Plaza Athenee şeriatı
Radikal · 7 Mart 1997
Plaza Athenee, Paris'in en güzel ve lüks otellerinden biridir. Ünlü Montaigne Bulvarı'nda, saray gibi uzanır gider cephesi. Dün Fransız gazetelerinde çıkan bir haberle sarsıldım. O şıkır şıkır kadınların boy gösterdiği, baş döndürücü dekoltelerin yarıştığı, şampanyaların su gibi aktığı, havyarın kepçeyle yendiği otel, Brunei Sultanı Hassanal Bolkiah'a (Bolkıyak mı demeli acaba?) satılmış. Üstelik bir ayda, ülkelerini "şeriat"la yöneten Müslüman prenslere satılan otellerden ikincisi, Plaza Athenee. Bizim devlet büyüklerinin, resmi ziyaretlerde otobüs dolusu heyetlerle gelip kaldıkları görkemli George V Oteli de, Suudi prensi El Valet'e satılmıştı. George V Oteli'ni, son anda fiyat yükselterek 168 milyon doları bastıran Suudi El Valet'e kaptıran Brunei Sultanı Bolkiah çok kızmış. 76 milyon doları saymış, Plaza Athenee'yi "sudan ucuz" bir fiyata kapatıp rahatlamış.
Brunei Sultanı Hassanal'a, Bolkıyak demek gerçekten gerekiyor. Çünkü Plaza Athenee'yi satın aldığı gün, gazetelerde bir haber daha vardı hakkında. İki karılı ve iki karısı da başörtülü dini bütünlerden olan Müslüman Bolkıyak, 1992 ve 93 ABD güzeli Shannon Marketic'i (Marketing mi demeli acaba?) haremine hapsetmiş ve 32 gün süreyle tecavüz etmiş. Kardeşinin ve kendisinin tüm gayretlerine rağmen, sarışın kafir Shannon'a yaranamayan Brunei Sultanı Bolkıyak, şimdi Miss Marketic tarafından mahkemeye veriliyor.
Merak edip Brunei neresidir, neyin nesidir, vatandaşları nasıl yaşar diye araştırdım. Yalnızca 5765 kilometrekarelik ve 275 bin nüfuslu bir sultanlık. Dünyanın en varsıl ülkelerinden biri, kişi başına düşen milli gelir 21.000 dolar. Ancak kırsal bölgelerindeki insanlar, bazen yüz kişinin yaşadığı kabile evlerinde oturuyor ve duvarlarını süsleyen "insan kelleleri" ile övünüyorlar. Paris'te Plaza Athenee Oteli'ni alıp sarayına sarışın kâfir atan, bol kıyak karılı sultanın "şeriat" yasalarına göre yönettiği Brunei'de, alkollü içki yasak. Gece yaşamı, başkent Bandar Seri Begavan da bile yok. Plajlar "haremlik" ve "selamlık" olarak ayrılmış. En lüks arabaları kullanıp sürat motoru sahibi olan varsıl Bruneililer bile, deniz üstündeki derme çatma kulübelerde oturmayı tercih ediyorlar. "Kuran" öğretilen şeriat okulları parasız. Zaten başka okul yok. Başkent camiinin kubbesi altın kaplı.
Tüm gelirini petrolden elde eden Brunei, bir zamanlar "Shell Ülkesi" olarak anılıyormuş. Başka hiçbir sanayii yok. Ticareti ise Müslümanların değil, nüfusun % 20'sini oluşturan Çinlilerin elinde. Oysa, "şeriat"la yönetilen Brunei'nin petrol rezervlerinin 2015 yılına doğru tükenmesi bekleniyor.
Şimdi anladınız mı, Bolkıyak niçin Paris'te otel alıyor ve Los Angeles'ta karı kız ithaline de yarayan şirketleri var? Hasanal Bolkıyak, 2015 yılından sonrasına hazırlanıyor. Basıp göçecek Küffar'a, gelsin şampanyalar, gitsin Shannonlar, gününü gün edecek. Kafaları çekerken Batılı olacak, üçüncü dördüncü karıyı alırken Müslüman.
Brunei'de ne olur artık, bak onu bilemem. Belki eski kelle avcısı şeriatçılar Çinlileri yer, belki de Çinliler şeriatçıları.
George V Oteli'nin yeni sahibi Prens El Valet'in ülkesi Suudi Arabistan'ı, ayrıca anlatmama herhalde gerek yok. Orası da "şeriat" yasalarıyla yönetiliyor. Batılı kültürü, Batılı düşünce ve yaşam tarzını kendi halklarına yasaklayan yöneticiler, paranın verdiği tüm olanakları yalnız Batı'da buldukları keyif ve zevk için harcıyorlar. Necmettin Erbakan ve ailesine şöyle bir yakından bakın. Hepsi Gianni Versace, hepsi Armani, tüm giyim kuşamları kafir Batı'dan.
Şeriat özentileriyle çıkılan yolda, ister İran'dan geçin, ister Afganistan'dan, "para" konuşmaya başladı mı, varılan nokta hep aynı: Sahte şeriatçılar ve yaşam yasaklısı halklar.
