Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Tekme tokat sanallık

Radikal · 1 Şubat 1997

"Tamagoç", şaşırtıcı bir ulus olan Japonların son göz ağrısı, evcil hayvanları. Tamago, Japon dilinde yumurta demek. Ancak yumurtadan çıkan bu evcil hayvanın, bildiğimiz civciv, palaz gibi diğer hayvanlardan bir farkı var: Tamagoç, sanal bir yaratık. Tavuk yumurtası boyunda, cebe sığan elektronik bir oyuncak olan Tamagoç, sahibinin doğumundan ölümüne ilgilenmek, yetiştirmek, besleyip giydirmek ve terbiye etmek zorunda olduğu bir varlık barındırıyor içinde. Kimsenin yaratığı diğerine benzemiyor. Elektronik yuvasında düğmeye basıldığı an doğan Tamagoç, büyüyor ve ölüyor. Eğer sahibi iyi terbiye ederse, terbiyeli oluyor. Şımartırsa, her dakika zırıldıyor, 'bip, bip' sesleri çıkartarak bir şeyler istiyor. Düzgün beslenir, ihtiyaçları uygun biçimde karşılanırsa, sanal olarak yirmi yıl, dünyevi anlamda on beş gün yaşıyor. Kötü beslenme, aç bırakılma ya da hastalık karşısında iyi tedavi uygulanmaması halinde, küçük ekranda bir mezar beliriyor ve bu görüntüden "Tamagoç"un öldüğü, yani sahibi tarafından iyi bakılmadığı için sizlere ömür olduğu anlaşılıyor.

Terbiyesiz Tamagoçlar geceyarısı analarını babalarını rahatsız eden çocuklar gibi gürültü patırtı edip, sahiplerini uyandırıyorlar. Elektronik hayvanlarını işyerlerine, lokantalara beraber götüren Japonlar, masalarının üstüne koyuyorlar. Her bip bip duyulduğunda, yaratığın ihtiyaçları beliriyor ekranda. Yedirmek, tuvalete götürmek, uyutmak, giydirmek gereksinimleri, doğru düğmelere basılarak yapılıyor. Gelişimini izlemek için yine düğmeye basmak yetiyor: Tamagoç'un kaç santim uzadığı, kaç kilo olduğu beliriyor ekranda. Örneğin, bir Japon kızı, analık yaptığı elektronik yavrusunu yalnız pastayla beslemiş. Zavallı Tamagoç, sanal ömrünün altı yaşına denk birkaç günün sonunda, Tamagoçların en üst şişmanlığı sayılan 99 grama erişince, ölüvermiş. Tamagoçuyla babalık keyfi süren Kumiko ise "Benimki önce çok sevimliydi, sonra çekilmez hale geldi. On altı yaşında, aksi mi aksi bir ihtiyar. Suratına bakın, anlarsınız!" diyor.

"Bandai" oyuncak endüstrisi grubunun piyasaya çıkardığı Tamagoç'lar, Japonya'da geçen kasım ayından bu yana tam 300 000 satmış. Önümüzdeki mart ayına kadar satışların 2 milyona çıkması bekleniyor. Le Monde gazetesinin haberine göre Japonya Sağlık Bakanlığı 2007 yılından öteye ülke nüfusunun azalmaya başlayacağını hesap ediyor. Aynı yıl, 65 yaşın üstündeki Japonların sayısı, 15 yaşın altındaki nüfusu aşacak. Sizin anlayacağınız, Japonya daha şimdiden sanal vatandaşlar yaratmaya başladı.

Bildiğiniz gibi biz Türkler, geniş genelinde ne Almanlara benzeriz ne de Japonlara. Ama nedense, pek hayranızdır Japonya'ya ve Almanya'ya.

Aki Maita adlı bir Japon hanım kızımızın buluşu olan Tamagoç'ların öyküsünü okuyunca, elimde olmaksızın hayallere daldım. Acaba bizde de üretilmeye başlasa Tamagoç'lar, onları nasıl yetiştirirdik? Terbiyeli mi olurlardı, yoksa şımarık mı? Sakin mi olurlardı, yoksa saldırgan mı?

Sonuçta bizim sanal yaratıkların, kesinlikle Japonlarınkini aratmadığına karar verdim. Onların Tamagoç'ları varsa, bizim de koç gibi Erbakan'ımız, zangoç gibi Çiller'imiz vardı. Her şeyimiz sanaldı. Devletimiz sanal, bütçemiz sanal, ticaretimiz sanal, adaletimiz sanal, sağlığımız sanal, geleceğe yönelik umutlarımız ise sanal oğlu sanaldı. Sanal olmayıp, anal ve oral yoldan çalışan gerçek yaratıklarımızı ise sanal dünyamızı korumakla yükümlü güvenlik güçleri olarak görevlendirmiştik.

En yeteneklilerini, baş sanal bakanımıza koruma olarak verdik. Ancak 28 adet anal ve oral yaratık, biricik sanal başbakanımızı paylaşamayınca, İzmir Havaalanı'nda birbirlerine tekme tokat giriştiler.

Sanal devlet olmak, kolay değil. Bekleyin biraz, bu sanal kafalarla bütün Türkiye yakında anal ve oral yollardan birbirine giren insanlarla dolacak.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1