Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Yüceler ve cüceler

Radikal · 18 Ocak 1997

Milattan önce 502 yılında Roma, Kral II. Porsenna komutasındaki Etrüsk orduları tarafından ablukaya alınmıştı. Kente giden bütün yollar tutulmuş, buğday bulunmaz olmuştu. Roma halkı açtı. Gaius Mucius adlı genç bir patrisyen, tarihte böyle bir kuşatma yaşamayan kentin Etrüskler tarafından aşağılanmasını bir türlü yediremiyordu onuruna. Düşman saflarına sızmaya ve duyduğu utancı kendisini feda ederek temizlemeye karar verdi. Senato'ya gitti ve "Tiber Nehri'ni geçip tanrıların yardımıyla soylu bir amaca hizmet edeceğim, kentten çıkıyorum, ancak firar ediyorum sanmayın!" dedi. Senatörler izin verdiler. Gaius Mucius, geniş pelerininin altına bir hançer gizledi ve düşman saflarını geçti. Kral Porsenna'nın karargâhına vardığında, kral ve başyaveri askerlerin aylıklarını dağıtıyorlardı. Yan yana oturmuşlardı. Hangisinin Porsenna olduğunu sormaya cesaret edemeyen Gaius Mucius, hançerini rasgele salladı ve kral yerine yaverini öldürdü. Porsenna'nın maiyeti tarafından kıskıvrak yakalanıp kralın huzuruna çıkarıldığında bile korkmuştan çok korkutucu bir görünümü vardı.

"Ben Romalıyım," dedi Porsenna'ya. "Adım, Gaius Mucius. Seni öldürmek istiyordum ve öldürmek için gösterdiğim cesareti, ölmek için göstermeye hazırım. Acı çekmek ve dövüşmekte cesaret bir Roma erdemidir. Senin için bu duyguları besleyen bir ben değilim. Ardımda aynı yolu izleyecek ve onurlu pek çok Romalı var. Her an bir hançer, karargâhının ortasında göğsüne inebilir. Roma gençliği sana savaş açtı Porsenna! Ardına ordularını alamayacağın bir savaş. Teke tek. Sen ve bir Romalı arasında geçecek bir dövüş olacak bu!"

Porsenna, genç adamın cesaretinden hem ürkmüş hem de müthiş öfkelenmişti. Eğer hazırlanan komployu tüm ayrıntılarıyla anlatmazsa, bir ateş çemberinin ortasında yavaş yavaş yakmakla tehdit etti Gaius Mucius'u.

Divanın ortasında, tanrılara tütsü yakmak için kullanılan kutsal bir ocak yanıyordu. Gaius Mucius sağ elini ateşin içine daldırdı ve hiç acı çekmiyormuşçasına tutarak: "İyi bak Porsenna! Yücelik istendiği zaman gövde nelere dayanır, öğren!" dedi. Etini kılını kıpırdatmadan çatır çatır yakan genç Romalının irade gücü, Porsenna'yı sarsmıştı. Gaius Mucius'u ateşten uzaklaştırdı ve: "Seni özgür bırakıyorum," dedi. "Benden çok, kendi canını yaktın. Eğer hizmetimde olsaydın, cesaretini överdim. Seni savaş yasalarıyla cezalandırmayacağım. İşkence ve kötü muamele görmeyeceksin. Seni bağışlıyorum, Roma'ya dönebilirsin."

Gaius Mucius, kralın bu cömertliğine karşın: "Madem ki cesarete saygın var, benden tehdit yoluyla alamadığını, iyilikle öğreneceksin," dedi. "Roma gençliğinin seçkin neferleri, üç yüz patrisyeniz biz. İlk ben geldim. Ardımdan tek tek ötekiler, seni öldürmekte başarılı oluncaya kadar şanslarını deneyecekler ve hiçbirisini, öncekinin kaderi etkilemeyecek!"

Gaius Mucius, Roma'ya döndükten sonra, sağ elini yitirdiği için adı Scaevola, yani Solak olarak anıldı. Ama gösterdiği cesaret, Kral Porsenna'yı düşündürdü. Roma'ya ilk barış elçilerini gönderdi ve barış önerilerini sundu.

Cesaret konusunda, sevgili okurlar, yalnız eski Roma'dan değil, bugün Mafya'ya karşı mücadele eden İtalya'dan öğreneceğimiz çok şey var. Bizim de Gaius Mucius'larımız vardı. Onların adı, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy'du ve yüzlerceydiler. Ancak karşılarında Porsenna yoktu. Devlet diye diye, insan öğüten bir et makinesinin kasapları ile "hançersiz" dövüştüler ve öldürüldüler. Çiller Hanım kimseye, Türkiye'yi İtalyan savcılara şikâyet ediyor diye milliyetçilik dersleri vermeye kalkmasın. O makinenin başında onun gibiler olduğu sürece, bu kıyamı her yere, herkese şikâyet etmek hakkımız bizim.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1