Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Eşek hikâyeleri

Radikal · 17 Mart 1997

Eşekler, yumuşacık kulakları, hüzünlü gözleriyle güzel hayvanlardır. Zararsızdırlar, otobur oldukları için genelinde "et", yani insan ısırmazlar. Çilekeştirler, çalışkandırlar, kilolarca yükü gık demeden taşırlar, çaktırmadan sucuk yapılsalar da kesim hayvanı değildirler. Etleri için değil, hamallıkları için beslenirler. Eşek milletinin sayısız erdemine karşın yalnızca iki kusuru vardır: arada bir tutan inatları ve anırmaları.

Nedendir bilinmez, eşekler, evrensel bellekte budalalığı ve terbiyesizliği çağrıştırırlar. Örneğin 19. yüzyılın sonuna değin Fransız okullarında, sınıfta yaramazlık eden ya da dersini bilemeyen minikler, başlarına iki kulaklı bir eşek şapkası giydirilerek cezalandırılırlardı. Fransızlar, birine "salak" demek istedikleri zaman düpedüz "eşek" derler ve yeterdi.

Türk söyleminde ise "eşeklik"le ilgili zengin bir yergi dili vardır. "Eşek hoşaftan ne anlar?" deyimi, "eşek kafalı" ya da "eşeklik etmek" gibi benzetmeler eleştirel anlamda kullanılırken, "eşşek" sözcüğü ve yetmezse "eşşek oğlu eşşek" vurgulaması, düpedüz ve çok yaygın birer küfürdürler.

Garip bir raslantı mı diyelim, yoksa takdiri ilahi mi, çağdaş uygarlık düzeyini yakalayan ülkelerde eşek sayısı çok azalmış bulunuyor sevgili okurlar. Köylülerin traktör ve araba kullanmaya başlamasıyla öylesine azaldı ki sayıları, neredeyse Avrupa ülkelerinde soyları tükenmeye yüz tuttu. Kalanlara çok şefkatli davranılıyor, artık budalalık simgesi olarak değil, çevrilmiş bir tarih sayfasının, yani köylülüğün "nostaljik" bir öğesi olarak anılıyorlar.

Arada bir küfür olarak kullansam da, ben eşekleri çok severim. CHP İzmir Milletvekili Sabri Ergül'ün, tarım bakanı Musa Demirci'ye verdiği soru önergesi sonucu ortaya çıkan, genelinde Türkiye'deki hayvan, özelinde ise eşek sayısı içime su serpti. Güzel ülkemizde eşekler rahat uyuyabilir, çünkü soylarının tükenmesi diye bir tehlike yok. Bol bol eşeğimiz var ve en önemlisi, Tarım Bakanı'nın verdiği sayılar kesinlikle tahminlerimize uyuyor. Örneğin Türkiye'de en çok eşeği bulunan kent, 37 bin 360 baş eşekle değerli Konya ilimizmiş. Biz zaten biliyorduk da, Tarım Bakanı tarafından doğrulanmış olduk, değil mi sevgili okurlar?

Eşek bakımından ikinci varsıl ilimiz ise Diyarbakır'mış. 33 bin 730 eşek varmış bu kentimizde. Bizce bir mahsuru yok. En az eşek olan ilimiz ise Rize'ymiş. 120 adet varmış bu güzel Karadeniz beldesinde. Kendilerini kutlarız. Anladığım kadarıyla çağdaş uygarlığa erişen ülkeler düzeyine en fazla bizim Lazlar yaklaşmış bulunuyorlar.

Tarım Bakanı Musa Demir'in, sosyolojik bir nüfus araştırmasını andıran bu sayısal açıklamaları dışında, geçen hafta en müthiş eşek haberi, Kıbrıs'tan geldi. KKTC'de, köy tarlalarına zarar verdikleri için hükümet krizine yol açan başıboş eşeklerin Türkiye'ye sürgün edilmeleri kararlaştırılmış. Magosa kaymakamının "tarlaları eşeklerden korumak için açılan korucu kadroların partizanca doldurulduğu" gerekçesiyle istifasına yol açan 2000 eşek Türkiye'ye sürülürken, yeşil adada yalnızca 100 eşek bırakılacakmış.

Bir zamanlar "Komünistler Moskova'ya!" diye bağırırlardı biliyorsunuz. Bu milliyetçi haykırışa yanıt, birkaç yıl gecikmeli olarak Kıbrıs Türklerinden gelmiş oluyor böylece: "Eşekler Türkiye'ye!"

Çok merak ediyorum. Kıbrıslılar eşekleri Ankara'ya mı gönderecekler, yoksa Konya'ya mı? Çünkü Tarım Bakanı Musa Demir'in açıklamalarına ilişkin bir boşluk var. Türkiye'deki toplam eşek sayısı 825 bin 579 olarak belirlenmiş. Bu sayı bana az geldi. Konya ili eşek açısından bir numaraya oturken, Ankara'dan söz edilmemiş. Acaba başkentteki eşekler unutuldu mu diye düşünüyorum.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1