Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Ne farkları var?

Radikal · 9 Şubat 1997

Bir Orta Amerika ülkesi olan Ekvador'dan gelen habere bayıldım. Ekvador devlet başkanı Abdala Bucaram, muhalefetin verdiği gensoru önergesinin oylanması sonucu, 34'e karşı 44 oyla görevinden azledilmiş.Başkan Abdala'nın azil gerekçesi, gensoruda düpedüz "delilik" olarak belirtilmiş ve parlamento hiçbir tıbbi denetime başvurmadan, eski başkanı fiziksel ve beyinsel yönden yetersiz ilan etmiş. Devletin başına, meclis başkanı Fabian Alarcon'u getirmiş.

Ancak Ekvator Devlet Başkanı Abdala'nın yardımcısı, Rosalia Arteaga (acaba sarışın mıdır?) adında bir hatunmuş. Fırsat bu fırsattı, deyip o da kendisini başkan ilan etmiş. Azledilen Abdala, parlamentonun kararını tanımadığını açıklayıp, "Ben halkın oylarıyla geldim hiç, bir yere gitmem!" deyince, ortalık iyice karışmış. Şu anda Ekvador'un üç adet başkanı var. Krizin nasıl çözüleceği bilinmiyor. Ekvadorlular gözlerini orduya dikmişler, asker ne yapacak diye bekliyor. Ordu ise darbe yapmak niyetinde olmadığını açıklamakla meşgul.

Yakından bakınca, sevgili okurlar, Orta Amerika'daki bu muz cumhuriyeti bizim ülkemizle büyük benzerlikler gösteriyor.

Abdala Bucaram ne yapmış da acaba kendisine El loco, yani deli demişler dersiniz? Rock'n Roll şarkıcılığına soyunmuş. Bizim başbakan da gulu gulu dansı meraklısı değil mi? Abdala Bucaram, yol kesip mini etekli kadınlara etek boylarını uzatmalarını tavsiye edermiş. Bizim başbakan daha da ileri gidip çarşaf ve türbana zorlamıyor mu? Abdala Bucaram yoksullukla mücadeleyi dilinden düşürmüyor, maaşını dilencilere dağıtıyormuş. Erbakan ve RP'nin taktiği, seçim öncesi, sırası ve sonrasında kapıların önüne kahve, ekmek, süt falan bırakmak değil miydi?

Ama Erbakan kendi maaşını dağıtmıyor diyebilirsiniz. Dağıtmaz tabii. Çünkü Abdala deli, Erbakan akıllı.

Ekvator'da kaç baş var? Üç. Türkiye'de de sayacak olursanız cumhurbaşkanı, başbakan ve başbakan yardımcısı olarak üç baş yok mu? Ekvador'daki üç baş ne işe yarıyorlarsa, Türkiye'nin üç başı da aynı işe yaramıyor mu?

Ekvador'da Abdala'nın yardımcısı Rosalia. Bizim Erbakan'ın yardımcısı Çiller. İkisi de kadın.

Her iki ülkede gözler orduda. Asker ne yapacak diye bekleniyor. Her iki ülkenin ordusu da darbe yapmayacağını açıklamakla yetiniyor.

Ve bu muz cumhuriyetiyle benzerliklerimizin listesi burada noktalanıyor. Farklarımız başlıyor. Birinci aykırılığımız Ekvador'la, azledilen Abdala yerine kendini başkan ilan eden Rosalia Hanım'a karşın, bizim, Tansu Çiller'in Erbakan yerine azil yoluyla değil, porotokol yoluyla geçeceğini önceden bilmemiz.

İkinci farkımız, sendikalar. Ekvador'da başkanın azledilmesine yol açan olayın temelinde, 48 saatlik genel greve giden sendikalar var. Bizde yok.

Üçüncü farkımız, vatandaşlar. Ekvador'da, başkanlıkta direnen Abdala'nın sarayını kuşatıp: "Defol!" diye bağıran insanlar var. Bizde yok. Çünkü onca terbiyesiz değiliz. Başımıza geleni gıkımızı çıkarmadan çekeriz. Dahasını isteriz. Acı yumaklarını çile yapar, kendi çorabımızı kendimiz öreriz.

Bir muz cumhuriyeti kadar bile olamıyorsak da muhalefet babında, başka alanlarda dünyada tekiz.

Dünyada, suçluların mahkemeye çıkmaya üşenip, suçsuzların kar kış demeden İstanbul'da işlenmiş bir cinayet için Afyon'a taşındığı tek ülke biziz. O mahkemeden hâlâ adalet çıkabilirmiş gibi umutla bekleyen biziz. Uğur Mumcu cinayetinin ipuçlarını bir illüzyonist becerisiyle yok eden savcıların, bakanların ülkesi bizim ülkemiz. Metin Göktepe'nin kanı yerde kalmayacak diye bu adaletten meden uman, yine biziz. Sincan olayı için soruşturma açan savcıya el çektiren molla bakan, bizim bakanımız. Manisa'da çocuklara önce işkence yapan, sonra o çocukları verem edip, ardından 70 küsur yıllık hapislere çarptıran adalet, bizim adaletimiz. Mehmet Ağar'ı yargılamaktan kaçıp, topu illüzyonist iç işleri bakanına atan sallabaş yargı bizim yargımız.

Dedim ya, dünyada tekiz. Ve bu ülkede sivil darbe olacak diye daha çok bekleriz.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1