Kibar fahişe
Radikal · 7 Şubat 1997
“Kadın” soyunun yaşam içindeki en büyük ikilemi, başarıya uzanan merdiveni akıl yoluyla mı tırmanmak, yoksa bacaklarını kullanarak mı çıkmak sorusunda yatar. Cinselliğini kullanarak bir yerlere erişmek çabasında olan kadınlar arasında, kafası az, apış arası çok çalışanlar mut'a nikâhlarıyla metres olurlar. Kafaları apış araları kadar hızlı çalışanlar ise siyasal kariyer yapabilirler. Uzak tarihte Bizans İmparatoriçesi Theodora, Çariçe Katarina, Hürrem Sultan, yakın tarihte Benazir Butto, Mitterrand'ın sevgilisi Edith Cresson ve adını söyleyemeyeceğim bazı yerel örnekler, bu mesleğin "yüksek değerleri" arasında sayılırlar.
Geçen perşembe günü, ünlü Ritz Oteli'nin yüzme havuzunda "genç kalabilme" kulaçları atarken 76 yaşında mevta olan ABD Paris Büyükelçisi Pamela Harriman, bunlardan biriydi.
İkinci kocası tarafından "Yüzyılın en büyük kibar fahişe"si diye tanımlanan Pamela Harriman için Fransızlar nazikçe "courtisane" diyorlar ve çapkınlığını kullanarak büyükelçiliğe kadar yükselmiş olmasına bayılıyorlardı. Ancak hemen belirtelim, kenar mahalle dilberliğinden değil, İngiltere'nin onbirinci lordu Edward Digby'nin kerimeliğinden geliyordu Pamela. Digby lordlarının parasızlığı, kendisini İkinci Dünya Savaşı'nın başında, henüz 19 yaşındayken hemşirelik yapmaya itmişti. Ancak Pamela, kızıl saçları ve mavi gözleriyle hemşirelikte kalamayacak kadar güzeldi. İlk işi, zamanın bir numaralı politikacısı Winston Churchill'in oğlu Randolph'u başta çıkarmak ve evlenmek oldu. Büyük Churchill pek sevmişti gelinini. Oğul askere gidince Pamela'yı yanına aldı ve Roosevelt'in Londra'ya gönderdiği özel elçileri, Amerika'nın savaşa girmesi için "razı etmekte" kullandı. Kocası Randolph, cephede savaşırken Pamela bu özel elçilerden en ünlüsü, daha sonradan Marshall Planı'nın uygulayıcısı olan ve Amerika'nın en güçlü demiryolları şirketinin mirasçısı Averell Harriman'la büyük aşk yaşadı. Savaş bittiğinde, Harriman Amerika'daki karısının yanına döndü. Ancak Pamela, Churchill'in oğlundan boşanıp önce Paris, ardından A.B.D.'ye yerleşti ve Amerikan vatandaşlığını aldı. Hâlâ Churchill soyadını kullandığı için, bütün büyük kapılar önünde açıktı Pamela'nın. Bu kapılardan Ali Han, FIAT arabalarının sahibi Gianni Agnelli, Baron Rothschild, Yunanlı armatör Niarkos, New York Herald Tribune'ün sahibi Jock Whitney, CBS'in kurucusu William Paley'in yatak odalarına geçti. Hanım arkadaşları, kocalarını korumanın yolunu Pamela'yı hemen evermekte buldular ve kızıl saçlı afet, ikinci resmi balayına Leland Hayward adındaki bir prodüktörle çıktı. 1971 yılında Hayward öldüğünde, servetinin dibine darı ekilmişti ve Pamela'yı yılda 500 bin dolarla yaşamak fikri çok korkutuyordu. Kızıl zaçlı afetin boş kalmasından endişelenen hanım dostları yine kolları sıvadılar ve yeni dul bir milyarderle tanıştırdılar kendisini. Pamela bir de ne görsün? Yeni damat adayı, eski sevgilisi Averell Harriman değil mi? Hemen evlendi tabii. Yeni eşinin siyasal kariyerinden yararlanan Pamela, Demokrat Parti saflarına sızdı ve Bill Clinton'un ilk kampanyasını finanse etmek üzere kolları sıvadı. Öylesine başarılı oldu ki bu konuda, başkan seçilen Clinton, çok sevdiği ve saydığı, artık 72 yaşındaki bu kadını Paris'e büyükelçi tayin etti.
Ölüm Pamela Harriman'ı Ritz havuzunda yakaladığında, artık sarışınlaşan kibar fahişe, son kocasının kendisine bıraktığı olağanüstü serveti talan etmekle meşguldü. Paris'te verdiği davetlerden birinde, yazar Paul Auster'i seyrederken, ilerleyen yaşına rağmen "Ah bu zümrüt gözler, ne harika!" diye iç geçiriyordu. Dört yıl Paris keyfi süren Pamela'ya, ölümünden sonra Fransa'nın en büyük devlet nişanını verecek cumhurbaşkanı Jacques Chirac.
Bill Clinton, gözyaşlarıyla uğurluyor cenazesini. Ve Pamela'nın oğlu, Winston Churchill adını taşıyor. Mesleğin niteliği önemli değil. Başarı böyle parlak olunca, fahişelik bile saygınlık kazanıyor gördüğünüz gibi.
