Kereste kakan, kahraman
Radikal · 3 Şubat 1997
İnsan gövdesine yakından baktığımızda, sevgili okurlar, yalnızca bir organ ve bir bölgenin ikiz yarım yuvarlaklardan oluştuğunu görürüz. Bunlardan birincisi beyin, diğeri kıçtır. Kıç sözünü kullanmadan önce çok düşündüm, bütün sözlükleri aradım. Daha az çiğ, daha nazik bir karşılığını bulmak isterdim. Ama yok. "Kıç" sözcüğü, gemiler için kullanıldığında olağan, insanlar için kullanıldığında biraz ayıp kaçıyor. Ancak size bugün anlatmak istediğim konunun temel öğesi olduğundan, affınıza sığınıp "kıç"tan söz etmek zorundayım.
İnsan gövdesindeki bölgeler hiyerarşisi, insanların oluşturduğu toplumlar için de kullanılır. Örneğin, aşağı düzeydeki insanlar toplumların yönetimini ele geçirdiklerinde, "baş olan ayaklar"dan söz edilir. Ayaklar baş olursa, toplum tepetaklak gidiyor demektir.
Peki ya kıçlar baş olursa?
İkiz, yuvarlaklı kıçlar düşünür, ikiz yuvarlaklı beyinler dışkı üretir elbette. Kıçların baş olduğu ülke toplumları tepetaklak gitmez, iki büklüm olurlar. Kıçlar doğrulur, başlar ayakları öper, İnsanlar birbirleriyle kucaklaşınca kalçalar sarmaş dolaş olur.
Ben bir ülke biliyorum, sevgili okurlar, Abidik Gubidik miydi, adını tam olarak anımsayamayacağım, bakıyorum bakıyorum, ayaklar mı baş olmuş, yoksa kıçlar mı, bir türlü anlayamıyorum.
Bu ülkede adamın biri, kereste avukatlığı mı yapıyormuş yoksa avukat keresteciliği mi, öyle bir şey işte. Bildiğiniz gibi kereste "k" harfiyle başlar. Kültür de öyle. Ha kereste, ha kültür, ha bakan, ha kakan, demişler hükümetin ikiz yuvarlaklı başları ve tutup adamı, "kültür kakan" ilan eylemişler.
Adam, ülkeye kültür kakmak üzere sıvamış bacakları. "Opera ve bale de neymiş?" diye gürlemiş uzun, sesli bir gaz borusuyla. Devlet opera ve balesinin bütçesi ossaat kesilmiş. "Güreş!" diye ıkınmış. Başlamış insanlar, "hayda bre!" peşrevleriyle itişip kakışmaya.
Adını hâlâ anımsayamadığım bu ülkede, dünyanın hayran olduğu bir kent varmış, sevgili okurlar. Gelen bir, giden bir çakmış, aldığı bütün yaralara rağmen yine de ayaktaymış. Adam, o kentli bile değilmiş, ama ne gam. Kültür kakacak ya insan başlarına, kenti en iyi bilen, en çok seven, en saygıdeğer bilgini hakkında söylenmedik laf bırakmamış.
Aynı adam, sevgili okurlar, bu ülkenin kültürünü Avrupa'ya tanıtmak, yani kakmak için, bir önceki hükümetlerin ayırdığı tanıtım bütçesini ham hum şaralop yutan, çaldığı çırptığı paralar ve soygunculuğu gazetelere manşet bile yapılan kişiye milyonlarca dolarlık yeni tanıtım ihalesini vermiş. Ne gariptir ki, söz konusu hırsız tanıtımcı, ihale açılmadan altı ay önce ihaleyi kendisinin kazanacağını biliyormuş ve ekibini kurmaya başlamış bile!
Ama konumuz "şimdilik" bu değil. Bugünkü konumuz, o güzelim kenti korumaya çalıştığı için kapı dışarı edilen saygıdeğer bilginin kültür kakanına yanıtı.
Ömrünün yarım yüzyılını o kente veren ve beyniyle düşünen o insan gereken yanıtı zarif bir üslupla vermiş.
Katillerin kahraman ilan edilip, kültürden kereste yapılan bu ülkede sevgili okurlar, kıçların baş olduğu düşünülebilir. Kıçından düşünüp konuşan kahramanların konulacakları yer de bellidir.
