Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Sınırsız tutsaklık

Radikal · 5 Mart 1997

İnsan aklına değgin tüm özgürlüklerin bir sınırı var dünyada. Bilmek ve öğrenmek özgürlüğü, kişinin zekâsıyla sınırlı. Evrensel bilgi, çağın olanaklarıyla sınırlı. Sınırı olmayan tek düşünce biçimi, bağnazlık. Bağnazlığın dibi yok. Bağnazlığın sonu yok.

Bağnazlığın yeni ölçüsü Afganistan'da alındı. Bu ülkede, bağnazlığın adı "şeriat", uygulayıcılara Taliban deniyor. Kendi aralarında zır deli olmakla kalsalardı, önemli değildi. Ancak Afganistan'ı ele geçirdiler, şeriat kurallarınca bütün bir toplumu kendileri gibi delirmeye zorluyorlar ve çok tehlikeliler. Gazetelerde bölük pörçük okuyorsunuzdur. 1996 Aralık ayında, Anayatullah Badağ isimli molla tarafından imzalanıp yürürlüğe giren fetva ile yasaklanan "haram" listesine göre, müzik dinlemek, evinde ya da arabasında müzik kaseti bulundurmak yasak. Televizyonlar, meydanlarda ipe çekiliyor. Çocukları Kuran eğitiminden uzaklaştırdığı ve akıllarını çeldiği için, uçurtma uçurmak ve imal etmek yasak. Fotoğraf çekmek, bulundurmak ve bakmak yasak. Düğünlerde davul çalmak, dans etmek ve şarkı söylemek yasak. Sihirbazlık yasak. Kumar yasak. "Bir paranın üzerinde yazan sayıdan daha yüksek ya da daha düşük sayılar yazan başka bir parayla değiştirilmesi" yani döviz kurları üzerinden döviz bozdurmak yasak. Erkekler için saç uzatmak yasak, ancak sakal kesmek de yasak. Köseler takma sakal kullanmak zorunda. Kadınlara, akarsu ya da çöl kuyuları yanında çamaşır yıkamak yasak. Gözleri örten Afgan çarşafı yerine, yüzü açıkta bırakan İran çarşafı giyerek arabaya binmek yasak.

Geçen hafta yürürlüğe giren yeni bir fetva ile, kadınlara getirilen yasaklar arttırıldı. "Kadın konfeksiyonunun kökünü kazımak için helal emir" adını taşıyan madde ile kadın terzileri kapatıldı, kadınların çarşaflarını terzide diktirmeleri yasaklandı ve işyerinde kadın moda dergisi bulunduran terziler hapse mahkûm edildiler.

Buna karşın Afgan kadınları, dışarı çıkmamakta ve evlerine kapanmakta özgürler. Erkekler ise günde beş kez camiye gidip namaz kılmakla yükümlüler. "Helal Emir"e göre, namaz vaktinden on beş dakika önce tüm camilerin çevresine ipler geriliyor ve erkekler sopalarla ite kakıla bu iplerin içine alınıp namaza durmaya zorlanıyorlar. Eğer Taliban "denetçiler", namaz vakti bir dükkânda adam yakalarlarsa on gün hapse tıkıyorlar.

Kısacası Afganistan'da her şey yasak. Talibanların ele geçirdiği başkent Kâbil'de, yaşam sevinci "şeriat" için en büyük tehlike. Şeriatçıların dilinden düşmeyen "kökünü kazımak" eyleminin ana hedefi, mutluluğu öldürmek.

Taliban yasakları arasında en ilgimi çeken, "Güvercin ve bıldırcın bahislerinin kökünü kazımak için helal emir" maddesi oldu. Fetvanın bu "şık"kında, "Kişilerin evinde güvercin ve bıldırcın bulan denetçiler, bu kuşların kafalarını koparmakla yükümlüdürler" deniyor. Çok merak ettim, acaba Afganlar nasıl kumar oynuyorlardı güvercin ve bıldırcınlar üzerine? Güvercin dediğin, horoz gibi dövüştürülmez. Bıldırcın dediğin, vahşi hayvan sayılmaz. Takla mı attırıyorlardı, niyet mi çektiriyorlardı büyük günah olarak? Yoksa posta güvercini olarak yetiştirip benimki daha uzun uçtu, seninki daha kısa falan diye bahse mi giriyorlardı?

Güvercin beslemeyi haram ilan eden Talibanlara, kuş kafası koparmak, meydan dayağı çekmek, parmak ile uslanmayanın elini, susmayıp konuşanın dilini kesmek, falakaya yatırmak, idam etmek, helal mi, helal.

Her özgür düşüncenin bir sınırı vardır. Bu sınır mantıktır, başka görüşe saygıdır. Bağnazlığın ve şeriatın sınırsızlığı, yalnız tutsaklığa açılır.

Sonu olmayan bir tutsaklığa.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1