a nikâhta, prezervatifleri kendi cebinden alıp getirmiş Fadime. Öte yandan pek çok mut'a nikâhlı hatunun, muamele gördükleri tarikat şeyhlerine para verdikleri de ortaya çıktı. Bu durumda 'tarikatçı kodoşlar' konusunda da bir istatistik yapmalı Şevki Efendi. Fahişe sayısını dörde bölerse, kodoşların sayısını bulacağına eminim.
